Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Görüş | Türk ekonomisi koronavirüs krizine hazırlıksız yakalandı

Yorum sayfamızda yayınlanan makaleler, euronews'in editoryal görüşünü yansıtmaz.
Metin boyutu Aa Aa

Yazar: Metin Türkyılmaz - Ekonomist

Dünyanın yakın tarihte gördüğü en büyük ekonomik krizlerden birine sebep olan koronavirüs salgınına halihazırda iki yıldır ekonomik sorunlarla boğuşan Türkiye, belki de en hazırlıksız yakalanan ülkelerden biri oldu.

Öyle ki Türkiye daha yaralarını saramadan tüm dünyayı etkileyen yeni bir ekonomik krizin getirdiği zorluklarla baş etmeye çalışıyor.

İşsiz sayısı ne kadar artacak ?

Kırılgan ekonomik yapıya, 2018 Mart sonundan itibaren başlayan döviz kurlarındaki yükselme darbe vurdu ve ekonomideki bütün dengeleri alt üst etti. Maliyet yükü hemen her alanda arttı. İşsizlik rakamları daha önce hiç görülmeyen seviyelere çıktı. İşsiz sayısı 3 milyon 86 binden 4 milyon 730 binlik rekor seviyeye yükseldi. Halen 4 milyon 362 bin olan işsiz sayısı, iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar ve mevsimlik çalışanlar da dahil edildiğinde 7 milyon 277 bine çıkıyor.

İşsiz sayısının mart ayından itibaren çok daha yüksek seviyelere çıkacağı ve ülkenin büyük bir işsizlik dalgasıyla karşı karşıya kalacağı tahmininde bulunmak zor değil.

Dışa bağımlı ekonomik yapı nedeniyle yüzde 25’lere kadar yükselen tüketici fiyatları, şu sıralar yüzde 11’lerde seyretse de bu seviyelerde kalmayacak. Gıda fiyatları bunun sinyalini veriyor.

Büyüme hızında ikinci çeyrekten itibaren sert bir düşüş yaşanacak

Ekonomi 2018’in son çeyreğinden itibaren üç çeyrek boyunca küçülme yaşadı. Ardından baz etkisinin getirdiği avantajla yüzde 1 ve yüzde 6 büyüme gösteren Türk ekonomisi, büyük ihtimalle 2020’nin ilk çeyreğinde de büyümesini sürdürecek. Fakat ikinci çeyrekten itibaren sert bir düşüş yaşanacağı kesin gibi görünüyor.

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin açıkladığı Mart ayında yüzde 17,8’lik keskin düşüşü gösteren ihracat verileri de bu tahmini doğruluyor.

Uzun yılların ardından ekonomik kriz sebebiyle 2019’da fazla veren cari denge, bu yılın ilk ayında 1,8 milyar dolar açıkla kapandı.

Akaryakıt tüketiminde yüzde 70’lere varan azalma ekonomideki düşüşü destekliyor

Mart ayında akaryakıt tüketiminde yüzde 70’lere varan azalma da ekonomideki keskin düşüşü destekliyor.

Bütçede durum daha da kötüye gidiyor. Salgının yarattığı ekonomik kriz nedeniyle devletin vergi ve diğer gelirleri ertelenirken, harcamaları arttı. Mart ayında Hazine nakit dengesi 40,4 milyar lirayla rekor seviyede açık verdi.

Uluslararası kuruluşların Türk ekonomisiyle ilgili öngörüleri de negatife döndü. Dünya Bankası, Türk ekonomisinin 2020 yılı büyüme tahminini yüzde 3’den yüzde 0,5’e düşürdü.

Moody’s, bu konuda daha karamsar. Türk ekonomisi için 2020 yılında yüzde 3 büyüme öngören kuruluş, bu tahmini yüzde 1,4 küçülme olarak revize etti.

Bu ortamda, S and P’nin Türkiye’nin bankacılık likiditesinde riske en açık ülke olduğuna vurgu yapması, Fitch’in Türk bankalarının refinansman risklerinin vadesi gelen büyük miktardaki döviz cinsinden borçları nedeniyle arttığına dikkat çekmesi, JCR’nin ise Türkiye’nin yabancı para ve TL cinsinden uzun vadeli kredi notunu (BBB-)’den (BB+)’ya düşürmesi kuruluşların Türk ekonomisini nasıl gördüğünü özetler nitelikte.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da yüzde 24’e kadar çıkardığı politika faizini keskin şekilde düşürmeye devam etti. En son politika faizini yüzde 10,75’den yüzde 9,75’e çeken banka, sürekli karşılıklarla oynayarak piyasaya likidite sağlamaya çalışıyor. Yine de yapılanların sorunu çözmediği apaçık görülüyor.

Türkiye’nin 18 Mart’ta açıkladığı 100 milyar liralık (15,5 milyar dolarlık) ekonomik pakette, çeşitli sektörlerde vergi, SGK prim ertelemeleri, KDV indirimleri, kredi borç ertelemeleri, kredilere garanti verilmesi, ilave finansman gibi uygulamalar bulunuyordu. Ayrıca pakette, asgari ücret desteğinin devamı, kısa çalışma ödeneğinin devreye alınması, en düşük emekli maaşının 1.500 liraya yükseltilmesi, ihtiyaç sahibi ailelere toplam 2,1 milyar liralık nakdi yardım yapılması gibi önlemler de yer alıyordu.

'Türkiye’nin açıkladığı paket yetersiz kaldı'

Görünen o ki bu ortamda Türkiye’nin açıkladığı paket gayet yetersiz kaldı. Ülkenin bu krizi aşabilmesi için çok daha fazla harcama yapması gerekecek.

Nitekim hükümet de aynı şekilde düşünüyor ki ardı ardına aldığı yeni önlemlerle ekonomiyi kurtarmaya yönelik harcamalarını sürekli artırıyor. En son 2,3 milyon aileye de sosyal yardım yapılması kararlaştırıldı.

Bu arada “Biz Bize Yeteriz Türkiyem” kampanyasıyla 1,6 milyar lira bağış toplandı.

Dünya ülkelerinin koronavirüsün getirdiği olumsuzluklarla mücadele etmek için açıkladıkları ekonomik paketlerin büyüklüğü 8 trilyon doları aştı. Hatta bu rakamın 18-27 trilyon dolara kadar yükselmesi gerektiğini iddia edenler bile var. Buna göre, dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 1’i olan Türkiye’nin en az 80 milyar dolarlık bir ekonomik paket hazırlaması daha gerçekçi olacaktır.

IMF çözüm mü?

Türk ekonomisi bu süreci, ancak yaratılacak iç ve dış kaynaklarla ve parasal genişlemeyle aşar. Merkez Bankası da İşsizlik Fonu’ndaki devlet iç borç senetlerini Eximbank, kamu ve özel bankalardan alarak piyasaya para sürmeye başladı. Özellikle iş dünyasından da IMF sesleri yükseliyor.

Nitekim, IMF’nin Bulgar asıllı Başkanı Kristalina Georgieva, salgının küresel ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerine karşı 1 trilyon dolarlık kaynağı kullandırmaya hazır bulunduklarını açıklarken, Türkiye dahil tüm üyelerle çok yakın temas içinde olduklarını da söyledi.

Türkiye’de Suriye’den gelen 4 milyona yakın sığınmacının da ülke ekonomisine maliyeti konusunda hummalı bir tartışma yıllardır sürüyor. Suriye politikasının ülke ekonomisini çıkmaza sürüklediğini düşünenler, bu yüzden koronavirüsün etkileriyle yeterince mücadele edilemediğini de savunuyorlar.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 4 Mart’ta partisinin TBMM’deki grup toplantısında “40 milyar doları bu işte harcayan Türkiye evelallah bir 40 daha harcar” diyerek bu tartışmalara yanıt verdi.

Koronavirüs vaka artış hızı günlük yüzde 10’un üzerinde seyreden ve bu açıdan 10 binden fazla hastası olan ülkeler arasında Rusya’nın ardından ikinci sırada gelen Türkiye’nin, ekonomisinin de aynı hızla bozulmaması aklı selim bütün kesimlerin temennisi.

COVID-19 için henüz ilaç ve aşının bulunmadığı bir ortamda bilindiği gibi sıtma ilacı da koronavirüs tedavisinde kullanılan ilaçlardan biri.

Türkiye’de bir söz vardır; “Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek” şeklinde.

Görünen o ki bu ilkbahar ve yaz Türkiye açısından oldukça sıkıntılı ve hareketli geçecek.

Halk şimdiden sıtmaya razı oldu.

Yorum sayfamızda yayınlanan makaleler, euronews'in editoryal görüşünü yansıtmaz.