Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

İnfaz düzenlemesinde yeni değişiklikler: Hukukçular nasıl yorumluyor?

İnfaz düzenlemesinde yeni değişiklikler: Hukukçular nasıl yorumluyor?
©  AFP / ADEM ALTAN
Metin boyutu Aa Aa

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Yeni düzenleme kapsamında tahliyeler başladı. Hukukçular infaz düzenlemesini euronews Türkçe'ye değerlendirdi.

Buna göre, ağır hastalık, engellilik gibi sebeplerle hayatını tek başına idame ettiremeyen 65 yaş üstü hükümlüler de denetimli serbestlikten yararlanabilirken, hükümlülere, kurum kütüphanesinden mahkemelerce yasaklanmamış süreli ve süresiz yayınlardan yararlanma imkanı getiriliyor.

Kabul edilen yasa maddelerinin en çok göze çarpan yanı ise, iyi halin belirlenmesi ve koşullu salıverilme durumları. Hükümlülerin iyi hali en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulacak ve bu kapsamda cezaevlerindeki kurallara uyup uymadıkları, disiplin cezası almamış olması, salıverilme durumlarında toplumla entegrasyon yeteneklerinin durumu değerlendirmeye alınacak.

"Beklentileri karşılamıyor"

Diyarbakır eski Baro Başkanı Avukat Ahmet Özmen, infaz yasasının reformuna dair iki yıldır süregiden tartışma sonucunda kabul edilen mevcut maddelerin beklentileri karşılamadığına dikkat çekiyor.

euronews Türkçe’ye konuşan Özmen, “Koşullu salıverilme sürelerinde yapılacak indirimlerin siyasileri, düşüncelerini ifade etmekten kaynaklı hüküm giymiş mahpusları, gazetecileri, insan hakları savunucularını kapsayıp kapsamayacağı yönünde bir tartışma vardı. Ama bunlar ne yazık ki parlamentoya gelmedi. Bu şekilde yasalaşacak ve yürürlüğe girecek olan böylesi bir yasa, anayasadaki temel ilkelerinden olan 10.maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı bir düzenleme olacaktır, Anayasa Mahkemesi tarafından iptali gerekir” diyor.

Özmen, “Suç ayrımı yapılmaksızın mahkûm edilmiş kişiler bu indirimden yararlanmalıydı. Bu yasanın amacı cezaevlerindeki doluluk oranını azaltmak ve toplumsal barışı sağlamaktı, ancak mevcut durumda ne doluluk azalacak ne de toplumdaki adalet duygusunun pekişmesine katkı sağlanacak” diyor.

Öte yandan, teklif, kısa süreli hapis cezasının yaptırım seçeneklerinden kamuya yararlı bir işte çalıştırma cezasına ilişkin yaptığı düzenlemede hükümlünün, tebliğ olunan adli para cezasını ödememesi durumunda hükümlünün kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilebilecek. Günlük çalışma süresi, denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek.

Açık ceza infaz kurumunda bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalanların cezalarının denetimli serbestlik tedbiri altında infazına olanak tanıyan düzenlemede ise herhangi bir değişikliğe gidilmedi.

Kadına karşı yaralamalarda ceza indirimi yok

Türk Ceza Hukuku Derneği Başkan Yardımcısı Avukat Kazım Yiğit Akalın, yeni geçen madde düzenlemelerine göre, kasten adam öldürme, terör, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, eşe karşı suçlar, cinsel suçların hiçbirinin indirime girmediğini, eski halini koruduğunu, kadına karşı yaralamalarda da ceza indiriminin olmayacağını belirtti.

euronews Türkçe’ye konuşan ve gazeteciler Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu'nun avukatı olan Akalın, bu yeni düzenlemelere eklenen bir fıkra ile birlikte infaz indiriminden yararlanamayacak istisna suçlar arasına MİT Kanunu’nun da dahil edilmesine dikkat çekiyor.

Akalın, “İşin en ilginç tarafı, daha önce hiçbir af veya infaz indiriminde istisna suçlar içine MİT Kanunu yazılmamıştı. Bugün Türkiye’de bu kanuna muhalefetten dava acılan veya soruşturulan Barış’lar ve diğer gazeteciler haricinde kimse yoktur. Anayasa’nın 10.maddesindeki eşitlik ilkesinin herkese uygulanması gereğine göre Anayasa Mahkemesi bir karar vermeli, ancak Mahkeme’nin bugünkü yapısına bakıldığında böyle bir karar beklemek çok iyimserlik olur” diyor.

Söz konusu yasal değişikliklerin temel amacı, halihazırda 220.000 civarında kapasitesi olan cezaevlerinin 300.000 kişiye ulaşması sebebiyle doluluk oranlarını azaltmak.

“Eğer bir diğer amaç toplum barışını sağlamak veya kader mahkumlarını kurtarmak olsaydı, ayrı tutulan suçlar olmazdı. Avukatlar, gazeteciler, siyasetçiler fiili bir eylemleri olmamasına rağmen, yazdıkları, konuştukları için içeride tutulmazlardı” diyen Akalın, ayrıca yeni yasal değişikliklerle birlikte uyuşturucu imal veya ticaretinde bulunanlara af veya indirim olmadığını, ancak uyuşturucu bulundurma ve içme konusunda indirime gidildiğini belirtiyor.

“Ancak, mafya, hırsız, dolandırıcı, çocuk pornocusu, fuhuşa teşvik edenler, gaspçılar aftan yararlanacak. Örneğin mafya adi örgüt kapsamında Türk Ceza Kanunu’nun 220.maddesine dahil ediliyor ve onların da ceza infazı dörtte üçten üçte ikiye indiriliyor. Bu kanun çıkmadan önce işlenen suçlarda ceza düşük kaldı, ama indirim onlara da işledi,” diyor avukat Akalın.

Mahkumların cezaevlerinden alınması

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Pazartesi günü yaptığı açıklamada açık cezaevlerindeki üç mahkumun koronavirüsten yaşamını yitirdiğini duyurdu.

Öte yandan, kabul edilen bir diğer maddeye göre; “terör suçları” ile ilgili bilgilerin araştırılması için “ilgili makam” ya da savcılıkların talebi ve sulh ceza hâkiminin kararıyla, mahkumların cezaevlerinden alınabilmelerine imkan tanınıyor. Düzenleme söz konusu haliyle yasalaştığı taktirde, savcılığın yanı sıra istihbarat kurumları, mahkumları geçici süreliğine hapishanelerden alarak sorgulayabilecek.

İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi başkanı Avukat Tuğçe Duygu Köksal, “Bu madde daha önce de tartışmalara konu edinmişti ve zaten uygulanması eleştirilmekteydi. Zira bu madde sadece soruşturmanın savcısına değil diğer ilgili makamlara da cezaevinde tutulan hükümlü ya da tutukluyu dışarı çıkartma yetkisi veriyor” diyor.

euronews Türkçe’ye konuşan Köksal, “Bir soruşturmanın amiri savcıdır ve bir soruşturma kapsamında ifadenin nasıl alınacağı Ceza Muhakemesi Kanunu ile belirlenmiş ve sınırları çizilmiştir. Bunun dışında ilgili bir kurumun cezaevinden bir kişiyi bilgi almak üzere dışarı çıkartması hakim kararı olsa dahi -ki bu kararı almak zor olmasa gerek- keyfi uygulamalara sebebiyet verebilir. Elbette itiraz hakkı söz konusu olacaktır, ancak sulh ceza hakimliklerinin kararının denetimi kapalı devre bir sistemde işlediğinden ne kadar etkin bir denetim olacağı tartışılır.”

“Ceza Muhakemesi kanununda mülâkat diye bir usul yoktur” diyen Köksal, “Suç şüphesi altındaki kişinin bilgisine başvurulduğunda, bilgi alma adı altında kişinin CMK garantileri dışında dinlenmesi kişinin savunma hakları ve müdafiye erişim hakkı bakımından sıkıntılar doğurur” diye ekliyor.

Söz konusu düzenleme, terör ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından uygulama ile sınırlandırılıyor.

"İlgili kurum" kavramı riskli

Avukat Köksal, bu düzenlemeyi savunma hakkı ve usul garantileri bakımından tehlikeli buluyor.

Düzenlemedeki “ilgili kurum” kavramının sorunlu olduğunu düşünen Köksal, istihbarat birimleri başta olmak üzere kapsamı geniş bir uygulana alanının devreye girebileceğine dikkat çekiyor:

“İstihbarat faaliyeti yürütülebilir ancak devlet bu faaliyeti uygularken de adil yargılanma usul garantilerini ilgili kişiye sağlamalıdır. Aksi takdirde elde edilen bilgilerin soruşturma dosyalarında kullanılması hukuka aykırı nitelikte olur. Ceza Muhakemesi kanunun hukuka aykırı elde edilen delillerin kullanılmasına karşı garantileri açıktır. Zaten uygulamada istihbaratın elde ettiği tavsiye niteliğindeki ve yargı organlarını bağlayıcı olmayan bilgilerin usul garantileri sağlanmadan, savunma hakkı kapsamında tartışılmadan yargılamalarda delil olarak kullanılmasını tartışıyoruz.”