Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

AB Türkiye'deki Roman kadınlara destek veriyor

Necla Buluter
Necla Buluter   -   ©  Elmas Arus
Metin boyutu Aa Aa

Kadın ve çocukların kemikleşen ve giderek büyüyen sorunları ve çaresizlikleri, yoksulluk ve ayrımcılık kıskacında bir yaşam mücadelesi veren Romanların da uzunca bir süredir gündeminde yer alıyor. 2010 yılında hükümet tarafından başlatılan Roman Açılımı, Roman kadınları dışında şekillendiği ve Roman kadınların sorunlarının Roman erkeklerin bakış açısıyla ele alındığı konusunda eleştiri getiriliyordu.

Dolayısıyla, toplumsal cinsiyet anaakımlaştırılması açısından AB finansmanındaki bu proje, kadın sorunlarına kadın perspektifinden kalıcı ve yerinde çözüm bulmayı amaçlıyor. Bu konuda Türkiye’nin sırasıyla aday ve üye ülke olduğu Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi’nin finansmanlarının etkisi ise özellikle eğitim ve istihdam alanında kendini gösteriyor.

2015'ten bu yana Roman entegrasyonu amaçlı hükümete sağlanan destek yaklaşık 11 milyon euro. Bunun 1,6 milyon eurosu yeni gönderildi ve ünümüzdeki 2 yıl içinde kullanılacak. Hükümet dışı kurumlara (STK başta olmak üzere, belediye ve üniversite dahil) 6.3 milyon euro sağlanmış.

Avrupa Birliği, 20 Temmuz günü "Roman Diyalog Ağı'nın Güçlendirilmesi" (RODA) Projesi'nin açılışını gerçekleştirdi. Ağ'a üye olan 22 STK'dan bir kadın bir erkek temsilci olmak üzere 44 temsilci 20 konuda bir dizi eğitimlere katılacak.

Hak temelli bir yaklaşıma göre tasarlanan Proje'de nihai yararlanıcılar, Rom, Dom, Lom ve Abdal olmak üzere Türkiye'deki Roman gruplardan oluşuyor. Projeye savunmasız grupların katılımı, temsil edilmesi ve dahil edilmesini amaçlıyor.

Projenin genel amacı, Türkiye'de sivil toplumun gelişmesine katkıda bulunmak olduğu gibi, özel amaçları arasında toplumsal cinsiyet eşitliği, savunuculuk faaliyetleri, mali sürdürülebilirlik, organizasyon ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi, yerel yetkililerle stratejik iş birliklerinin geliştirilmesi ve Roman kadınların tüm bu eylemlere özellikle dahil edilmesi yer alıyor.

Projenin ilk aşamasında kadınlara verilecek eğitimler yoluyla idari ve teknik kapasite artırıldıktan sonra, ikinci aşamada yerel düzeyde ortaklıklarla küçük ölçekli hak temelli savunuculuk ve farkındalık projeleri uygulanacak. Proje coğrafi olarak Kuzey, Batı, Güney olarak bölümlendi.

Roman kadınlarının her birinin Avrupa Birliği ve yerel STK'ların yönlendirmesiyle kendilerinde ve çevrelerinde yarattıkları değişiklikler ve "başarı öyküleri" ise bu tür projelerin topluluk üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor. AB Büyükelçisi Christian Berger, projenin başlangıç toplantısında yaptığı konuşmada, bu kadınları "kendilerini rol modeli olarak öne çıkaran cesur insanlar" olarak tanımladı.

Roman çocuklarının okullaştırılması

Gaziantep’te gerek yoksulluktan gerekse kültürel çekincelerden dolayı çocuklarını okula göndermeyen Abdal ailelerin kapılarını teker teker çalıp son 4 senedir 120’ye yakın çocuğu okullaştırmış bir Abdal kadın Necla Buluter. "Okumak" dendiğinde gözlerinin içi parıldıyor. Alfabeyle tanışan her çocukta kendi emeğinin ve inatla kapı kapı gezip aileleri ikna etmesinin bir izini görmekten çok mutlu oluyor.

Romanlar, çocukların okula kayıt oranının en düşük olduğu grup. Okula giden çocuklar da ya çok devamsızlık yapıyorlar, ya da bir süre sonra okulu terk ediyorlar. Bunun ardında ebeveynlerin bilinç eksikliği, aile bütçesine katkıda bulunmak üzere çalışma gereği, ebeveynlerin çocuğun temel giderlerini karşılayamaması ve okul içinde yaşanan ayrımcılık temel sebepler olarak gösteriliyor.

euronews Türkçe’ye konuşan Necla Buluter, kendi mahallelerinde aralarında Suriyelilerin de olduğu 5-6 yaşındaki çocukların okula erişimini sağlamak amacıyla Gaziantep’te Sıfır Ayrımcılık Derneği’nin yardımıyla birkaç sene önce bir anaokulu açtı.

“Her bir aileyle konuşup çocukları getirmeleri için teker teker onları ikna ettik. Çocukların giysilerini bizim alacağımızı, öğle yemeği ve ara öğün meyvelerini vereceğimizi söyledik. Burada fakirlikten dolayı okula gönderme alışkanlığı yok. Çocukları doğrudan sokağa bırakıyorlardı. Ama anaokuluna gidince okulu, eğitimi sevdiler” diyor.

Her çocuğu okula giden 6 çocuklu Necla hanımın (54) çocukluk hayaliydi okula gitmek. 9 kardeşin ortancası olarak annesi tarlaya çalışmaya giderken kardeşleriyle ilgilenmek ona düşüyordu.

“Bir gün akşama kadar ağladım anam beni okula göndersin diye, o da dövdü beni eve geri koydu, ben tarladayken çocuklara kim bakacak dedi” diyor Necla hanım.

Ancak çocukların okula erişimi için kolaylık sağlarken, kendisi de 15 kadınla birlikte gönüllü öğretmenlerden okuma yazmayı öğrendi. “Anneler, babalar eğitim alırlarsa çocuklar kurtulur” diye düşünüyor Necla hanım.

Şu anda öncelikli talepleri ise, veliler düzeyindeki bu projelerine ve mesleki eğitim kursu açma hayallerini gerçekleştirmeleri için Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir öğretmen desteği ve maddi destek sağlaması.

RODA, Türkiye'deki dört Roman grubunun (Rom, Dom, Lom ve Abdal) temsil edildiği tek Roman ağı. Başlangıçta bu Ağ, kamu otoriteleri ve Roman grupları arasında sürekli diyaloğun sağlanabilmesi için 2012 yılında kuruldu. Geçen yıllar boyunca, ağın adı Kamu-STK Diyalog Grubu iken, RODA olarak değişti ve faaliyetlerini daha güçlü bir Roman dahiliyeti yönünde çeşitlendirdi.

Elmas Arus
Roman kadınElmas Arus

Marjinalleşme, damgalama, sosyal dışlama

İstanbul merkezli Sıfır Ayrımcılık Derneği başkanı ve projenin baş uygulayıcısı olan Elmas Arus, "Roman toplulukları, Türkiye'de yaşayan en savunmasız ve dezavantajlı topluluklar arasında. Marjinalleşme, damgalama ve sosyal dışlanma ile karşı karşıyalar. 2000 yılına kadar birçok Roman sivil aktivizmden uzak durdu. 2004 yılı ise ilk Roman STK'sının kurulduğu yıldır" diyor.

euronews Türkçe'ye konuşan Arus, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılma çabalarıyla birlikte, Roman STK'ların 2004'ten sonra sürekli olarak ortaya çıkmaya başladığına dikkat çekiyor.

2005 yılında katılım müzakerelerinin başlamasıyla birlikte Roman dernekleri arasındaki bu "heyecan" daha da arttı. 2009 yılına gelindiğinde ise, Roman STK'larının sayısı yaklaşık 60'a ulaştı ve bugün yaklaşık 600 Roman STK bulunuyor.

Arus'a göre, "Roman kadınlarının yaşamlarında karşılaştıkları çok boyutlu eşitsizlikler kadınların temel haklara erişimini engelliyor. Çoğunlukla kayıt dışı sektörde hurda ve kağıt toplama, çiçek satışı ve temizlik gibi işlerde çalışan kadınlar, aynı zamanda geleneksel rollerinden kaynaklı aile bireylerinin sorumluluğunu tek başına kaldırmaya çalışıyor" diyor.

Arus'un ifadesiyle "hayat mücadelesinden toplumsal mücadeleye zaman ayıramayan" Roman kadınların geleneksel açıdan toplumdaki rolleri de "kız çocuklarına miras olarak bırakılıyor".

"Bu kısır döngünün devam etmemesi için Roman kadınlarının güçlendirilmesi çok önemli. Kadınların güçlenmesi demek aynı zamanda çocukların da güçlenmesi demek. RODA Projesi'nin en temel amaçlarından biri olan eğitimler yoluyla kadınların farkındalığını artırmak ve temel haklarını savunmak için kamuya ulaşma kapasitesini güçlendirmek olacak" diyor Arus.

Edirne'deki sosyal sorumluluk projeleri

Türkiye'de Romanların yoğunlukta yaşadığı bir kent olan Edirne’de Roman Gençlik Merkezi’nden Nilay Karadeniz de çocukluk hayali olan çocuk doktorluğunu maddi nedenlerden dolayı gerçekleştiremeyen kadınlardan biri.

euronews Türkçe’ye konuşan Karadeniz, “Malum anne işsiz, baba işsiz, 4 kardeş okutmaya çalışıyorlardı bizi canla başla. Fakat ben onların ne kadar zorlandığını gördüm. Üstüne de okulda uğradığım ayrımcılıkla liseyi ikinci sınıfta terk ettim” diyor.

Ardından iş hayatına katılan Karadeniz, çocukların uğradıkları ayrımcılık ve çaresizlik karşısında bir şeyler yapma ihtiyacı hissetmiş ve Roman çocuklar ve engelliler için sosyal sorumluluk projelerinde 10 yıldır gönüllü olarak yer almış.

“Türkiye de Romanların yaşadığı farklı illerde yapılan saha çalışmalarında yer aldım. Sorunlar bölgesel hatta mahalle bazında değişebiliyordu, fakat konuya neresinden bakarsanız bakın öncelikli sorun eğitimdi. Eğitim olmayınca herşey zincirleme olarak arka arkaya gelip çığ gibi büyüyordu” diyor.

"Kendini ait hissedebilecekleri bir yer"

Bu saha çalışmalarından sonra çocukların eğitime erişimi ve kadın sorunları üzerinde çalışmalar yapmaya karar veren Karadeniz, bir anne olarak mahallelerdeki tüm çocukları kendi çocuğu gibi bilip sahiplenmiş. Şu anda Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi'nin ortak yürüttüğü ROMACTED Programı dahilinde kurulan Çocuk Evi’nde ve bazı illerde bulunan Roman merkezlerinde gönüllü çalışmalarını yürütüyor. Bu merkezlerde çocuklara okul-öncesi eğitim, okul sonrası etüt olanağı, internet, bilgisayar ve printera erişim ve sosyal, sanatsal aktivite olanağı sağlanıyor.

“Kendilerini ait hissedebilecekleri bir yerin ve onları gerçekten anlayabilecek, dinleyebilecek birilerinin var oluşunu hissetmeleri kendilerine olan öz güvenlerini artırmayı, kendilerini derse hazır hissetmelerini ve okul devamsızlıklarını azaltmayı sağladı. Okula gitmeden beslenme, okulda ve okul sonrası beslenmeleri konusunda da özel bir destek yapılması gerektiği görüldü,” diyor Karadeniz.

Kadın çalışmalarına da katılan Karadeniz, farklı illerden kadınlarla bir araya gelerek Roman kadınların sorunlarına çözüm önerileri geliştiriyor.

"Roman kadın olmak iki kat daha zor"

Karadeniz’in ifadesiyle, “Dünya üzerinde kadın olmak zor. Hele bir de Roman kadını olmak iki kat daha zor. Eğitim yok, iş yok, sosyal güvenlik yok, hayat yükü omuzlarımızda, yoktan var etme savaşı veriyoruz.”

Çocukluğunda çocuk doktoru olma hayalleri kuran Nilay hanım şu anda tek bir hayalinin peşinden gidiyor: Roman mahallelerinde yaşayan tüm çocukların bugün ve yarınları için hayallerini gerçekleştirmelerine katkı sağlamak. “Çünkü onların hayalleri, benim hayalim” diyor.

Türkiye’de Roman STK'larının faaliyet alanı oldukça geniş: konut, eğitim ve hak savunuculuğundan mesleki eğitim ve kültürel çalışmalara kadar uzanıyor. Roman meselelerinin karmaşıklığı ve Romanların kamu hizmetlerini kullanma düzeyinin yetersiz olması, Roman STK'larını kapasite güçlendirme çalışmalarına yönlendiriyor. Zira, bu kuruluşların sadece dörtte biri organize şekilde çalışma kapasitesine sahip olup çoğu, kadınların temsili konusunda yetersiz kalıyor; çoğunda aktif kadın üye veya gönüllü yok.

Elmas Arus
Roman kadın ve çocuğuElmas Arus

Kamu ile "hiyerarşik" ilişki

Dahası, Roman kadınlarının endişelerini, ihtiyaçlarını ve fikirlerini temsil edecek konumda değiller. Bunu yaptıklarındaysa, çoğunlukla erkeklerin bakış açısından varsaydıklarını ortaya koyuyorlar. Ayrıca, kamu otoriteleri, özellikle yerel düzeyde, Roman STK'larına iyi niyetle yaklaşsa da, STK'ları desteklemeyi, onları eşit ortak olarak almak yerine onları korumaya odaklı bir yaklaşım sergiliyorlar; bir diğer ifadeyle hiyerarşik bir ilişki kuruyorlar.

Eğitimde çocukların yaşadığı ayrımcılık ve okullaşma süreçlerinin dışına çıkmalarının yanı sıra, Roman kadınların istihdam alanında uğradıkları ayrımcılık da Avrupa Birliği’nin finansman öncelikleri arasında yer alıyor.

Yeşim Yeltekin yaklaşık 8 ay önce Tekirdağ’daki Roman kadınlara istihdam olanağı sağlamak üzere bir şirket kurdu. Daha önce kendisi de bir temizlik şirketinde çalışan Yeltekin, hemşehrisi olan Roman kadınların iş bulmasına yardımcı olmak için yoğun bir çaba sarf ediyor.

euronews Türkçe’ye konuşan Yeltekin, “Biz Roman kadınlar iş bulmakta çok zorlanıyoruz, ayrımcılık yapan çok oluyor, bize iş vermek istemiyorlar. Şu anda ise en azından 3 kişiye ev, bina ve işyeri temizliğinde istihdam edilmeleri için destek verdiğim, onların para kazanmasına, çocuklarını okutmasına katkı sağladığım için çok mutluyum” diyor ve ekliyor:

“Başlarda çekinenler oldu, ama tanıdıkça bizlerin nasıl insanlar olduğumuzu anlayıp çok sevdiler. İstihdam edilen birçok kadın da çocuklarını okutmaya başladı."

Türkiye'de tam sayıları bilinmemekle birlikte Roman topluluğun nüfusunun iki ila beş milyon arası olduğu tahmin ediliyor.