Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Araştırma | Aşı esnasında daha az acı çekmek istiyorsanız gülümseyin

Aşı olan bir çocuk
Aşı olan bir çocuk   -   ©  AFP
Metin boyutu Aa Aa

Covid-19 pandemisine karşı dünya çapında aşılama kampanyaları başladı, iğneden korkanlar da aşı olacakları günü endişe ile bekliyor. Ancak ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, aşı sırasında gülümsemek veya yüzünü ekşitmek acının yüzde 40 daha hafif hissedilmesine yardımcı oluyor.

İnsanlar genelde bu tür acılara karşı doğal olarak gözlerini kapatıp yüzünü ekşitiyor. Kaliforniya Üniversitesi'nde Psikolojik Bilimler Profesörü Sarah Pressman ve ekibi büyük bir gülümsemeye benzeyen bu refleksin nedenini araştırdı.

Bunun için 231 kişinin katılımıyla bir test gerçekleştirildi. Herkese, salin solüsyonlu aşı yapıldı ancak enjeksiyon sırasındaki yüzde ifadesini belirlemek için 4 farklı gruba ayrılan deneklerin ağızlarına bir çubuk yerleştirildi.

UCI School of Social Ecology
Farklı yüz ifadeleriUCI School of Social Ecology

Birinci (A) gruptaki deneklerden, yüz ifadelerinin nötr bırakmaları istendi.

İkinci gruptakilerine (B), sadece ağız kısımlarının harekette olduğunu, "samimi olmayan" bir gülümseme yapmaları istendi.

Üçüncü gruptaki kişilere (C) aşı sırasında "Duchenne gülümsemesi" yapmaları istendi. Samimi gülümseme olarak nitelen bu gülümseme esnasında kişinin göz çevresindeki ve yanak kısmındaki kaslar harekete geçiyor.

Sonuncu gruptan ise (D), yüzlerini ekşitmeleri istendi.

Herkese aşı öncesinde ve sonrasındaki stres seviyeleri soruldu. Ayrıca aşıdan hemen sonra hissettikleri acıya bir not vermeleri istendi. Altı dakika sonra tekrar acıya yanıt vermeleri istendi.

Samimi gülümseyenler acıyı yüzde 40 daha az hissediyor

Sonuçları analiz ettikten sonra bilim insanları, aşı esnasın samimi tebessüm (C) eden ve yüzünü ekşitenlerin (D) diğerlerine göre yüzde 40 seviyesinde daha az acı hissettiği tespit edildi.

Ayrıca, enjeksiyon sırasında samimi gülenlerin, diğerlerine göre daha az stresli oldukları ortaya çıktı.

Ancak baş araştırmacı Sarah Pressman, bu çalışmadan daha kesin sonuçlar elde edebilmek için daha kapsamlı testlerin yapılması gerektiğini ifade etti.