Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Akşener: Lebaleb kongreleriniz Allah'ın sofrasından daha mı kıymetliydi?

Meral Akşener
Meral Akşener   -   ©  Anadolu
Metin boyutu Aa Aa

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, "Mübarek ramazan ayında toplu iftar yasakmış. El Hak, bu şartlarda doğru bir karar ama doğal olarak bu fevkalade duyarlı arkadaşlara sormak istiyorum, sizin lebalep kongrelerinizdeki keyfiniz Allah'ın sofrasından daha mı kıymetliydi?" diyerek hükümeti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirdi.

Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan Akşener, pandemiye karşı açıklanan yeni önlemlere değinerek şunları söyledi:

"Kongrelerinize yasak gerektirecek bir durum yoktu da mübarek sofralarda mı aklınız başınıza geldi? Kısıtlama sadece iftarla sınırlı değil, restoranlar, lokantalar, on binlerce işletme yeniden kapanacakmış. Yahu siz ne vicdansız ne izansız insanlarsınız. Lokantalarda, kafelerde 3-5 kişi bir araya gelince salgın yayılıyor da binlerce kişiyi toplayıp getirdiğiniz kongrelerinizde virüs tatile mi çıkıyordu? Yazıklar olsun."

"Gençlerimizi bu ahlak erozyonundan korumalıyız"

Akşener, son üç ayda arabasında 100 kilo eroin ile yakalanan eski büyükelçilik basın müşavirinden Samsun Büyükşehir Belediyesinde yolsuzluktan tutuklanıp evinde 10 milyon bulunan daire başkanına ve son olarak lüks aracında uyuşturucu kullandığı tespit edilen AK Parti çalışanına her geçen gün yeni bir vakanın ortaya çıktığına dikkat çeken Akşener, " 'Asım'ın neslini yaratacağız' diyerek iktidara gelenlerin düştükleri hazin durumun yeni örneklerine şahit oluyoruz." şeklinde konuştu ve şöyle devam etti:

"Ahlakla arasına epey bir mesafe koymuş, ahlaksızlığı ve vicdansızlığı büyüklerinden öğrenmiş bir genci linç etmeyeceğim. Gençler yanlış yapabilir, nefislerine yenik düşebilir. Benim meselem, o gencimiz de dahil tüm gençlerimizi bu zihniyetin yarattığı ahlak erozyonundan koruyup kollamaktır. Benim meselem, hata yapan gençlerle değil, onları hak yolundan ayıran bu karanlık zihniyetledir. O gencimiz ne diyor? 'AK Parti'de görev alırsam daha çok kazanmamın önü açılır diye düşündüm.' Ne kadar acı değil mi? 'Çok çalışırsam, çabalarsam, emek verirsem sonunda başarırım, helaliyle kazanırım.' değil, 'AK Parti’de görev alırsam, daha çok kazanırım.' Gençlerimizi böyle düşünmek zorunda bırakanlara yazıklar olsun."

"Kim ne derse desin, o sözleşme hala geçerli"

İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesini de eleştiren Akşener, kim ne derse desin, sözleşmenin hala geçerli olduğunu, sözleşmeden çekilme yönteminin de açıklanan kararın da hem hukuken hem de siyaseten geçersiz olduğunu kaydetti.

Akşener, "Sayın Erdoğan, aklını başına devşir, böyle şımarıklık olmaz, böyle devlet yönetilmez. Kendisi bir de çıkmış, cuma namazı sonrasında kadınlarımızı tehdit eder gibi diyor ki 'O iş bitti, önünü ardını kurcalamayın'. Şu tavra bakar mısınız? Emrin olur ağam. Bu tehditler kadınlara sökmez Sayın Erdoğan. Tacize, tecavüze, hakarete, dayağa boyun eğmemiş o kadınlar, senin tehditlerine hiç boyun eğmez." diye konuştu.

"Sen 'O iş bitti' dediğinden beri 7 kadınımız öldürüldü. Söyle bakalım, o iş gerçekten bitmiş mi Sayın Erdoğan? O iş kadınlara musallat olan bu ahlaksızlık bitmeden bitmez. Kadınlar sokakta korkmadan yürümeden bitmez. Kız çocuklarımıza göz koyan sapıklar bitmeden bitmez. O iş kokuşmuş zihniyetiniz bitene kadar bitmez."diyen Akşener, konuşmasının devamında TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un Montrö Sözleşmesi'ne yönelik sözlerini de hedef aldı:

"Türk milletinin iradesinin tecelligahı Büyük Millet Meclisinin Başkanı çıktı ve dedi ki 'Cumhurbaşkanı isterse Montrö'den de çekilir.' Bu lafı eden hukuk profesörüne bir bakar mısınız? Meclis çiğnenmiş, milletin iradesi çiğnenmiş; sahip çıkacağına, 'millet iradesi' diyeceğine çıkmış bir de üzerinde tepiniyor. Kurtuluş Savaşı'nı yapmış Gazi Meclis'in Başkanı değil sanki sarayın Meclis'teki irtibat bürosu şefi konuşuyor. Şimdiden uyarıyorum. Aklınızdan bile geçirmeyin. Ege'deki adalarımıza çöken Yunanistan karşısındaki ezikliğinizi gizlemek için Lozan'a, Kanal İstanbul saçmalığınıza kılıf uydurmak için de Montrö'ye göz dikmeyin. Ne tarih ne de kahraman ecdadımız sizi affetmez."

"Kapalı kapılar ardında Çin'le iş mi çeviriyorsunuz?"

Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşat Salihi'nin, Barzani yönetiminin etkisiyle görevden alındığı yönünde bilgiler aldıklarını aktaran Akşener, durum bu ise iktidarın gereğini yapması gerektiğini, aksi takdirde milletin sandıkta gereğini yapacağını belirterek şöyle devam etti:

"Türk'le ve Türklükle arasına koyduğu mesafeyi Öcalan ailesiyle arasına koyamayan, İhvancılara gerdiği kolu kanadı Erşat Salihi'ye geremeyen iktidar ve küçük ortağı, Uygurlara zulmeden Çin'in Dışişleri Bakanı'nı lunaparktaki çocuklar gibi karşıladılar. Utanmadan, sıkılmadan kameraların önüne geçip 'çak' bile yaptılar. Bu samimi buluşma kapsamında Uygurlu kardeşlerimize yapılan zulümden bahsedemediler. Burada şaşırtıcı bir durum yok. Cinping Perinçek'in emrindeki Cumhur İttifakı'ndan Uygurlara yapılan zulüm karşısında omurgalı bir duruş zaten beklemiyoruz. Ama görüşme sırasında ilginç bir şey oldu. Tam da Çinli Bakan'ın geldiği gün 'Kanal İstanbul projesiyle ilgili olarak plan değişikliklerini askıya çıkardık.' diye açıklama yaptılar. Açıklama için neden o günü beklemişler? Milletimiz bunu neden Çinli Bakan'ın geldiği gün öğreniyor? Milletimizin bu dar zamanında Kanal İstanbul saçmalığı için kapalı kapılar ardında Çin'le iş mi çeviriyorsunuz? Üç-beş milyar dolar için Doğu Türkistan'daki Müslüman Türk'ün hakkını, hukukunu ve namusunu Çin'e kilim mi ediyorsunuz?"

"Tabiata zarar vereceği kesin ama inadından vazgeçmiyor"

Akşener, "İlla bir kanal açacaksan Urfalıların feryadını duy. Git, GAP'ta sulama kanalları aç, yağmurlama sistemleri kur, toprak ana bire beş versin, çiftçimiz de ülkemiz de zenginleşsin. Kırk yılda bir memlekete bir hayrın dokunsun ama nafile. Tabiata zarar vereceği kesin, Marmara Denizi'ni mahvedeceği kesin ama inadından vazgeçmiyor. Çünkü kendinden başka hiçbir şey umurunda değil." diye konuştu ve ekledi:

"İktidar bir an önce çevre ve iklim krizi konusunda somut adımlar atmak zorundadır. 17 yılda 43 ülkeden 31'i emisyonunu azaltmış. Türkiye'deyse yüzde 82 artmış. Bu, havayı kirletmede şampiyonlar ligindeyiz demek. Bu havayı biz soluyoruz, evlatlarımız soluyor, sevdiklerimiz soluyor. Sularımızı da 'yarın yokmuş gibi' tüketiyoruz."

"İktidara geldiğimizde ilk iş olarak Paris Anlaşması'nı onaylayacağız"

Türkiye'nin, Eritre, Irak, İran, Libya ve Yemen'le beraber Paris İklim Anlaşması'nı onaylamayan altı ülkeden biri olduğunu hatırlatan Akşener, iktidara geldiklerinde ilk iş olarak Paris İklim Anlaşması'nı onaylayacaklarını aktardı ve sözlerini şöyle tamamladı:

"Sayın Erdoğan, Biden'dan davet aldığı iklim zirvesinde ne diyecek, gerçekten çok merak ediyorum. Acaba, İstanbul Sözleşmesi’nde olduğu gibi 'Paris Anlaşması'na ne gerek var, mevcut yasalarımız çevreyi korumak için yeterli' mi diyecek? Yoksa, 'Değerlerimize aykırı olan Paris Anlaşması'nı tanımıyoruz. Biz, yerli ve milli Gaziantep iklim anlaşmasını kaleme alacağız' mı diyecek? Ne diyeceğini o gün geldiğinde göreceğiz ama kesin olan şu ki Türkiye'nin iklim krizi ve doğa konusunda bir an önce harekete geçmesi gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.