Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Türkiye, 'Rabia politikası'ndan vaz mı geçti? Mısır ile ilişkiler normalleşir mi? Uzmanlar ne diyor?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Arşiv)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Arşiv)   -   ©  KAYHAN OZER/AA
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye Rabia politikasından vaz mı geçti? Mısır ile yakınlaşma sürecinde son durum ne ve ilişkiler eskiye döner mi?

Ankara yönetimi, Mısır'da Müslüman Kardeşler'in lideri eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'ye karşı yapılan protesto ve gösterileri fırsat bilerek 2013 yılında darbe yapan General Abdülfettah el-Sisi ile ipleri en baştan koparmıştı.

Geçtiğimiz yıllar boyunca ilişkiler tarihi dip seviyesinde kaldı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 3 Temmuz'da gerçekleşen askeri darbeye karşı direnişin merkezi haline gelen Rabiatü'l Adeviyye Meydanı'nda ortaya çıkan ve 4 parmakla yapılan 'Rabia işareti'ni kendi siyasi ideolojisinin de işareti haline getirdi.

Doğu Akdeniz'de yükselen tansiyon ise Türkiye'nin bölgede oldukça yalnız kaldığını gösteren bir gelişme oldu. Türkiye aradan çıkınca Yunanistan, Mısır ve İsrail ile yakınlaştı ve stratejik anlaşmalar yaptı.

Son aylarda Türk Dışişleri tarafından Mısır'a zeytin dalı uzatılacağının emareleri oluştu ve neticede de Kahire ile siyasi görüşmeler yeniden başlatıldı. Ancak 'normalleşme'nin hızla tamamlanması beklenmiyor.

Mısır Dışişleri Bakanı Sameh Şükrü "varılan noktada ilişkilerin tam restorasyonu için sadece sözler yeterli değil" diyerek ortada hem ikili hem de bölgesel sorunlu konular olduğuna dikkat çekti ve "normalleşme için gerekli adımlara odaklanmalıyız" şeklinde konuştu.

Mısır dış politikası üzerinde uzmanlaşmış olan yazar Nail Şama da gelişmelere ilişkin olarak "8 yıllık düşmanca tavrın getirdiği birikmiş bir güvensizlik var" diyor.

Konuyu euronews Türkçe'ye değerlendiren Ortadoğu Uzmanı Siyasi Analist Deniz Büstani, "İlişkilerin en baştan koparılması hataydı. Uluslararası stratejilerden ziyade ideolojik baklılması Türkiye'nin zararına oldu." diyerek Yunanistan'ın hareket alanının artmasının Türkiye'nin diğer ülkelerle arasının bozulması ile doğrudan ilişkili olduğunu kaydetti.

Büstani şunları söyledi:

"Bence Mısır ile buzlar erir. Argümanı da şu; geçen yıl Mısır ile Yunanistan arasında Türkiye-Libya anlaşmasına benzer bir deniz sınırları protokolü imzalandı fakat Mısır meclisinden geçirilmedi. Mısır tutumunu sürdürmesi halinde Türkiye'ye neler olabileceğini göstermesi için yapılan bir anlaşmaydı bu. Hala da Mısır devlet nezdinde geçerli bir anlaşma değil. Buradan anlıyoruz ki Mısır devleti Türkiye ile buzları eritebilecek bir zemine hazır."

Bu zeminin oluşabilmesi için hükümetin Mısır'daki İhvancılara olan desteğini kesmesi gerekeceğinin de altını çizen Büstani, aslında bu noktada Türkiye'nin fazla bir desteğinden söz edilemeyecek olsa da bunu Libya üzerinden yapma imkanın bulunmasını hala Mısır'ın risk olarak gördüğünü anlatıyor. Mısır'ın bu konuda Türkiye'den garantiler isteyeceğine kesin gözle bakan Büstani, Türk Dışişleri'nin son Libya ziyaretinde de bir laiklik vurgusu yapıldığını aktarıyor.

"Rabia işaretinden vazgeçilmesi zor, çünkü AK Parti'nin 20 yıldır üretemediği bir ideolojinin logosu"

Bu çekincelerin ortadan kalkması haline Türk-Mısır ilişkilerinin hızla tesis edileceğini düşünen Büstani sözlerini şöyle tamamlıyor:

"Sisi İsrail dahil bütün komşularla 'zarar etse dahi' ilişkileri düzeltme yoluna gidiyor. Hedefi de zaten kendisini tehdit edebilecek tüm civar ülkelerle ilişkisini düzeltip iç işlerine yoğunlaşmak. Bu anlamda bir tek Türkiye kaldı. İç işleri Sisi için önemli çünkü Mısır'da dini hassasiyetleri yüksek olan çok büyük bir nüfus var ve bu da Sisi için bir tehlike arz edebilir. O nedenle Mısır'a yoğunlaşmak istiyor. Bölgedeki gelişmelerden sonra Türkiye'nin de duygusal adımlardan çok pragmatik girişimler yapması artık bir seçenek değil zorunluluk haline geldi dolayısıyla Rabia söyleminin dış politikada artık çok etkisinin olmayacağını sadece bir logodan ibaret kalacağını söyleyebiliriz."

Büstani 'Rabia işareti'nden bu noktada vazgeçilmesinin zor olduğunun da altını çizdi çünkü ona göre bu "AK Parti'nin 20 yıldır üretemediği bir ideolojinin sembolik logosu" gibi.

Mısırlı muhalif gazetecilerin sesi bir anda kesildi

Arap Baharı sırasında İstanbul'un, Müslüman Kardeşlere yakın Mısır rejimine muhalif medyanın merkezi haline geldiği ifade edildi. Sisi'nin darbesinden sonra da Mısırlı gazeteciler ve medya buradaki varlıklarını sürdürdü.

Mısır dışındaki muhalif medyanın en etkili iki ismi olan Muhammed Nasır ve Mutez Matar'ın stüdyoları Türkiye’de Mısır uydusu Nilesat’ta yayın yaparak Mükemmilin ve Şark televizyon kanallarının en fazla seyredilen programları ile milyonlara ulaşıyorlardı. Ne var ki, programları bir anda sona erdi.

Her ikisi de Mısır tarafından terörist listesinde olan ve 10 yıl hapse mahkum edilmiş olan iki gazetecinin programlarının sona erdirilmesi Mısır'a ilk mesaj olarak algılandı.

Bölgesel konularda da ciddi sıkıntılar yaşandı. Örneğin Libya konusunda iki ülke farklı taraflara destek veriyor. Ancak Mısır'ın Türkiye'nin de ilişkileri iyi olan Katar ile arasını yumuşatması bölgede yeni bir atmosfer için olanak yarattı.

"Tansiyonu düşürmek herkesin yararına"

AFP haber ajansına konuşan Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) isyaset bilimi profesörü olan Abdülkalek Abdullah "Libya gibi çatışma noktalarında tarafların devreden çıkması ve genel olarak bölgede tansiyon düşürücü adımlar atmaları herkesin yararın olur. BAE de bunun için çabalıyor." diyor.

Mart ayında Libya'da yeni başbakanın göreve başlamasından bu yana Kahire ve Ankara Tripoli'de siyasi bir uzlaşıya daha açık hale geldi.

"Kartopu etkisi yaratabilir"

Mısır Siyaset ve Strateji Çalışmaları Merkezi'nde araştırmacı Beşir Abdül-Fatah olumlu gelişmeler olacağına inanıyor: "Siyasette bu tür şeyler kolay aslında; dün bir ülkeye saldırırsınız ertesi gün oturur sorunları çözmek için konuşursunuz. Mısır ile ilişkiler düzelirse bu Türkiye için bir kar topu etkisi yaratabilir ve ardından Suudi Arabistan, İsrail ve BAE ile de ilişkiler değişmeye başlayabilir"

Ankara'nın bu aşamada Mısır ile normalleşmeden en büyük beklentisi Doğu Akdeniz'de yaşanan yalnızlığın ve diplomatik izolasyonun kırılması.