Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Afganistan'da şeriat kadınlar için ne anlama geliyor?

Access to the comments Yorumlar
 Mustafa Bag
Afganistan'ın başkenti Kabil'de bir güzellik salonu
Afganistan'ın başkenti Kabil'de bir güzellik salonu   -   ©  AP Photo

Taliban'ın Afganistan'da ülkeyi yeniden ele geçirmesinin ardından akla gelen ilk sorulardan biri, bu grubun kadınlara ve kız çocuklarına ne gibi kısıtlamalar getirip getiremeyeceği.

Örgüt Sözcüsü Muhammed Naim, 16 Ağustos'ta verdiği bir röportajda Taliban'ın tecrit içinde yaşamak istemediğini, kadınların ve azınlıkların haklarına ve şeriat hukuku kapsamındaki ifade özgürlüğüne saygı duyacağını söyledi.

Peki örgütün, "Şeriat’a göre kadın haklarına saygı göstereceğiz." açıklaması ne anlama geliyor?

Şeriat nedir?

Bir hukuk kuralından ziyade pratikte kullanılabilecek kurallar dizisidir Şeriat. Şeriat, Müslümanların yaşadıkları dönem ve coğrafyaya göre ilahi mesajı yorumlayarak ortaya koydukları hukuk sistemine verilen isim olarak kabul edilir. Ancak bu yorumda geleneğin de önemli bir yeri vardır. 

Sanılanın aksine, Kur'an insanın hayatının her alanını kapsayan kurallar bütününü içermez ancak İslam alimleri, var olan kurallar üzerinden ve Hz Muhammed'in yaşadığı dönemdeki örneklerden yola çıkarak zaman içerisinde bir çeşit "anayasa" ortaya koymuştur.

Şeriat; hukukçuların, din adamlarının ve siyasetçilerin yorumlarına tabidir. Hz. Muhammed döneminden bu yana Müslüman alimler tarafından uygulanan hukuk, 'fıkıh' olarak da tanımlanır. Fıkıh, şeriatta kanun ve kuralların teorik ve pratik uygulama çalışmaları ile ilgilenen, bir anlamda şeriatın ne olduğunu belirleyen çalışmalara verilen isim olarak tanımlanıyor. Bu kavram sıklıkla 'İslam hukuku' ifadesinin yerine kullanılır.

Temelde ilahi mesaj (Kur'an) iki kategoride hüküm sunar: Biri insan ve Allah arasındaki ilişkileri düzenleyen kurallardır ki bu kısma genel manada "ibadet" adı verilir. İkinci kısım ise insanlar arasındaki, insan ve doğa arasındaki, insan ve diğer tüm canlılar arasındaki ilişkileri düzenler. Klasik İslam hukukunda bu kategori için "muamelat" ismi kullanılır. Bazı İslam alimleri, ibadetin insan ve Allah arasında özel bir ilişki olduğuna vurgu yaparak, siyasi iradenin bu alana müdahil olmaması gerektiğini savunur. Bu görüşe göre, kişinin ibadetini hür iradesiyle yapması gerekir. Aksi taktirde gösteriş ve zorlama ile yapılan ibadetin geçerli olmayacağı vurgulanır. Siyasi iradenin ancak muamelata yönelik kuralların gözetleyicisi olması beklenir. Yani, insanların namaz kılmaya zorlanması şeriatın bir parçası olarak görülmez.

Şeriat, kadın haklarını nasıl belirler?

İslam tarihi uzmanlarına göre, Hz. Muhammed'in yaşadığı Hicaz toplumunda kadın ve kız çocukları bir eşya gibi görülürken, İslam öğretilerinin gelmesi ile birlikte bu durum değişmiş ve dini kadınlara haklar ve ayrıcalıklar sağlamıştır. Örneğin Kuran ve peygamberin öğretileri, kadının kocasını seçme ve çalışma hakkına sahip olduğunu belirtir. Peygamberin ilk eşi Hatice'nin Mekke'de başarılı bir iş kadını olması sık başvurulan örneklerden biridir. Diğer yandan Hz. Muhammed'in eşlerinden Hz. Aişe'nin dönemin İslam toplumunda var olan 'karizması' kadının toplum içindeki statüsüyle eş değer görülür.

Rahmat Gul/Copyright 2021 The Associated Press. All rights reserved.
Afganistan'ın başkenti Kabil'de bir güzellik salonuRahmat Gul/Copyright 2021 The Associated Press. All rights reserved.
  • Kuran'daki bazı ayetler, erkek ve kadının "aynı özden yaratıldığına" işaret ediyor. Bazı ayetlerde de erkeklerin kadınlara göre "kavvamun" olduğu belirtiyor. Bu terimin anlamı hararetle tartışılıyor. Kavvam, erkeğin ailenin koruyucusu, bakıcısı ve yöneticisi olması şeklinde yorumlanıyor. Zira ayetin devamında erkeğin ailenin bakımını üstlendiği için bu role sahip olduğu vurgulanıyor. Bu noktadan yola çıkan bazı İslam alimleri, kadının da çalışıp ailenin ekonomik yükünü çektiği durumlarda onun da aynı statüde olacağına dikkat çekiyor. Kimileri ise bu ifadeyi erkeğin kadına olan üstünlüğü şeklinde değerlendiriyor. Ayette dindar kadınların "itaatkar" olduklarının altı çizilirken Nisa süresinin 34'üncü ayetinde, kadınların itaatsizlik etmesi halinde "(Evlilik hukukuna) baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün." ifadesi yer alıyor.
  • Şeriat, kadınların miras hakkının yanı sıra yasal ve diğer mali haklara da sahip olduğunu belirliyor. Ancak Kuran'a göre kadın, erkek kardeşinin aldığı miktarın yarısı oranında miras alıyor. Fıkıh alimleri (İslam hukukçuları), mirastaki bu farklılığın, erkeklerin ailedeki kadınları, yaşlıları ve diğer kişileri maddi olarak desteklemekten sorumlu olmaları gerçeğiyle böylesi bir dengenin konulduğunu dile getiriyor. Ayrıca kadının kocasının da iki katı miras alacak olması bir denge unsuru olarak aktarılıyor.
  • Şeriata göre bir kadının şahitliği, erkeğin şahitliğine göre yarım kabul ediliyor. Bu durum, Bakara süresinin 282'inci ayetine dayanıyor; Ayetin detayında "Erkeklerinizden iki şahidi de tanık tutun. Şahitler iki erkek olmazlarsa, rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkekle -biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için- iki de kadın olsunlar." deniliyor. Ayetin detayı, taraflardan birinin "sınırlı anlayışa sahip" olduğu bir iş sözleşmesine tanık bulundurma gerekliliği ile ilgili. Bazı alimler, ayetin indiği dönemde kadınların nadiren iş tecrübesine sahip olması hasebiyle olduğunu ve ayetin amacının genel olarak kadınların güvenilirliğini sorgulamak olmadığını belirtiyor.
  • Kuran, kadının 'ziynetini' ailesinin dışındaki erkeklere göstermemesi gerektiğini belirtiyor. Ancak bu kavram son derece tartışmalı. Ziyneti güzellik olarak tanımlayan alimlerin yanı sıra, 'kadınsı tavır' anlamı veren alimler de mevcut. Birçok İslam hukukçusu bunun için kadınların saçlarını, diğerleri ise yüzünü de örtmesi gerektiğine hükmediyor.

Şeriat ulusal yasalara nasıl uyarlanır?

Şeriat, halkı Müslüman ülkelerin bir kısmında ya anayasaya temel oluşturuyor ya da (bazı durumlarda) kaynak olarak alınıyor.

Aile veya bireysel meselelerle ilgili hükümlerden ise en çok kadınların etkilendiği görülüyor. Bu evlilik, boşanma ve miras gibi konularda genellikle erkeklerle aynı haklara sahip olmadıkları şeklinde değerlendiriliyor.

Bu arada nispeten liberal Irak'taki kadın hakları ile muhafazakar İran'daki kadın hakları arasındaki eşitsizlik, siyasi liderlerin hukuku şeriata dayandırmasının ne anlama geldiğini yorumlamadaki farklılığı gösteriyor.

Irak'ta 2005'te uygulamaya konulan anayasada kadınlarla erkeklerin eşitliği garanti altına alındı. İran'da kadınların hareket özgürlüğü kısıtlı ve kıyafet konusunda ölçüleri fetvalarla belirli. Tıpkı Afganistan'ı 1996'dan 2001'e kadar yöneten Taliban'ın uygulamaları gibi. Suudi Arabistan'da Şeriat, yakın geçmişe kadar kadınların seyahat ve istihdamını ve araç kullanma hakkını kısıtlamak için yorumlanıyordu.

Taliban'dan ne beklenebilir?

Ülkede kontrolü yeni ele geçiren Taliban, dış dünyadan meşruiyet kazanabilmek için daha yumuşak bir imaj veriyor.

Ancak Afganlar başta olmak üzere birçok kişi, örgütün kadın hakları konusundaki duruşunu daha önceye göre temelde değiştirdiğinden şüphe ediyor. Uzmanlar, Taliban'ın kendine göre uygun şartları elde ettiğinde "şeriat" tanımının en sert yorumlarını uygulamaya koyacağı görüşünde.

Bloomberg'e göre Batı destekli Kabil hükümetini henüz devirmeden önce elinde tuttuğu diğer kırsal bölgelerde, kadınlara yönelik aşırı sert uygulamalarını daha önceki gibi devam ettiriyordu.