Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

İspanya'nın 'hem yakışıklı hem sosyalist' lideri Pedro Sanchez aslında kim?

Pedro Sanchez, NATO zirvesinde.
Pedro Sanchez, NATO zirvesinde. ©  AP Photo
© AP Photo
By Cagla Uren
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Pedro Sanchez bugüne dek hangi yenilikçi politikaları hayata geçirdi ve siyasi yaşamında son yolsuzluk soruşturmaları da dahil olmak üzere hangi krizlerin üstesinden geldi? Venezuela ve İsrail bu soruşturmaların neresinde? Euronews bu konuları masaya yatırıyor.

İspanya Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) Lideri ve Başbakan Pedro Sanchez, son dönemde özellikle İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki saldırı politikasına yönelik sert muhalefetiyle Türkiye'den geniş bir kesimin sempatisini kazanmış durumda.

REKLAM
REKLAM

Bu ay uçağında yaşanan bir durum nedeniyle Ankara'ya acil iniş yapan Sanchez, aynı zamanda Sosyalist Enternasyonal'in lideri. Sanchez'in kısa süre önce, dünya genelindeki sosyal demokrat ve işçi partilerini bir araya getiren çatı örgütünün İstanbul'da Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) liderliğinde düzenlenen toplantısında da boy göstermesi de dikkatleri çekmişti.

Sosyal medyada Türk kullanıcıların "hem sosyalist hem yakışıklı" diye niteleyerek övgüye boğduğu Sanchez, 2018'den beri İspanya'nın başbakanlık koltuğunda oturan karizmatik bir lider. Ancak son dönemde partisine ve ailesine yönelik yolsuzluk soruşturmalarıyla da gündemde.

Kimilerine göre bu soruşturmalar, Sanchez'in İsrail'e karşı duruşundan kaynaklanan siyasi hamleler. Kimileri de PSOE'nin gerçekten yolsuzluğa karıştığını savunuyor.

Peki, sıklıkla CHP Lideri Özgür Özel ile de kıyaslanan Sanchez aslında kim? Bugüne dek hangi yenilikçi politikaları hayata geçirdi ve siyasi yaşamında son yolsuzluk soruşturmaları da dahil olmak üzere hangi krizlerle karşılaştı? Dosyada masaya yatırdık.

Sanchez'in hayatına kısa bakış

İspanya Başbakanı hakkındaki kısa biyografilerde genellikle şu bilgileri bulmak mümkün:

Pedro Sanchez Pérez-Castejón, 29 Şubat 1972’de Madrid’de doğdu. Ekonomi ve işletme eğitimi aldı; Brüksel, Avrupa Parlamentosu ve Bosna-Hersek Yüksek Temsilciliği çevresinde çalıştı; daha sonra akademisyenlik yaptı.

PSOE’ye 1993’te katılan Sanchez, başkent Madrid'in belediye meclis üyeliği ve milletvekilliğinin ardından 2014’te parti lideri oldu.

Resmi biyografisine göre doktora derecesi ekonomi alanında; gençliğinde Estudiantes basketbol altyapısında yer alması spora merakını da gösteriyor. Ayrıca evli ve iki çocuk babası.

Pedro Sanchez, 2014
Pedro Sanchez, 2014 Wikimedia Commons

Partisinden istifa ettirildi ve taban desteğiyle geri döndü

Sanchez'in siyasi yaşamını şekillendiren ve başbakanlığa giden süreçteki en önemli olaylardan biri ise 2016 sonunda PSOE liderliğinden düşürülmesi ve yaklaşık 7 ay sonra güçlenerek bu konuma geri dönmesiydi.

2015 ve 2016 seçimleri sonrası İspanya’da hiçbir parti tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde edememişti. Geleneksel iki partili sistem sarsılmış, yeni aktörler olan Podemos ve Ciudadanos yükselmişti. PSOE ikinci parti olmasına rağmen hükümet kuramıyor, merkez sağdaki Halk Partisi (PP) lideri ve bir önceki başbakan Mariano Rajoy da çoğunluk sağlayamıyordu.

Rajoy’un azınlık hükümeti kurması için PSOE’nin çekimser kalması gerekiyordu. Ancak bu süreçte Sanchez’in pozisyonu çok netti: “No es no” (“Hayır, hayırdır”). Sanchez, PSOE’nin Rajoy’un yeniden başbakan olmasına hiçbir şekilde izin vermemesi gerektiğini savunuyordu. Rajoy’un partisi yolsuzluk iddialarıyla yıpranmıştı ve Sanchez, PP’yi iktidarda tutmanın parti tabanına ihanet olacağını düşünüyordu.

Bunun üzerine PSOE'de büyük bir bölünme yaşandı. Sanchez muhalifleri, ülkenin yaklaşık bir yıldır siyasi kilitlenme yaşadığını ve üçüncü kez genel seçime gitmenin PSOE’yi daha da zayıflatacağını söylüyordu.

Eylül 2016’da PSOE yönetiminin yarısından fazlası topluca istifa ederek Sanchez’i düşürmeye çalıştı. Parti yönetim kurulunun yarısından fazlası istifa etti ve Sanchez parti içinde giderek yalnızlaştı. Bu süreç İspanyol medyasında “PSOE iç savaşı” ya da “Güller Savaşı” olarak anılıyor.

Sonunda Sanchez çoğunluğu kaybetti ve istifa etmek zorunda kaldı. İstifasının ardından PSOE geçici yönetime geçti. Parti birkaç hafta sonra Rajoy’un yeniden başbakan olabilmesi için çekimser kaldı. Böylece PP azınlık hükümeti kurdu. Sanchez ise buna protesto olarak milletvekilliğinden bile istifa etti.

Parti elitleri Sanchez’in siyasi kariyerinin bittiğini düşünüyordu. Ancak böyle olmadı. O dönemde Sanchez arabasıyla İspanya’yı dolaşıp doğrudan parti tabanıyla temas kurdu. Kendisini parti bürokrasisine karşı mücadele eden bir lider olarak sundu. Böylece, 2017’de yapılan PSOE ön seçimlerinde parti yönetiminin desteklediği Susana Díaz’ı yenerek yeniden genel sekreter oldu. Bu zafer Sanchez’in kariyerindeki dönüm noktası kabul ediliyor.

Sanchez’in siyaset tarzı büyük ölçüde bu krizle şekillenirken, bundan bir yıl sonra İspanyol lider, Başbakan olarak ülkenin başına geçecekti.

Ülke tarihinin en heterojen ittifakı

Sanchez'in Haziran 2018'de başbakanlık görevine gelmesinde son derece şaşırtıcı bir ittifakın rolü vardı.

O dönemde PSOE parlamentodaki 350 sandalyenin sadece 84'üne sahipti ama iktidardaki Rajoy'u devirmek için benzeri görülmemiş bir ittifak yaptı.

Rajoy hükümeti, tarihe "Gürtel skandalı" olarak geçen, ülke tarihinin en büyük siyasi yolsuzluk ve rüşvet ağlarından biriyle ilişkisinin ortaya çıkmasının ardından büyük baskı altına girince PSOE parlamentoda güvensizlik önergesi vermişti. İspanya’daki sistem “yapıcı güvensizlik oyu” gerektirdiği için Rajoy’u düşürmek isteyenlerin aynı zamanda yerine geçecek kişiyi de desteklemesi gerekiyordu. PSOE bunun için Pedro Sanchez’i aday göstermişti.

Sánchez’in arkasında toplanan blok ideolojik açıdan oldukça farklı partilerden oluşuyordu:

- PSOE

- Podemos (radikal sol)

- Katalan sol ayrılıkçıları

- Katalan merkez sağ ayrılıkçıları

- Bask milliyetçileri

- Bask milliyetçisi sol cephe EH Bildu

- Sol-milliyetçi ve çevreci koalisyon Compromís

- Kanarya milliyetçisi sol parti New Canaries

Bu partilerin tamamı Rajoy’a karşı oy vermiş ve Sanchez’in başbakan olmasını sağlamıştı.

Bu nedenle Sanchez’in 2018’deki yükselişi İspanya’da bazen “anti-Rajoy koalisyonu” olarak tanımlanıyor. Çünkü bu partilerin çoğu birbirleriyle birçok konuda anlaşmıyordu ve tek ortak noktaları Rajoy hükümetinin yolsuzluk skandalı sonrası görevde kalmaması gerektiği düşüncesiydi.

Bu yüzden aynı zamanda sağ muhalefetin yıllardır Sanchez iktidarının ayrılıkçılar sayesinde mümkün olduğunu savunuyor. Sanchez destekçileri ise bu alışılmadık ittifakı "yolsuzluğa karşı kurumsal tepki" olarak görüyor.

Diğer yandan, Sanchez 2022'de Katalan siyasi mahkumların bazılarına af çıkararak, Katalanlarla arasını iyi tutmaya da devam etti.

Sanchez'in ideolojisi ve politik tutumu: Podemos ile farkı ne?

Bu alışılmadık ittifakın bileşenlerinden Podemos, dünya solu için önemli bir parti. 2011’deki ekonomik kriz sonrası ortaya çıkan “Öfkeliler Hareketi”nin (Indignados) ve kemer sıkma karşıtı protestoların içinden doğan parti, kendisini geleneksel merkez solun daha solunda konumlandırıyor. Podemos yükseliş döneminde doğrudan mevcut düzene meydan okuyan bir hareket olarak ortaya çıktı.

PSOE ise İspanya'nın sisteminin kurucu partilerinden biri. 1978 sonrası anayasal düzenin temel aktörlerinden kabul ediliyor. Sistem içi bir parti olarak görülüyor.

PSOE kapitalist ekonomik sistemi kabul ediyor ve sosyal devlet mekanizmalarıyla düzenlemeyi amaçlıyor. Avrupa Birliği (AB) bütçe kuralları ve piyasa ekonomisi içinde reform yapmayı savunuyor. Parti tarih boyunca özelleştirme ve AB entegrasyonu gibi süreçlerde de rol aldı.

Podemos ise özellikle kuruluş yıllarında çok daha sert ekonomik öneriler sundu. Bankacılık sisteminin daha sıkı denetlenmesi, zenginlerden daha fazla vergi alınması, kamu harcamalarının artırılması ve kemer sıkma politikalarının terk edilmesi gibi talepleri öne çıkardı.

PSOE kapitalist ekonomik sistemi kabul etse de Sanchez özellikle 2017’den sonra partinin neoliberal dönemde merkezde fazla kaldığını savunmaya başladı. Bazı konuşmalarında da “neoliberal kapitalizmin aşılması” gerektiğini belirtti.

Diğer yandan, Sanchez’in en net ideolojik özelliklerinden biri Avrupa Birliği'ne güçlü desteği. Kendisi sık sık sosyal demokrasi ile Avrupa entegrasyonu arasında “ayrılmaz bir bağ” olduğunu savunuyor. Daha federal ve bütünleşmiş bir Avrupa fikrine yakın duruyor. Avrupa’nın ortak savunma, enerji ve ekonomik politika kapasitesinin güçlendirilmesini destekliyor. Bu yönüyle Podemos gibi AB’nin ekonomik kurallarına daha eleştirel yaklaşan sol partilerden ayrılıyor.

Sanchez ayrıca, Latin Amerika’da da özellikle Şili Lideri Gabriel Boric, Brezilya Lideri Luiz Inácio Lula da Silva ve Kolombiya Lideri Gustavo Petro gibi sol figürlerle yakın siyasi ilişkiler kurmaya da çalıştı.

Diğer yandan, hem Podemos hem de PSOE, Katalan ayrılıkçılığı meselesine esnek yaklaşıyor. Podemos, Katalanların kendi kaderini tayin hakkını ve referandum yapılabilmesini savunan radikal açıklamalar yaparken, PSOE İspanya'nın birlik içinde kalmasını savunuyor ancak bölgesel özerkliklere ve müzakereye açık bir çizgide duruyor.

Kadınlardan oluşan kabine, işçi maaşlarına rekor zam ve göçmenlerin kurtarılışı…

Sanchez'in başbakanlık görevine geldikten sonraki ilk icraatları; kadınlar, işçiler ve göçmenlere yönelikti ve dünya kamuoyunun dikkatini hızla çekmeyi başardı.

O dönemde Podemos'a hükümette yer verilmesi yönündeki çağrıları reddederek tepki çekse de Sanchez, atamaların çoğunu kendi partisi içinden ve kadınlardan oluşturmuştu. Bu kabinede ülke tarihinde ilk kez, hükümetin en üst kademelerindeki görevlerin çoğunu kadınlar üstlenmişti.

Önemli bir diğer konu da aynı yıl asgari ücrete rekor düzeyde zam yapmasıydı. "Zengin bir ülkede yoksul işçiler olamaz," açıklamasıyla yankı uyandıran İspanyol lider, 2019'dan itibaren geçerli olacak olan asgari ücrete yüzde 22,3'lük artış yapmıştı. Bu, 1977'den bu yana yapılan en büyük artıştı.

Yine iktidarının ilk yılında İspanya; İtalya ve Malta'nın limanlarına yanaşmasına izin vermediği, 629 göçmenin bulunduğu gemiyi de kabul ederek dikkat çekici bir adım atmıştı. Erzağı tükenmek üzere olan gemide 7 hamile kadın, 15'inde ciddi kimyasal yanıklar ve hipotermi geçiren birkaç kritik hasta da vardı.

Sanchez'in İspanya'nın yaşlanan nüfusu ve işgücü ihtiyacı nedeniyle göçün gerekli olduğunu savunduğu da biliniyor. Hükümeti son yıllarda yüz binlerce düzensiz göçmenin statüsünü yasallaştırmaya yönelik adımlar attı. Bu nedenle Avrupa sağ partileri tarafından sık sık eleştiriliyor.

İsrail'e karşı tutumu

Sanchez aynı zamanda, Batı Avrupa'da İsrail hükümetine karşı en sert eleştirileri yönelten liderlerden biri. Çizgisi Filistin devletinin tanınması, iki devletli çözüm, uluslararası hukuk vurgusu ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetine sert eleştiriler üzerine kurulu.

Sanchez'in İsrail politikasındaki en önemli dönüm noktası, İspanya'nın 28 Mayıs 2024'te Filistin Devleti'ni resmen tanımasıydı. İspanya bu kararı Norveç ve İrlanda ile koordinasyon içinde almıştı.

Gazze savaşının ilk aylarından itibaren İsrail'in askeri operasyonlarını eleştirmeye başlayan Sanchez, Nisan 2024'te İspanya Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada İsrail'in Gazze'deki tepkisini "orantısız" olarak nitelendirmiş ve bunun yalnızca bölgesel değil, küresel istikrar için de tehdit oluşturduğunu söylemişti.

Ayrıca, 2024 NATO Zirvesi'nde, Ukrayna konusunda Rusya'ya uygulanan uluslararası hukuk standartlarının İsrail için de geçerli olması gerektiğini savunmuştu. Aynı yıl İspanya, Uluslararası Adalet Divanı'nda Güney Afrika tarafından İsrail'e karşı açılan davaya da katılmıştı.

Öte yandan, Sanchez, Filistin devletini tanıdığı açıklamada Hamas'ın iki devletli çözüme karşı olduğunu, İspanya'nın kararının Hamas'a destek anlamına gelmediğini de özellikle vurgulamıştı.

En büyük tartışma ise İspanya'nın yakın zamanda İsrail ve ABD'nin İran'daki saldırılarına katılmayı reddetmesiyle başladı. ABD'nin İspanya'daki Rota deniz üssü ve Morón hava üssünü İran'a yönelik operasyonlarda kullanma taleplerine Madrid yönetimi onay vermemişti. Bu karar Washington ile Madrid arasında ciddi gerilim yaratmıştı. Hatta bazı Amerikan çevrelerinde İspanya'ya yönelik yaptırım veya NATO içindeki konumunun sorgulanması gibi tartışmalar yaşanmıştı. Öyle ki İsrail basınında Sanchez hakkında yayımlanan bazı makalelerde onun iktidardan alınması gerektiğini yazacak kadar ileri giden yazarlar oldu.

Diğer yandan Sanchez, Gazze'de ve İran'daki tutumuyla özellikle Türk kamuoyunun sempatisini kazandı.

Sanchez'in CHP ve Erdoğan ile ilişkileri

İspanyol liderin son dönemde CHP kadrolarıyla bir araya gelmesi ve Sosyalist Enternasyonal toplantısında "Ekrem İmamoğlu'na Özgürlük" döviziyle kameralara poz vermesi de Türk kamuoyunun dikkatini çekiyor.

Sanchez, CHP ev sahipliğindeki Sosyalist Enternasyonal toplantısında.
Sanchez, CHP ev sahipliğindeki Sosyalist Enternasyonal toplantısında. Özgür Özel / X

Öte yandan, iki lider arasındaki ilişki büyük ölçüde Sosyalist Enternasyonal etrafında şekilleniyor. Sanchez, 2022’den beri örgütün başkanı. CHP de uzun yıllardır Sosyalist Enternasyonal içinde yer alıyor. Bu nedenle Sanchez ile CHP yönetimi arasında düzenli siyasi temas kuruluyor. Özel çeşitli mektuplarında Sanchez’in liderliğine açık destek de verdi.

Bunun yanı sıra Sosyalist Enternasyonal, CHP’ye yönelik yargı baskısı ve siyasi baskılar konusunda birkaç kez destek açıklaması yaptı. Bu ay örgüt, CHP’ye yönelik “mutlak butlan” tartışmaları kapsamında da CHP yönetimiyle dayanışma açıklaması yayımladı ve kararı Türkiye demokrasisine yönelik ağır bir müdahale olarak nitelendirdi.

Öte yandan, Sanchez yalnızca CHP ile yakın ilişki kurmuyor, aynı zamanda Türkiye hükümetiyle de ilişkilerini sürdürüyor. İspanya ile Türkiye arasında NATO işbirliği, savunma sanayii projeleri, ticaret, göç yönetimi, Ukrayna ve Ortadoğu diplomasisi gibi alanlarda yakın temas var.

2025’te İstanbul ziyaretinde Sanchez hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü hem de CHP'nin ev sahipliğinde Sosyalist Enternasyonal toplantısına katıldı. İspanyol basını bu durumu Sanchez’in “ince denge siyaseti” olarak yorumladı.

Ailesine yönelik yolsuzluk soruşturmaları

Tüm bunların yanı sıra İspanyol lider, şu sıralar partisine ve ailesine yönelik yolsuzluk soruşturmalarıyla da gündemde. Sanchez, önümüzdeki haftalarda kardeşi, eşi ve partideki selefi José Luis Rodríguez Zapatero'ya karşı açılan yolsuzluk davalarının görülecek olması nedeniyle uzun ve zorlu bir yazla karşı karşıya. Sekiz yıl önce, muhafazakar Halk Partisi’nin yolsuzluk skandallarıyla sarsılan hükümetini güvensizlik oylamasıyla devirerek iktidara gelen sosyalist lider, ailesinin herhangi bir yanlış yapmadığında ısrar ediyor. Sanchez ayrıca, Zapatero’yu ve onun masumiyet karinesinden yararlanma hakkını savunuyor.

Ancak eski en yakın çalışma arkadaşlarından ikisinin de yolsuzlukla suçlanması ve eski başsavcısının gizli bilgileri sızdırdığı gerekçesiyle suçlu bulunarak iki yıl görev yapmasının yasaklanması nedeniyle işler onun için daha da zorlaşıyor.

Başbakanın küçük kardeşi David Sanchez, 10 kişiyle birlikte, nüfuz ticareti yapmak ve kamu görevini kötüye kullanmak suçlamalarıyla karşı karşıya. Dava, aşırı sağla bağlantıları olan ve İspanya’nın çıkarlarına tehdit olarak gördüğü kişilere karşı sık sık mahkemelere başvurmasıyla tanınan, Manos Limpias (Temiz Eller) sendikasının şikayeti üzerine açıldı.

Başbakanın eşi Begoña Gómez de yine Manos Limpias’ın şikayeti sonucunda mahkemelik. Gómez’in, başbakanın eşi olmasının sağladığı nüfuzu kullanarak Madrid Complutense Üniversitesi’nde bir görev elde ettiği ve kamu kaynakları ile kişisel bağlantılarını özel çıkarları için kullandığı öne sürülüyor. Soruşturmayı yürüten hâkim Juan Carlos Peinado, Gómez’in kişisel danışmanı Cristina Álvarez ile iş insanı Juan Carlos Barrabés’i de davada sanık olarak gösterdi. Tüm sanıklar suçlamaları reddediyor. Gómez’in 9 Haziran’da ön duruşmada ifade vermesi bekleniyor.

Nisan 2024’te eşi hakkında soruşturma başlatıldığı ortaya çıktığında Sanchez, siyasi geleceğini değerlendirmek için beş gün boyunca kamu görevlerini askıya almıştı. Bunun ardından, siyasette ve medya çevrelerindeki rakiplerini ailesine karşı “taciz ve yıldırma operasyonu” yürütmekle suçlayarak görevde kalmaya karar vermişti.

Başbakan ayrıca İspanyol yargısının bazı mensuplarının bağımsızlığını açıkça sorguluyor. Geçen eylül ayında bir televizyon röportajında, “Hiç şüphe yok ki siyaset yapan hakimler var ve adalet dağıtmaya çalışan siyasetçiler var,” ifadelerini kullanmıştı.

Gerekçe Venezuela: Zapatero neden soruşturuluyor?

2004-2011 yılları arasında başbakanlık yapan ve İspanyol solunun simge isimlerinden biri olarak görülen José Luis Rodríguez Zapatero, Covid-19 pandemisi sırasında Venezuela bağlantılı bir havayolu şirketine sağlanan devlet desteği hakkında yürütülen soruşturma kapsamında inceleme altına alındı.

Guardian'a göre, soruşturma, Mart 2021’de İspanyol havayolu şirketi Plus Ultra’ya verilen 53 milyon euroluk devlet kurtarma paketine odaklanıyor. Savcılar, şirketin kamu kaynaklarını “uygunsuz şekilde kullanıp kullanmadığını” incelerken, yolsuzlukla mücadele polisi de havayolunun kurtarma fonlarını Venezuela’dan gelen paraları Fransa, İsviçre ve İspanya üzerinden aklamak için kullanıp kullanmadığını araştırıyor.

Soruşturmayı yürüten hâkime göre Zapatero’nun, “üçüncü kişiler lehine, özellikle de Plus Ultra yararına, kamu kurumları nezdinde aracılık ve nüfuz kullanımı yoluyla ekonomik çıkar elde etmeyi amaçlayan hiyerarşik bir nüfuz ticareti yapısını” yönettiği iddia ediliyor.

Zapatero ise suçsuz olduğunu vurgulayarak soruşturmayla işbirliği yapmaya hazır olduğunu açıkladı. İspanya’nın en yüksek ceza mahkemesi olan Audiencia Nacional’da 17 ve 18 Haziran’da ifade vermesi bekleniyor.

İspanya'yı Irak savaşından çekmişti

Zapatero, İspanya’da özellikle ilerici sosyal reformlarla tanınıyor. Başbakanlığı döneminde eşcinsel evlilik yasallaştı, boşanma süreçleri kolaylaştırıldı, kadın hakları güçlendirildi, Irak Savaşı’ndan İspanyol askerleri çekildi. Bu nedenle Avrupa merkez solunun sembol isimlerinden biri haline geldi.

Jose Luis Rodriguez Zapatero
Jose Luis Rodriguez Zapatero AP Photo

Ancak ikinci döneminde İspanya’yı vuran 2008 ekonomik krizi nedeniyle ciddi şekilde yıprandı. İşsizlik patladı ve hükümeti kemer sıkma politikalarına yönelmek zorunda kaldı. Bunun sonucunda 2011’de görevden ayrıldı.

Zapatero, Sanchez'in yakın müttefiki

Zapatero ve Sanchez'in ilişkileri sadece “selef-halef” ilişkisi değil.

Zapatero bugün de PSOE içinde etkili bir figür olarak görülüyor ve uzun süredir Sanchez’in önemli siyasi müttefiklerinden biri kabul ediliyor. Reuters haber ajansı onu Sanchez’in “kilit müttefiklerinden biri” olarak tanımlamıştı.

Özellikle Sanchez’in parti içi krizlerinde, sağ muhalefetle mücadele stratejilerinde, Latin Amerika ilişkilerinde ve Katalonya konusunda Zapatero’nun etkisinin hissedildiği sık sık yazılıyor.

Muhalefet bazen Sanchez’i “Zapatero’nun siyasi mirasının devamı” olarak tanımlıyor. Reuters’a konuşan bazı muhalif isimler Zapatero için “Sanchez’in ideolojik babası” ifadesini kullanmıştı.

Bu yüzden Zapatero hakkında açılan son soruşturmanın doğrudan Sanchez hükümetine siyasi zarar verme ihtimali var.

İktidarını kaybetme riskiyle mi karşı karşıya?

Halihazırda Sanchez'in kendisi hakkında bu türden bir soruşturma yok. Ancak partisi ve yol arkadaşları için durum aynı değil.

Geçen yılın haziran ayında Sanchez, PSOE’nin örgütlenmeden sorumlu sekreteri ve en yakın çalışma arkadaşlarından biri olan Santos Cerdán’dan istifa etmesini istemişti. Bunun nedeni, Yüksek Mahkeme yargıcının kamu inşaat ihalelerinden komisyon alınmasına karıştığına dair “güçlü deliller” bulunduğunu belirtmesiydi. Cerdán suçlamaları reddediyor.

Guardian'ın aktarımına göre, Cerdán’ın dosyası, bir zamanlar Sanchez’e çok yakın olan iki başka isimle de bağlantılı. Eski Ulaştırma Bakanı José Luis Ábalos’un, eski danışmanı Koldo García ve iş insanı Víctor de Aldama ile birlikte Covid-19 döneminde sağlık ekipmanı alımlarına ilişkin kamu ihalelerinden komisyon aldığı iddia ediliyor.

Suçlamaları reddeden Ábalos ve García sırasıyla 24 yıl ve 19 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya. Bu işlerde rol aldığını kabul eden Aldama ise 7 yıl hapis cezası talebiyle yargılanıyor.

Çarşamba günü yolsuzlukla mücadele polisleri, belge toplamak amacıyla PSOE’nin Madrid’deki genel merkezine baskın düzenledi.

PSOE, polis aramalarının ardından yayımladığı açıklamada, “Her zaman adalet sistemiyle azami işbirliği içinde olacağız ve yargı işlemlerine mutlak saygı göstereceğiz,” dedi.

Sanchez ise erken seçim çağrılarını reddederek İspanya’nın “istikrara” ihtiyaç duyduğunu savundu. Ancak fırsat yakaladığını düşünen muhalefet, gelecek yıl yapılması planlanan seçimlerin erkene alınmasını istiyor.

PP lideri Alberto Núñez Feijóo çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Geriye kalan tek seçenek İspanyol halkının hemen şimdi sözünü söylemesine izin vermektir. Buna daha fazla katlanamayız,” dedi.

Aşırı sağcı Vox partisinin lideri Santiago Abascal da şu ifadeleri kullandı:

“İspanya’yı yöneten mafya hakkında yeni ayrıntıların ortaya çıkmadığı bir hafta, bir gün, hatta bir saat bile geçmiyor. Durdurulmaları ve mahkeme önüne çıkarılmaları gerekiyor.”

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

İspanya'da yolsuzluk soruşturmaları: Sanchez hükümetine baskı artıyor

Madrid'de on binler, İspanya Başbakanı Sánchez'in istifasını istedi

Elon Musk'tan Pedro Sanchez'e sert sözler: 'İspanya halkı için bir tiran ve hain'