Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

MSB'den 'Harp okulları mülakatını 3 yıl SADAT yaptı' iddiasına yalanlama

Access to the comments Yorumlar
 euronews
Milli Savunma Bakanlığı
Milli Savunma Bakanlığı   -   ©  AA

Milli Savunma Bakanlığı, "Harp okulları mülakatını 3 yıl SADAT yaptı" iddiasının gerçeği yansıtmadığını, mülakat komisyonlarının kanun ve yönetmeliklerle belirlendiğini, Bakanlık, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli Savunma Üniversitesi'ni yıpratmaya yönelik asılsız iddialarla ilgili yasal süreç başlatıldığını bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, bazı internet sitelerinde "Harp okulları mülakatını 3 yıl SADAT yaptı" iddiasının yer aldığı hatırlatıldı. Milli Savuma Üniversitesi Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksek Okuluna askeri öğrenci alım süreçlerinde her yıl ortalama 32 mülakat komisyonu kurulduğu belirtilen açıklamada, komisyonlarda yedeklerle ortalama 200 kişinin görev yaptığı kaydedildi.

Her komisyonda 1'i başkan 5 üye bulunduğu bilgisine yer verilen açıklamada, şunlara yer verildi:

"15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan askeri darbe girişimi sonrasında yapılan düzenlemeler çerçevesinde, gerekli güvenlik soruşturmaları yapılarak emekli subaylar ve astsubaylar ile diğer kamu personeline, askeri öğrenci alım komisyonlarında görev verilmiştir. Her komisyonda en fazla bir emekli personele görev verilmiştir. 2018 yılından itibaren askeri öğrenci seçim komisyonlarında görev alan emekli personel ve diğer kurumlar personeli sayısı düzenli olarak azaltılmış, 31 Aralık 2020 tarihinden sonra yapılan askeri öğrenci seçimlerinde emekli personele görev verilmesi uygulamasına son verilmiştir."

Oda TV: Harp okulları mülakatını 3 yıl SADAT yaptı

Oda TV, mülakatlarla ilgili haberinde '15 Temmuz darbe girişiminin ardından SADAT üyelerinin de Harp Okulları mülakatlarına katılmaya başladığını' iddia etmişti.

SADAT Başkanı Adnan Tanrıverdi'nin siteye konuştuğu belirtilen haberde, "Harp okulları mülakatını 3 yıl SADAT yaptı" denilmişti.

Haberin devamında, "Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı Milli Savunma Üniversitesi’nin harp okulu mülakatlarında, Hava Harp Okulu’nda 4, Kara Harp Okulu’nda 5 kişi yer alıyordu. Mülakatlarda, 4 sivile karşı da bir subay bulunuyordu. SADAT kurucusu emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, Odatv’ye yaptığı açıklamada, Tanrıverdi’nin Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı görevinden ayrılmasından sonra SADAT'çıların mülakatlardan alındığı yönündeki iddialara 'tezvirat' karşılığını verdi" ifadesi yer almıştı.

Ayrıca Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği'nin (ASSAM) Başkan Yardımcısı ve SADAT kurucusu Gürcan Onat'ın da siteye şunları söylediği öne sürülmüştü:

"Mülakatlar 2020 yılının sonun kadardı. 15 Temmuz kalkışmasından sonra emekli subaylar çağrıldı. Bu uygulama 2020 yılına kadardı, üç yıl görev yaptım. 2021’de eskiye dönüş yapıldı. Milli Savunma Bakanlığı kendi bünyesinden oluşturduğu ekiple mülakatları yapıyor."

"Olumsuz algı yaratmaya yönelik..."

Milli Savunma Bakanlığı, söz konusu haberlerde adı geçen emekli personel Gürcan Onat'ın sadece 2017 ve 2018'deki askeri öğrenci seçim alımlarında görev verildiği aktarılan açıklamaya şöyle devam edildi:

"Askeri öğrenci seçim alımlarında görev alan 200 kişiden sadece birisi olan, bu komisyonlarda sadece 2 yıl görev yapan ve sonrasında kendisine görev verilmeyen Gürcan Onat üzerinden 'Harp okulları mülakatını 3 yıl SADAT yaptı' başlığı ile yapılan haberler gerçeklikten uzaktır ve Milli Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli Savunma Üniversitesini yıpratmaktan başka hiçbir amaç taşımamaktadır. Kanun ve yönetmeliklerle sınırları çizilen mülakat komisyonları ile ilgili olumsuz algı yaratmaya yönelik asılsız iddialarla ilgili yasal süreç başlatılmıştır."

SADAT nedir, neden kuruldu ve hakkındaki iddialar neler?

SADAT 28 Şubat 2012 tarihinde emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi ve 23 emekli subay ve astsubay tarafından kuruldu. Şirketin kuruluş içeriğinde, uluslararası alanda askeri ve iç eğitim, savunma danışmanlığı ve mühimmat alımı gibi tanımlar yer alıyor.

Şirketin kurucu üyeleri, Savunma Danışmanlık'ın kısaltması olarak kullanılan 'SADAT'ın Arapçada "seyitler" anlamına geldiği için bu ismi seçtiklerini ifade ediyor.

SADAT'ın kuruluş amacı nedir?

SADAT'ın resmi internet sayfasındaki "misyonumuz" sayfasında, kurumun kuruluş sebebi şu ifadelerle açıklanıyor:

"Uluslararası alanda Silahlı Kuvvetlerin ve İç Güvenlik Güçlerinin organizasyonu amacıyla, stratejik danışmanlık, özel savunma ve güvenlik eğitimleri ile donatım alanlarında hizmet vererek, İslam Ülkeleri arasında savunma ve savunma sanayi işbirliği ortamı oluşturmak ve İslam Dünyasının kendine yeterli bir askeri güç olarak da Dünya Süper Güçleri arasındaki hak ettiği yeri almasına yardımcı olmaktır"

SADAT’ın kurucusu Adnan Tanrıverdi kimdir?

Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, Genelkurmay Özel Harp Dairesi ve KKTC Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı'nda yaklaşık 30 yıl görev yaptı. Kara Harp Akademisi'nde eğitmen olarak derslere giren Tanrıverdi’nin öğrencilerinden biri de Savunma Bakanı Hulusi Akar idi.

Tuğgeneralliğe yükselen Tanrıverdi, 28 Şubat döneminde resmi olarak "kadrosuzluk" gerekçesiyle emekli edildi. Fakat o dönemde birçok askeri personel gibi "islamcı" olarak kategorize edildiği için askeri kariyerine son verildi.

AA
SADAT'ın Yönetim Kurulu Başkanı Adnan TanrıverdiAA

Tanrıverdi askeri kariyerinden sonra, kendisi gibi emekli edilen askerler ile kurulan Adaleti Savunanlar Derneği’ne (ASDER) katıldı, ve 5 yıl boyunca kurumun genel başkanlığını pozisyonunda bulundu.

Daha sonra Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği (ASSAM) aracılığıyla TSK’nın yeniden yapılandırılmasına yönelik fikirleri gündeme gelmeye başladı.

SADAT'ı kurmadan önce Tanrıverdi, ABD'de askeri strateji alanından danışmanlık yapan Amerikalı özel şirketlerin işleyişi hakkında çalışmalar yürüttü.

Erdoğan ile nasıl tanıştı ?

1994'te Recep Tayyip Erdoğan İstanbul belediye başkanı seçildiğinde, askeri kanadından nadir destekçileri arasında Tanrıverdi vardı.

Erdoğan’ın adaylığı sırasında Tanrıverdi İstanbul Maltepe’de Tugay Komutanı olarak görev yapıyordu. Bu sırada, ortak bir tanıdıkları vasıtasıyla tanışan Erdoğan ve Tanrıverdi’nin ilişkisinin zamanla dostluğa dönüştüğü iddia ediliyor.

Erdoğan'ın güvendiği bir isim olan Tanrıverdi, Ağustos 2016'da Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığına atanmıştı. Tanrıverdi, özellikle savunma alanında, Erdoğan'ın en önemli danışmanlarından biri oldu.

Tanrıverdi'nin Aralık 2019’da İstanbul'da düzenlenen bir kongrede yaptığı konuşma büyük tepkilere neden olmuştu.

Tanrıverdi’nin, "Mehdi’nin gelişine hazırlanmamız gerekiyor" şeklindeki açıklamasına gelen yoğun tepkiler, Ocak 2020’de hem başdanışmanlık hem de Güvenlik ve Dış Politika Kurul Üyeliği görevlerinden alınmasına sebep oldu etti.

SADAT'ın 15 Temmuz'daki rolü hakkındaki iddialar

Danışmanlığa atanmadan önce Tanrıverdi'nin SADAT örgütü ile 15 Temmuz Darbe Teşşebüsü'nü püskürtmede önemli rol oynadığını iddia ediliyor

O geceye dair en önemli iddialardan biri de SADAT'ın öncülüğünde sivillere çok sayıda ağır silah dağıtıldığı konusu. Ayrıca bu silahların şu an kimlerin elinde olduğu bilinmediği iddia ediliyor

Söz konusu iddiaları kesin dille reddeden Tanrıverdi ise "Sizce 10'dan az danışmanı olan bir şirket, darbe girişiminin bastırılmasında rol oynamış olabilir mi?" diyerek SADAT'ın böyle bir misyonunun olmadığını söylemişti.

SADAT hangi ülkelerde faaliyet gösteriyor?

SADAT'ın bu konudaki resmi açıklamaları ile hakkındaki iddialar arasında farklılıklar söz konusu.

Kurumun internet sitesinde ifade edildiği gibi SADAT'ın faaliyet alanı başta Türkiye ve Müslüman nüfusun yüksek olduğu ülkeler olarak gösteriliyor.

Ancak SADAT'ın kurucusu Tanrıverdi, Ocak 2018'de Habertürk'ten Kübra Par'a verdiği röportajda, SADAT'ın Türkiye'de hiçbir faaliyeti olmadığını savunarak, "Tekrar söylüyorum. SADAT, yurtiçinde emniyet teşkilâtına, TSK’ya ve başka hiçbir kuruma, örgüte veya sivil şahsa danışmanlık ve eğitim hizmeti vermemektedir" diye konuşmuştu.

Aynı röportajda, Türkiye’nin dış politikalarına uygun olan ülkeler ile çalıştıklarının altını çizen Tanrıverdi, "Şu anda tek bir ülkede faaliyetimiz var. Hangisi olduğunu söylemeyelim çünkü onların da kendi mahremiyeti var" demişti.

SADAT Libya'da nasıl bir rol üstlendi?

Fransız İstihbarat Araştırma Merkezi adlı düşünce kuruluşuna göre SADAT halihazırda en az 22 Müslüman ülkede askeri danışmanlık faaliyeti yürütüyor.

SADAT’ın Libya’da Hafter’e karşı savaşan güçlere destek verdiği iddiaları öne sürülüyor.

Özellikle SADAT'ın Libya'daki aktif rolü sayesinde, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne bağlık Libya ordusu, Halife Hafter güçlerine karşı sahada ciddi kazanımlar elde etti.

Putin yönetimine yakınlığıyla bilinen Federal Haber Ajansı, Özgür Suriye Ordusu militanlarının SADAT ekipleri tarafından Libya'ya götürüldüğü iddia edilmişti.

TSK güçlerinin Libya’ya gitmesini sağlayacak tezkerenin Meclis’ten geçmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Muhalif güç olarak bizim orada farklı ekiplerimiz olacak" açıklamasını yapmıştı.

SADAT'ın Suriye'deki silah ticareti iddiası

Tanrıverdi, şirketin Suriye'deki faaliyetleri hakkında çıkan iddiaları her zaman reddetti. SADAT yönetimi, Suriye’de herhangi bir eğitim veya örgütlenme faaliyetinde bulunduğuna dair iddiaları yalanlıyor.

2014'te ortaya çıkan MİT TIR'ları skandalına bir yenisi eklendi. Türkiye'den silahların, MİT tarafından Suriye'de faaliyet gösteren silahlı radikal örgütlere yollandığı iddiası hala gündemde iken, Sedat Peker yeni bir iddiayı gündeme taşıdı.

Sedat Peker 30 Mayis'ta yayınladığı videoda, "Mit tırları yakalandığında içindekilerin (silahların) Türkmenlere ihtiyaç için gittiğini düşünüyordum. Fakat bu silahların yollanması meselesini TSK'nın ve MİT'in değil, SADAT'ın içindeki bir ekibin organize etti. Kendi üzerinden gönderilen bu malzemelerin Türkmenlere değil, El-Nusra'ya gönderildiğini..." iddia etti.

SADAT'tan açıklama: İftira sahiplerini iftiralarını ispatlamaya çağırıyoruz

SADAT'ın internet sitesinde yayımlanan açıklamada Sedat Peker'in iddiaları yalanlandı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

"Türkiye’de yargılanmakta olan Peker’in, kendini aklamak amacıyla bir yandan suçlarını itiraf ederken bir yandan da hedef saptırmak için pek çok isim de zikrederek ‘Çamur at, tutmasa bile izi kalır’ mantığıyla hareket ettiği görülmektedir.

İşlediği suçlar belgeli ve ispatlı olan firari suç örgütü liderinin, hedef saptırmak için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi kurumu Milli İstihbarat Teşkilatı’nı, güzide şirketimiz SADAT Savunma’yı ve bazı bürokratları hedef alması aklı selim sahibi kamuoyunun dikkatinden kaçmamıştır. İftira sahiplerini iftiralarını ispatlamaya, ellerindeki belgeleri savcılığa teslim etmeye çağırıyoruz. Peker videosunda terörist gruplara silah sattığını itiraf etmektedir; fakat şirketimizin Peker tarafından terörist gruplara teslim edilen silahlarla hiçbir ilişkisi yoktur."

Akşener'in 'silahlı eğitim kampı' iddiası

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 2018 yılında bir açıklama yapmış, silahlı eğitim kamplarından söz ederek SADAT'ı şu sözlerle işaret etmişti:

"Son dönemde üniformalar uzun namlulu silahlarla bazı kişiler ortalıkta dolaşıyor. Bunlarla ilgili çok önemli iddialar var" diyen Akşener, "Örneğin Tokat ve Konya'da silahlı eğitim kampları bulunduğunu duyuyoruz, bu iddialar söyleniyor. Araştırılırsın ve bize bilgi verilsin. Bunların seçim döneminde rol alacakları, istenmeyen bir sonuç çıkması halinde karışıklık yaratacakları yolunda yoğun söylentiler var. Bunlardan birisi de Sadat diye bir yapı. İnanın Sadat da diğer yapılar da benim için toz zerresidir. Bu malum yapılar insanları çatışmaların içerisine sürükleyecekler. Şimdiden uyarıyorum ve önlem alınmasını istiyorum"

Bugüne kadar söz konusu iddialara yönelik herhangi bir hukuki soruşturma açılmadı. Şirket hakkında son dokuz yılda meclise verilen soru önergelerine ise hükümet tarafından yanıt verilmedi.

'İslam ülkeleri­nin birlik olmasını istiyoruz, bu bizim kızıl elma'

SADAT'ın gücünün "abartıldığını" ileri süren Tanrıverdi söz konusu iddialar için, "Gülüyorum … Böyle bir şey mümkün değil. Çok saf, temiz duygularla İslam ülkelerine, Silahlı Kuvvetler’imi­zin tecrübelerini nakletmek istedik. Hepsi bu... Ayrıca İslam ülkeleri­nin birlik olmasını istiyoruz, bu bizim “kızıl elma”mız." diye konuşmuştu.