Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Covid-19 salgını: İngiliz uzmanlar pandemi sürecinde hangi konularda yanıldı?

Access to the comments Yorumlar
 Berrak Kanbir Rodriguez Sanmartin
İngiltere Covid-19 pandemisinden çıkış yolunu aşılamada buldu
İngiltere Covid-19 pandemisinden çıkış yolunu aşılamada buldu   -   ©  Matt Dunham/Copyright 2022 The Associated Press. All rights reserved

Covid-19 pandemisi her ülkede farklı mücadele yöntemlerini gündeme getirdi. İngiltere'de hükümet salgınla mücadelenin merkezine bilimsel değerlendirmeleri yerleştirdi. Ekonomik ve toplumsal ihtiyaçların halk sağlığının korunması ile ters düştüğü salgında, karantinadan çocukların aşılanmasına, maske zorunluluğundan sosyal mesafe kurallarına kadar hangi politikaların doğru olduğuna dair karar verme sürecinde bilim insanların görüşleri öne çıkarıldı.

Ancak virüsün yeni, hastalığın daha önce görülmemiş ve insanların bağışıklık sistemi tarafından tanınmamış olması, bilim insanlarını araştırma için yeterli zaman kalmamasına rağmen harekete geçmeye zorladı.

Bir bilginin "yanlışlığı ispatlanana kadar doğru olduğu" gerçeğinden hareketle salgınla mücadelede savunulan yaklaşımların bazıları süreç içerisinde yanlış çıktı.

İngiliz The Guardian gazetesi Covid-19 salgınıyla mücadele sürecinde öne çıkan İngiliz uzmanların hangi konularda yanlış kanaate vardığını araştırdı.

"Aşıların başarılı olmasını beklemiyordum"

Imperial College enfeksiyon bölüm başkanı Prof. Dr. Peter Oppenshaw, özellikle akciğer enfeksiyonları ve virütik enfeksiyonlara karşı vücudun savunma sistemi üzerine dünyanın ileri gelen uzmanlarından biri.

Bugüne kadar insanlardaki koronavirüs için bir aşı geliştirilmediği, hayvanlardaki koronavirüs için olan aşıların da yeterince iyi olmadığı bilgisinden hareket eden Prof. Oppenshaw, aşıların işe yarayacağını düşünmediğini belirtiyor.

İngiliz uzman bu nedenle yazdıkları ilk Tıp Bilimleri Akademisinde yayınlanan Covid raporunda, aşıların yakın gelecekte mümkün olamayacağının altını çizdiklerini ancak geliştirilen aşıların umduğundan çok daha etkili olduğunu kabul ediyor.

Oppenshaw "Keşke virüslere karşı bağışıklık konusunda 30 yıllık deneyim sahibi olarak bunu tahmin edebilseydim" diyor.

"Keşke okullar kapatılmasın diye sesimi daha fazla yükseltseydim"

Newcastle Üniversitesi Halk Sağlığı bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Alllyson Pollack, salgının ilk başından itibaren çocukların düşük risk grubunu oluşturduğu ve eğitimlerinin korunması gerektiği görüşünde olduğunu belirtiyor.

"Keşke bunu daha güçlü sesle dile getirseydim. Bazı bölgelerde hiç vaka yoktu, buralarda ve kırsal yerlerde sağlık kordonları oluşturulabilirdi. Okullar birkaç haftadan fazla kapalı kalmamalıydı. Ama korku ve duygu yüklü bir ortam vardı ve kimse kanıtlara ya da çocukların içinde yaşadığı koşullara bakmadı" diyen uzman "Değişimli okul günleri, sınıfların genişletilmesi, gönüllü personel alımı, yani okulların açık kalması için ne gerekirse yapılmalıydı. Hele ikinci kapanma çocuklar için tam bir felaket oldu. Konu çok politize oldu, bence bu tamamen yanlış" sözleriyle geçmiş kararları değerlendiriyor.

"Sayılar ortada söze gerek yok diye düşünmekte yanılmışım"

Bath Üniversitesi Matematiksel Biyoloji Merkezi Müdürü Dr Kit Yates, pandemi sürecinde bilim insanlarının rolü konusunda fikrinin değiştiğini vurguluyor. İlk başlarda görevinin matematiksel modellerin sınırlarını ve üssel büyüme ya da reprodüdksiyon sayısı gibi temel kavramları anlatmak olduğunu düşünen uzman, onaylamadığı politikalar hakkında konuşmasının doğru olmadığı görüşünde yanıldığını belirtiyor.

Dr Yates, yalnızca sayıların durumu anlatmaya yetmediğini, hangi davranışların bir durumu değiştirdiği ya da hükümetin bir konuda yanlış adım atmadığı gibi yorumlar karşısında konuşabilmek ve savunabilmenin önemli olduğunu anladığını vurguluyor.

"Maskelerin yararlı olduğunu gördüm"

University College London Davranış Değişikliği Merkezi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Susan Michie, salgının başlarında maskelerin faydasıyla ilgili ikilemde kaldığını kabul ediyor.

"Damlacıkların bulaşıcılığına yapılan vurgu ile insanların elleriyle maskeyi tuttuktan sonra ellerini başka yüzeylere sürecekleri ve bunun da bulaşımı artıracağı endişesi hakimdi. Bir de maske takan insanların daha az dikkatli davranacağı yönünde kaygılar dile getiriliyordu" diyen Prof Michie, iki şeyin değiştiğine dikkat çekiyor.

İlk olarak bulaşıcılığın damlacık değil aerosoller yani havada asılı kalan parçacıklar ile gerçekleştiğinin anlaşılmasının, ikinci olarak da Almanya'daki bir kasabada ve gezi gemilerindeki gerçek hayat çalışmalarında elde edilen kanıtların maske kullanımını güçlendirdiğini belirten uzman bu iki sebepten dolayı maske konusunda kararsızken maskeyi savunur hale geldiğini kabul ediyor.

"İngiliz toplumu kapanmaktansa müdahaleci gözetimi kabul eder sandım"

Edinburg Üniversitesi Küresel Halk Sağlığı Başkanı Prof. Dr. Devri Sridhar ise İngiliz toplumunun kapanmaktansa müdahaleci gözetimi kabul edeceğini düşünmekte yanıldığını belirtiyor ve Güney Kore örneğinden hareket ederek iki ülke arasındaki farklılıkları gözardı ettiğini kabul ediyor.

Güney Kore'de insanların günlük hayatına devam edebilmek için kredi kartları ve cep telefonlarındaki bilgileri yoğun temas takip sistemi içinde paylaşmaya onay verdiğine dikkat çeken uzman, İngiltere'de de toplumun eve kapanmak yerine kişisel gizliliğin ihlalini tercih edeceğini sanmakta yanıldığını ifade ediyor ve iki yıllık gözlemi sonucunda bu tür "müdahalelerin" İngiliz toplumu için kabul edilemez görüldüğünün altını çiziyor.

Salgından en ağır etkilenen Avrupa ülkelerinin başında gelen İngiltere'de hükümetin resmi verilerine göre salgının başından bu yana toplam son 28 günlük Covid-19 testi pozitif çıkan 158 bin 363 kişi hayatını kaybetti. Ölüm belgesinde "Covid-19 ile öldü" yazan kişi saysı ise 178 bini geçti.

Ek kaynaklar • The Guardian