Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

'Beyin ölümü gerçekleşti' denilen NATO yeniden hayat mı buldu?

Access to the comments Yorumlar
 euronews
NATO Karargahı
NATO Karargahı   -   ©  The Associated Press

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un 2019 yılında NATO'nun "beyin ölümünün" gerçekleştiğini açıklaması o dönem büyük tartışmalara neden olmuştu. Fakat Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesi İttifak içerisinde tekrar birlik sağlanmasına yol açtı ve 'NATO yeniden hayat mı buldu?' soruları arttı.

NATO tarihinde bir ilk olarak Genel Sekreter Jens Stoltenberg Ukrayna'daki savaşa cevap olarak Avrupa sınırlarını güçlendirmek için 40 bin kişilik acil durum gücünü sevkedilmesi kararını verdi. 2004 yılından beri NATO askerleri sadece doğal afetler sonrası müdahaleler ve Afganistan'dan tahliyenin koordinasyonu için kullanılmıştı.

Romanya'daki NATO üssüne 500 Fransız askerin gönderilmesi bekleniyor. Polonya ve Baltık ülkelerine de 1000 asker sevk edildi. Ayrıca Ukrayna ve Rusya'ya komşu ülkelerdeki hava savunma hattını güçlendirmek için savaş uçakları da bölgeye gönderildi.

Ukrayna konusunda NATO'nun kararlı duruşu ittifaka hiç katılmamış olan İsveç ve Finlandiya'yı da cesaretlendirdi ve katılma isteğini yeniden değerlendirmeye başladı.

'NATO asıl amacına dönüyor'

Macron'un ve Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamaları ile bölünmüş ve Afganistan'daki kaos nedeniyle ağır eleştirilere maruz kalmış olan NATO hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda görünüyordu.

France 24'e konuşan Nante Üniversitesi'nden Jenny Rafik, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in hareketlerinin NATO'nun kendini yeniden bulmasını ve bağlarını kuvvetlendirmesini sağladığını vurguladı. Rafik "Rus işgali ile NATO, üyeler arasında ihtilafa neden olan asıl amacına dönmüş oldu," ifadelerini kullandı.

İhtilafların sonu

Bu son gelişme NATO'nun doğu ve batı üyeleri arasında uzun süredir süren görüş ayrılıklarının rafa kalkmasına yol açtı. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Macaristan ve Polonya gibi eski Sovyet bloku ülkeleri kendilerini Rus tehdidine karşı korumak için ittifaka katılmıştı. Fransa, İspanya ve ABD ise odağın Akdeniz, Çin ve terörle mücadeleye kaymasını istiyordu fakat Ukrayna krizi doğulu üyeleri haklı çıkardı.

Ayrıca başta ABD tarafından dillendirilen Avrupalı ülkelerin savunma harcamalarını arttırmaması yönündeki eleştiriler de son buldu. Hedefteki ülke Almanya 100 milyar euroluk savunma bütçesinin yanı sıra milli gelirinin yüzde ikisinden fazlasını savunma harcamalarına ayırma kararı aldı.

Bazı ülkelerin sadakati ile ilgili şüpheler de son buldu. ABD Başkanı Joe Biden NATO topraklarının her karışını Rusya'ya karşı koruyacağı sözünü verdi. Chatham House araştırmacısı Samantha de Bendern yıllardır Avrupa ülkelerinin ABD'nin NATO içerisindeki yükümlülüklerini yerine getirmeyeceğinden endişe duyduğunu belirtti. Özellikle küçük ülkeler Rusya'nın saldırması halinde ABD'nin cevap vereceğinden şüphe duyuyordu. De Bendern, "Her ne kadar Avrupalılar ancak ABD'nin bir silahlı çatışmada kendilerini savunması halinde tam emin olacak olsalar da, Joe Biden'ın takındığı tavır bu korkuları biraz olsun yatıştırdı," ifadelerini kullandı.

Hatta bazıları tam aksini düşünse bile Türkiye de NATO saflarında yer aldı. De Bendern Putin'le yakın ilişkileri olmasına rağmen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ukrayna silah sevkiyatı yapması ve boğazları kapatmasının bu konudaki endişeleri de ortadan kaldırdığını belirtti.

Nükleer tehdit

Fakat şu anda oluşmuş olan birliğin Rusya'ya karşı uzun süreli bir konsensüse dönüp dönmeyeceği henüz bilinmiyor. Ukrayna NATO üyesi olmasa da Kiev'in batı ittifakına yakınlaşması Rusya'nın işgalinin gerekçesini oluşturdu. Bu nedenle Finlandiya ve İsveç'in de bu yolu denemesine düşük bir ihtimal olarak bakılıyor.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Finlandiya tarafsız bir pozisyon belirlerken İsveç de çatışma bölgelerine silah göndermekten kaçınmıştı.

Fakat her iki ülke de bu geleneklerini bozarak Ukrayna'ya destek olacaklarını açıkladı. Fakat Raflik'e göre Finlandiya'nın nötralize edilmesi Soğuk Savaş'ın en temel konularından biri ve NATO'nun Finlandiya'yı ittifaka alarak Rusya'yı provoke etme riskini almayacak.

Tüm bu dengeler Putin'in nükleer silahları da alarm durumuna geçirmesi ile daha da tehlikeli hale gelmiş oldu. Gerginliği azaltmak için ABD, Ukrayna'ya asker göndermeyeceği sözünü tekrarladı.

Bu bir anlamda Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'in talep ettiği uçuşa yasak bölge ilan edilmesinin hayata geçirilmeyeceğini gösterdi.

Sıcak gelişmeler Avrupa'da NATO'ya ve savunma harcamaların artırılmasına olan desteği artırsa da kriz sakinleştiğinde bu durumun kalıcı olup olmayacağı belirsizliğini koruyor.