Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Türkiye'nin tepki gösterdiği ABD'nin insan hakları raporunda ortaya atılan suçlamalar neler?

Access to the comments Yorumlar
 Euronews
Türkiye'de gösteriler
Türkiye'de gösteriler   -   ©  Emrah Gurel/Copyright 2022 The Associated Press. All rights reserved

Dışişleri Bakanlığı, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 2021 İnsan Hakları Raporu’nda Türkiye ile ilgili kısma yaptığı bir açıklamayla tepki gösterdi. Dışişleri Bakanlığı açıklaması’nda “ülkemiz hakkında yer verilen asılsız iddiaları talihsiz buluyor ve külliyen reddediyoruz" dendi.

Türkiye'nin, terörizmin her türüne karşı yürüttüğü mücadelenin ABD tarafından halen idrak edilememiş olmasının esefle karşılandığı belirtilen açıklama, şöyle devam etti: "15 Temmuz hain darbe girişiminin faili FETÖ'nün yalanlarının raporda geniş yer bulması, ortaya koyduğumuz tüm somut delillere rağmen, ABD'nin göz yumduğu bu terör örgütünün propagandasına alet olmaya devam ettiğini göstermektedir. Raporda, PKK'nın terör örgütü olduğunu göz ardı eden ve terörle bağlantılı çevrelerin söylemlerine destek mahiyetindeki iddialara yer verilmesi de keza kabul edilemezdir."

“ABD'yi, insan hakları konusunda kendi siciline odaklanmaya ve terörizmle mücadele gerekçesi altında başka terörist grupların uzantılarıyla tesis ettiği ortaklıkları sonlandırmaya davet ediyoruz.” denilen raporda, “Türkiye kendi vatandaşları ile ev sahipliği yaptığı milyonlarca kişinin haklarının korunması ve geliştirilmesine yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürecektir." ifadesi kullanıldı.

Türkiye kızdıran ABD raporundaki eleştiriler neler?

Türkiye’nin tepkisini çeken raporda, “hükümetin temel özgürlükleri sınırlamaya devam ettiği ve hukukun üstünlüğünden taviz verdiği” değerlendirmesinde bulunuluyor. Gösteri düzenleme özgürlüğü, basın mensuplarına baskılar, AİHM kararlarına uyulmaması bu yılki raporda ayrıntılı bir şekilde yer aldı.

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki gösteriler ve gözaltılar

Raporda, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki rektör atamasına karşı başlatılan protestoların polis gücüyle şiddetle bastırılması ve çok sayıda öğrencinin gözaltına alınması eleştirildi.

Emrah Gurel/Copyright 2022 The Associated Press. All rights reserved
Türkiye'deki gösterilerEmrah Gurel/Copyright 2022 The Associated Press. All rights reserved

Başta İstanbul olmak üzere ülke genelindeki protestolarda polisin “orantısız güç kullandığı”suçlamasında bulunulan raporda, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre polisin ocak ayından bu yana en az 38 şehirde 700’den fazla göstericiyi gözaltına aldığı bildirildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 2021 yılı raporunda “Son dört yıl içinde polis gözetiminde ve cezaevinde işkence, kötü muamele iddialarındaki artış, Türkiye’nin bu alanda daha önce sağlamış olduğu ilerlemeyi geriletti” şeklindeki değerlendirmesi de 93 sayfalık raporda ayrıntılı bir şekilde yer aldı.

Raporda Avrupa Konseyi İşkence ve Kötü Muamele’yi Önleme Komitesi’nin özellikle Türkiye’de cezaevlerinin aşırı dolu oluşu ve kötü muamele şikayetleriyle ilgili tespitleri ayrıntılı bir şekilde yer aldı.

İnsan hakları örgütlerinin cezaevlerinin kalabalık olmasının dışında hijyen koşullarının yetersiz olmasının Covid-19 salgınından doğan riskleri daha da kötüleştirdiği uyarısı raporda yer aldı.

"Keyfi tutuklamalar devam ediyor"

Türkiye’de yasaların keyfi tutuklama ve gözaltıyı yasakladığı ve kişinin kanunsuz şekilde gözaltına alınmasına mahkemede itiraz edebilme hakkı tanıdığı hatırlatılan raporda, bununla birlikte çok sayıda güvenilir bilgi kaynağına göre hükümetin her zaman bu koşulları uymadığı uyarısı yapıldı.

Raporda, insan hakları örgütlerinin açıklamalarına atıfta bulunularak, 2016’daki darbe girişiminin ardından yetkililerin terör bağlantılı suçlardan ötürü Gülen hareketi ya da PKK ile bağlantılı oldukları gerekçesiyle yüz binlerce kişiyi sorgulanabilir delil standartlarıyla veya hukuki süreci tam olarak işletmeden tutuklamaya ve gözaltına almaya devam ettiği bilgisine yer verildi.

Hukukun üstünlüğünü savunanların Türkiye’de yargılama öncesi gözaltının özellikle siyasi temelli terör suçlamalarını içeren davalarda geniş şekilde kullanılmasının bir tür yargısız cezalandırma haline geldiğini not ettiği kaydedilen raporda, “adalet sisteminin hızlı bir yargılama sağlamadığı, duruşmaların arasında ayların olduğu, kimi zaman yargılamaların iddianamenin hazırlanmasından yıllar sonra başladığı ve itirazların sonuçlanmasının yıllar alabildiği” uyarısı yapıldı.

Adalet Bakanlığı’nın Mayıs ayında açıkladığı verilere atıfta bulunulan raporda, buna göre 38 bin 34 kişinin yargılama öncesi gözaltında tutulduğu ve bunun toplam cezaevi nüfusunun yüzde 13’ünü oluşturduğu kaydedildi.

ADEM ALTAN/AFP or licensors
Selahattin DemirtaşADEM ALTAN/AFP or licensors

AİHM’deki Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş davaları

Raporda, işadamı Osman Kavala ve HDP lideri Selahattin Demirtaş’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarına rağmen cezaevinde kalmaya devam ettiği belirtilerek, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Aralık ayında Kavala davasında AİHM kararını uygulamadığı için Türkiye’ye karşı “ihlal sürecini” başlattığı hatırlatıldı.

Raporda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş davalarında AİHM kararlarını tanımadığını söylediği ve kararların hükmü olmadığını savunduğu kaydedildi.

AFP
İş insanı Osman KavalaAFP

Mart ayında TBMM’nin, terör örgütünün propagandasını yaptığı gerekçesiyle mahkemenin cezasını onamasının ardından HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nu ihraç ettiği hatırlatılan raporda, Gergerlioğlu’nin 2016 yılında sosyal medya paylaşımları sebebiyle iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırıldığı, polisin Nisan ayında Gergerlioğlu’nu tutukladığı ve cezaevine gönderilmeden önce kısa süreli olarak hastanede tedavi altına alındığı kaydedildi.

Temmuz ayında Anayasa Mahkemesi’nin Gergerlioğlu’nun seçilme ve siyasi faaliyetlerde bulunma hakkının ihlal edildiğine hükmettiği, Gergerlioğlu’nun serbest bırakıldığı ve aynı ay içinde de TBMM’ye parlamentoya yeniden girdiği belirtildi.

Raporda, hükümetin muhalefeti ve bağımsız gazeteleri temsil eden gazeteciler hakkında soruşturma açması ve basın mensuplarının cezaevine konulmasının ifade özgürlüğünü engellediği belirtilirken; medya çalışanlarının otosansürün yaygın olduğunu bildirdiğine dikkat çekildi.

Hassas konularda ya da hükümeti eleştiren şekilde yazan ya da konuşan kişilerin soruşturma, ceza, suçlama, işini kaybetme ya da hapis cezası riskiyle karşı karşıya olduğu kaydedildi.

Haziran ayında AFP foto muhabiri Bülent Kılıç’ın İstanbul’da onur yürüyüşünü takip edip haberleştirdiği sırada zorla gözaltına alındığı, olay yerine ait fotoğraflar ve Kılıç’la yapılan mülakata göre gazetecinin polisler tarafından yere fırlatıldığı ve sırtı ve boynuna dizleriyle bastırdıkları belirtildi. Kılıç’ın kısa süreli olarak gözaltına alındığı ve daha sonra herhangi bir suçlama olmadan serbest bırakıldığı hatırlatıldı.

Hükümet internete erişimi kısıtlamaya devam ediyor?

Raporda, hükümetin internet erişimini kısıtlamaya devam ettiği, şeffaf olmayan yasal bir otoriteyi kullanarak özel online konuşmaları izlediği belirtildi. Twitter’ın iç şeffaflık raporuna göre 2020 yılının son altı ayında şirketin içerik kaldırılması konusunda 3,749 mahkeme emri ve talebi aldığı kaydedildi.

Kemal Aslan/Copyright 2021 The Associated Press. All rights reserved
Türkiye'deki kadın göstericilerKemal Aslan/Copyright 2021 The Associated Press. All rights reserved

Mart ayında polisin İstanbul’da düzenlenen Dünya Kadınlar Günü yürüyüşünü kısıtladığı, eylemlerde aralarında 17 yaşında bir gencin de olduğu 13 kadının gözaltına alındığı belirtildi.

Raporda ayrıca, mart ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen Kadına Karşı Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Mücadele Edilmesi Sözleşmesi’nden çekilme kararını açıkladığı ve bu durumun kitlesel protestolara yol açtığı anımsatıldı.