Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Türkiye'de göçmen tartışması: Siyasilerin açıklamaları ırkçılığı mı tetikliyor?

Access to the comments Yorumlar
 Dilek Gul
Suriyelilerin, Ramazan Bayramı nedeniyle Suriye’ye gidişleri tartışma konusu
Suriyelilerin, Ramazan Bayramı nedeniyle Suriye’ye gidişleri tartışma konusu   -   ©  Anadolu

Geçici koruma altındaki Suriyelilerin Ramazan Bayramı nedeniyle Suriye’ye gidişleri Türkiye'de zaman zaman tartışma konusu oluyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun “Suriyelileri davul zurna ile geri göndereceğiz” sözüyle başlayan tartışmalara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan da olumlu sinyaller gelince İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bayram ziyaretlerinin durdurulduğunu açıkladı.

Bakan Soylu, Suriyelilerin güvenli bölgelere gidip kalabileceklerini ancak bayram için gidip dönmek isteyenlere izin verilmeyeceğini duyurdu.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Mülkiye Göç Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. M. Murat Erdoğan'a göre hükümet, bayram izni politikasıyla Suriyelilerin ülkeleri ile olan bağını korumayı hedefledi.

Prof. Erdoğan, sığınmacıların savaş sonrası ülkelerine geri dönmeleri için bir teşvik politikası uygulandığını fakat hükümetin bu politikayı halka anlatmakta başarısız olduğunu belirtiyor:

"Bayram ziyareti meselesinde hükümetin şöyle bir politikası vardı; insanlar bayramlarda ülkelerine gitsinler, bağlantıyı tamamen kesmesinler. Çünkü keserlerse tamamen burda kalırlar. O nedenle bayramlarda ülkelerine gitsinler istediler ve bir teşvik olarak düşündüler. Hatta gidenlerin bir bölümü Suriye’de kaldı, dönmedi. Ama hükümet bu politikasını Türk toplumuna anlatamadı ya da anlatmadı. Hal böyle olunca da savaş olan bir yere bayramda gidiyorsan neden dönüyorsun sorusu düz bir şekilde tartışılmaya başlandı."

2011 yılında 58 bin olan mülteci sayısı şu an dört milyon üzerinde. Türkiye’deki Suriyelilerin artık evlerine dönmeyeceklerine dair gözlemler ortaya çıkınca konu daha çok tartışılmaya başlandı. Hatta hem iktidar hem muhalefet bu konuya ilgi göstermekte geç kaldı.

Siyaset bilimci, göç ve AB uzmanı olan Prof. Erdoğan, göçmen meselesine hem hükümetin hem de muhalefetin ilgisinin geç kaldığı görüşünde.

Prof. Erdoğan, Türkiye’deki Suriyelilerin artık evlerine dönmeyeceklerine dair gözlemlerin ortaya çıkmasıyla siyasilerin bu meseleyi daha önemser hale geldiğini ifade ediyor.

Hatta toplumda da ekonomik parametrelerin bozulmasıyla göçmen meselesine dair muhalefet söylemlerinin güçlü bir karşılık bulduğunu düşünüyor:

"2011 yılında 58 bin olan mülteci sayısı şu an dört milyon üzerinde. Türkiye’deki Suriyelilerin artık evlerine dönmeyeceklerine dair gözlemler ortaya çıkınca konu daha çok tartışılmaya başlandı. Ama hem iktidar hem muhalefet bu konuya ilgi göstermekte geç kaldı. Şimdi seçim döneminin en önemli konusu ekonomi ikincisi ise mutteciler. Ustelik insanlar ülkedeki Suriyelilerin ekonomiyi kötü etkilediğine inanıyor. Bu sadece bizim ülkemizde değil dünyada da böyle. Bir de bunun üzerine hükümetin Suriyeliler için harcadığını açıkladığı rakamlar var. Bu ekonomik kriz içerisinde bu rakamlar paylaşılınca meseleyi anlatmak hükümet açısından daha da zorlasti. Muhalefet şu günlerde hükümeti sallayabilecek bir konu yakaladı ve bunun tadını çıkarıyor. Konunun sahibi hükümet olunca, muhalefetin eleştirmesi çok kolay. Ve araştırmalar gösteriyor ki toplumda bu eleştirinin de bir karşılığı var, mülteci konusunda toplum tedirgin."

Ne olursa olsun toplumdaki göçmen kaygısının dikkate alınması gerektiğini söyleyen Prof. Erdoğan, aksi durumda ortaya populist söylemler ve göçmen meselesinden beslenen siyasi partilerin çıkacağını ifade ediyor.

Bu mesele üzerinden ortaya çıkan partiler yüzde bir oy alabilir ama kurulan bu partiler diğer büyük partileri domine ediyor. O nedenle bu konu üzerinde en büyük darbeyi yiyen AK Parti. Onların da topluma güven vermesi gerekiyor. Ve gerginliği ortadan kaldıracak bir şeyler demeli, yavaş yavaş bu açıklamaları da yapıyor
Prof. Murat Erdoğan
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Mülkiye Göç Araştırmaları Merkezi Müdürü

Yıllar sonra Suriyelilerin gönüllü gidişinin sağlanamayacağını düşünen Prof. M. Murat Erdoğan, uyum çalışmalarının önemine şu ifadelerle dikkat çekiyor:

"Mülteciler konusunda 3 seçenek var: ülkelerine dönmeleri, başka ülkeye yerleştirilmeleri ve uyum politikaları. Bu insanlar geri gitmeyecekse her gün onlar aleyhine yapılan tartışmalar onları nasıl etkiliyor biraz bunu düşünmek gerekiyor. Uyum çalışması denen şeyi hiçbir ülke sonradan gelen göçmen için yapmaz, kendi huzuru için yapar. Uyum çalışması tam da ülkenin kendi geleceği için yapılır. O insanlar burada nasıl daha iyi yaşar ve ülke geleceğine nasıl katkıda bulunur, buna bakılır. Dört milyon Suriyeliden üç milyonu gönderseniz bile geride kalan için uyum çalışması yapmak zorundasınız. Eğer iş alanı açarsanız, eğitim verirseniz, dil öğretirseniz göçmen gitmez kalır. Ama bunları yapmazsanız da sorunlar birikir ve sizin üstünüze kalır. Yani burada bir vizyon ortaya konulmalı. Yerel yönetimler sürece daha fazla dahil olmalı ve daha fazla kaynağa sahip olmalı. Örneğin belediyeler sadece T.C. vatandaşları için para alıp herkese yani mülteciye de bu parayı harcıyor. O nedenle ilave kaynağa ihtiyaç var aksi halde kendi vatandaşınızı mağdur edersiniz. Bir başka mesele ise göçmenlerin iller arası dağılımı, bu konuda yerleşim politikası yapılmadi, nasılsa gidecekler denildi fakat durum öyle olmadı. Bu da büyük dengesizlikler yarattı. Yine Türkiye’de çalışma hakları düzenlemeleri var ama işe yaramıyor. Kayıt dışı çalışan göçmen sayısı bir milyona yakın. Calışma haklarında da düzenlemeler gerekiyor."

'Geri göndereceğiz' söylemleri gerginliğin daha da tırmanmasına, kutuplaşmanın artmasına, yabancı düşmanlığının had safhaya yükselmesine neden oluyor. Kim mültecileri geri göndereceğiz derse o oy oranının artacağını düşünüyor.
Hatice Ödemiş
Göçmen Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

Göçmen Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Ödemiş ise "Toplumsal barışın inşa edilmesi gerekirken siyasilerin çeşitli açıklamalarıyla bu sorumluluktan uzak davrandığını görüyoruz" diyor.

'Geri göndereceğiz' söylemlerinin yabancı düşmanlığını artırdığına dikkat çeken Hatice Ödemiş, Suriyelilerle ilgili açıklamaların yerel toplumla mültecileri karşı karşıya getirmekten başka bir amaca hizmet etmediğini vurguluyor:

_"Ayrıca g_eri göndereceğiz söylemlerinin artması aynı zamanda seçim sathına girilmiş olmasıyla da yakından ilgili. Kim mültecileri geri göndereceğiz derse o oy oranının artacağını düşünüyor, ki yapılan anketlerde/çalışmalarda mülteci meselesinin seçmen davranışını etkileyeceğine dair sonuçlar okuyoruz''

Ödemiş'e göre Türkiye, mülteci akınını karşılayabilecek politikalar üretemedi ve meseleye 'geçici' olarak baktı.

Ayrıca Suriyelilerin Türkiye’nin çeşitli illerine yerleştirildiği, buralarda hayat kurdukları, çocukların okula başladıkları hatta yeni çocukların doğdukları gerçeğinin göz ardı edildiğini belirtiyor.

Dolayısıyla geri gönderme kavramının bugünün gerçekliğine denk düşmediğini ifade ediyor:

"Aslında temel sorun mülteci akınını karşılayabilecek politikaların üretilememesi, meseleye “geçici” olarak bakılması ve bu ciddiyette bir sorunun politik olarak belirsiz bir alana hapsedilmesi yatıyor. Yani Türkiye mülteci politikalarını belirsizlik ve geçicilik üzerine kuruyor. Öyle ki çıkarılan kanunun adı bile “geçici koruma kanunu”. Mültecilere “misafir” yaklaşımıyla yaklaşılıyor. Misafirinizi istemediğinizde kabul etmez ya da gitmesini sağlayabilirsiniz. Bizim temel eleştiri noktalarımızı da bunlar oluşturuyor. Suriye’de mültecilerin gönüllü olarak gerçekten kendi kararlarıyla geri dönmelerini sağlayacak, onları yüreklendirecek bir barış, huzur ortamından bahsetmek mümkün değil. Kaldı ki uzun yıllardır Türkiye’nin çeşitli illerine yerleştirilen Suriyeli mülteciler burada hayat kurdular, çocuklar okula başladı, yeni doğanlar oldu… Dolayısıyla geri gönderme kavramı bugün gerçekliğe denk düşmüyor. Ulusal/uluslararası hukuka aykırı. En önemlisi de toplumda siyasi, ekonomik kriz nedeniyle tırmanan gerginliği daha da tırmandırıyor."

Siyasi kriz, ekonomik kriz ile birleşince asıl muhatabına yönelemeyen öfke mültecilere yöneliyor. Yoksulluğun nedeni mülteciler sanılıyor. Toplumsal barış ve 'birlikte yaşamanın' olanakları bir an önce yaratılmalı.
Hatice Ödemiş
Göçmen Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

Göçmen Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Ödemiş, toplumsal barışın öne çıkarılması ve 'birlikte yaşamanın' olanaklarının bir an önce yaratılması gerektiğini dile getiriyor.

Ödemiş, 'Ekonomik krizin ve derin yoksullaşmanın nedeni mültecilerdir' algısının değişmesi için siyasilerin sorumluluk bilinci ile açıklamalar yapması gerektiğini düşünüyor.

Aksi durumda kutuplaşmanın derinleşmesiyle önü alınamayacak yeni 'Altındağ' benzeri olayların ya da mültecilere yönelik yeni saldırıların yaşanabileceğine dair uyarıda bulunuyor:

"Siyasi kriz, ekonomik kriz ile birleşince asıl muhatabına yönelemeyen öfke mültecilere yöneliyor. Yoksulluğun nedeni mülteciler sanılıyor. Çeşitli hurafeler her an inanılan hikayelere dönüşüyor. Hiç sorgulanmadan sosyal medyada paylaşılan haberler gerçekmiş gibi algılanıp yayılıyor. Sosyal medya, örneğin ırkçılığı üreten bir mekanizmaya dönüşebiliyor. Çünkü ırkçılığın, ayrımcılığın, yabancı düşmanlığının, dezenformasyonun cezası yok, cezasızlık var. İki kişi arasında yaşanan adli bir olayda, Afgan mültecinin karıştığı iddiası, Suriyelinin saldırdırdığı söylemi ilgisi olmayan görsellerle birlikte sunuluyor. Buradan toplum ve halk yararına olabilecek bir şey çıkması beklenemez."