Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Davos'ta 'One Minute'ten bu yana Türkiye-İsrail ilişkilerinde neler yaşandı?

Access to the comments Yorumlar
 Sertaç Aktan
Çavuşoğlu ve heyeti İsrail'de
Çavuşoğlu ve heyeti İsrail'de   -   ©  Anadolu

Türkiye ile İsrail ilişkileri, 2008 yılında Tel Aviv'in Gazze saldırıları sonrası bozulduktan sonra yeniden normalleşiyor. 

Bu kapsamda İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un Türkiye ziyareti sonrası, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu İsrail'i ziyaret ediyor. 

İki ülke ilişkileri, AK Parti'nin iktidara geldiği 2002'den 2008'de İsrail'in Gazze'ye yaptığı saldırılara kadar olumlu ilerlemişti. 

O tarihe kadar Erdoğan 2005'te İsrail'i ziyaret etti, Holokost anıtına çelenk koydu, anti-semitizmi 'insanlığa karşı işlenen suç' olarak tanımladı. Bunun yanı sıra Erdoğan İran'ın nükleer güç olma hırsının sadece İsrail'e değil tüm dünyaya tehdit oluşturduğunu söyledi. 

2006 yılında ilişkiler "mükemmel" denebilecek bir seviyedeydi ve hatta Türkiye'nin himayesi altında İsrail-Filistin Endüstriyel Sanayi Bölgesi altyapısı geliştiriliyor, İsrail ve Fİlistin liderleri bir gün arayla Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde konuşmalar yapıyordu. 

Türkiye, İsrail ve Suriye arasında da arabuluculuk rolü üstlenerek bölgede son derece önemli bir aktör olduğunu gösteriyordu.

Peki, ilişkiler nasıl o noktadan bu noktaya geldi?

İşte Davos'ta yaşanan 'One Minute' krizinden bugüne Türkiye-İsrail ilişkilerinde öne çıkan gelişmeler:

Davos'ta One Minute çıkışı

  • 2008-2009 döneminde Türkiye İsrail'in Gazze operasyonlarını sert şekilde kınadı. Ocak 2009'da Erdoğan İsviçre'de düzenlenen Davos Ekonomi Forumu'nda 'One Minute' adıyla tarihe kaydolan tepkisini gösterdi ve zirveyi terk etti. 
  • Ekim 2009'da Türkiye, ABD ve İtalya ile yapılacak bir askeri tatbikatta İsrail'in yer almasını engelledi. Bunun karşısında İsrail de Türkiye'nin Suriye ile arabulucu rolünü sona erdirdi.
  • Aynı günlerde bir TRT yapımı kurgu senaryoda İsrailli askerlerin Arap çocuklara ve yaşlılara kötü muamele ediyor şekilde gösterilmesi siyasi krize neden oldu. İsrail Dışişleri Bakanı  Avigdor Lieberman Türkiye'nin Tel Aviv büyükelçisini medya önünde azarladı. Türkiye büyükelçisini geri çekeceği uyarısında bulununca Lieberman özür diledi.

Alçak koltuğa oturtulan büyükelçi gerilimi

  • Ocak 2010'da benzeri şekilde dönemin Türkiye'de ve Orta Doğu'da en popüler Türk dizisi olan Kurtlar Vadisi'nde Mossad ajanları olumsuz şekilde gösterildi. Bu da o dönem gündem oldu ve ilişkileri gerdi.
  • Bu kez Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Danny Ayalon Türk Büyükelçi Oğuz Çelikkol ile dışişlerinde görüştü ancak Çelikkol alçak seviyede bir koltuğa oturtuldu. Bu görüşme esnasında iddia olunduğu üzere Ayalon yardımcısına dönerek "Gördüğün gibi o aşağıda biz yukarda oturuyoruz ve masada sadece tek bir bayrak var ve biz gülümsemiyoruz." dedi. Bu görüşmeye ait görüntüler medyaya servis edildi. Bu da hali hazırda gergin olan ilişkilerde daha da büyük bir krize yol açtı.

  

Mavi Marmara gerilimi ile ipler kopuyor

  • İlişkileri uzun süre koparan olay ise Mayıs 2010'da yaşandı ve İHH'nın Gazze ablukasını delmek ve yardım götürmek üzere yola çıkan Mavi Marmara gemisi İsrail komandoları tarafından Akdeniz'de uluslararası sularda saldırıya uğradı. 8'i Türk vatandaşı 9 aktivist İsrail askerlerince öldürüldü. Olayda 7 İsrail askeri de yaralandı. Erdoğan bu olayı devlet terörü olarak nitelendirdi ve Türkiye büyükelçisini geri çekti.
  • Eylül 2011'de Türkiye diplomatik ilişkilerini en alt seviyeye indirdi ve İsrail ile olan tüm askeri iş birliğini sona erdirdi. Türkiye özür, tazminat ve Gazze ablukasının kaldırılması talebinde bulundu. 
  • Eylül 2011'de Birleşmiş Milletler Gazze ablukasının uluslararası hukuka göre yasal olduğunu ancak sadece orantısız güç kullanılmış olduğunu belirten bir rapor yayınladı. BM'de istediğini elde edemeyen Türkiye, İsrail büyükelçisini sınır dışı etti. İsrailli yetkililer ilişkileri düzeltmek istediklerini ancak özür dilemeyeceklerini belirttiler.
  • Türkiye Akdeniz'de enerji ve gaz hatları konusunda İsrail'i izole etmek adına Mısır ile yakınlaştı. Ancak daha sonraki yıllarda Mısır ile Türkiye'nin arası açılında Mısır, İsrail ve Yunanistan ile iş birliğine gitti.

 

Mart 2013'te Erdoğan BM zirvesinde konuşma yaparak Siyonizmi 'İnsanlığa karşı suç' olarak nitelendirdi. Şimon Peres bu ifadelerin 'nefreti körüklediğini' ve 'cehaletten kaynaklandığını' söyledi. 

İlk normalleşme girişimleri

  • Aynı ay Netanyahu Erdoğan'ı aradı ve Mavi Marmara için özür diledi. Bu özür dönemin ABD Başkanı Barack Obama'nın aracılık ettiği bir telefon konuşmasında sözlü olarak ifade edilse de özür cümlesinin formüle ediliş biçimi de tartışmalı oldu. Erdoğan Türk milleti adına özrü kabul ettiğini açıkladı. Ancak İsrail Türkiye'nin abluka şartını hiçbir zaman yerine getirmedi. 20 milyon dolar civarı olan tazminat teklifini de aktivistler kabul etmedi. 
  • Ağustos 2013'te Erdoğan bir Fransız Yahudi entelektüel olan Bernard-Henri Levy'nin hatalı şekilde çevrilmiş sözleri üzerinden Mısır'da Muhammed Mursi'nin devrilmesinin sorumlusunun İsrail olduğunu ileri sürdü. İsrail Dışişleri bu iddiaları 'yorum yapmaya değmeyecek' açıklamalar olarak nitelendirdi ve ilişkiler bir kez daha gerildi.
  • Ekim 2013'te İran'daki bazı İsrail ajanlarının kimliği açığa çıktı ve Tel Aviv bunun arkasında Ankara olduğunu ileri sürdü. İlişkiler bu şekilde yeniden kötüleşti.

İlişkilerde ikinci normalleşme girişimi

  • Aralık 2015'te iki ülke tekrar diyaloğa geçti ancak uzlaşmazlıklar devam etti.
  • Mart 2016'da İstanbul'da gerçekleşen IŞİD saldırılarında hayatını kaybeden üç İsrailli için Erdoğan İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin'e taziye mektubu yazdı. Mektuptan birkaç gün sonra İsrail Dışişleri heyeti Türk Dışişleri Bakanı ile görüşmek için İstanbul'a geldi ve taraflar teröre karşı işbirliği konusunda adım atma kararı aldı. 
  • Haziran 2016'da iki ülke arasında bir uzlaşı anlaşması yapıldığı açıklandı. Aynı ay Erdoğan bu süreç sırasında Mavi Marmara gemisi için "Uluslararası bazda bir adım atıyoruz. Siz kalkıp da Türkiye'den böyle bir insani yardımı götürmek için günün başbakanına mı sordunuz. Biz zaten oraya gerekli yardımı Gazze'ye bugüne kadar hep yaptık yapıyoruz" sözleri Türkiye'de tartışmalara yol açtı.
  • TBMM'de Mavi Marmara'da Türk vatandaşların öldüren İsrailli askerler aleyhine açılan mevcut davaları iptal eden ve gelecekte de dava açılmasını engelleyen bir karar çıkartılması, Hamas'a Türk topraklarında sadece siyasi alanda hareket etmek için izin verilmesi ve Türkiye'nin Gazze'ye tüm yardımlarını İsrail üzerinden kara yoluyla göndermesi talep edildi. Karşılığında Türkiye'nin Gazze'de daha fazla insani proje gerçekleştirmesinin önü açıldı.
  • Bu anlaşma Ağustos ayında Türkiye ve İsrail'de kabul edildi. Büyükelçilerin görev yerlerine dönmesi kararlaştırıldı. 
  • TBMM'de onayının ardından İsrail 20 milyon dolarlık tazminatı da Türkiye'ye ödedi.

 

ABD'nin Kudüs'ü başkent olarak tanıması

  • Mayıs 2018'de ABD Başkanı Donald Trump Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıdı ve başkonsolosluğun da buraya taşınmasına karar verdi. Yaşanan protestolarda çok sayıda Filistinli İsrail askerlerinin ateşi altında hayatını kaybedince bir kez daha ilişkiler gerildi.

  • Erdoğan İsrail'i 'soykırım' işleyen bir 'terör devleti' olarak nitelendirdi ve ülkede üç gün yas ilan edildi. İsrail büyükelçisi bir kez daha sınır dışı edildi ve Türk büyükelçisi de geri çekildi. İsrail Türkiye'den yapılan tarım ürünleri ithalatını durdurdu. 

  • İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Erdoğan'ı Hamas'ın en büyük destekçisi olmakla suçladı. Erdoğan da İsrail için 'Apartheid rejimi' ifadesini kullandı ve Hamas'ın terör örgütü olmadığını savundu. 

  • Netanyahu ise Erdoğan'ın ellerinde Kürt kanı olduğunu ifade ederek İsrail'e ahlak dersi veremeyeceğini belirtti.

  • Aynı günlerde Türk Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu İsrail'in uluslararası savaş suçları mahkemesinde yargılanması gerektiğini belirterek bunun olması için Gazze'nin girişimlerine hukuki ve finansal destek vereceğini duyurdu.

  • 18 Mayıs'ta İslam İşbirliğ Örgütü Türkiye'nin çağrısı ile İstanbul'da zirve gerçekleştirdi ve Filistinlilere destek mesajları verildi. 

  • 2019 yılında Türkiye'nin Suriye'deki askeri operasyonlarını İsrail 'etnik temizlik' olarak niteledi ve bu bölgedeki Kürtlere insani yardım yapacağını duyurdu.

Libya ile deniz sahası işbirliği

  • İkinci Libya İç Savaşı'nda Trablus ile Türkiye arasında, Türkiye'nin deniz sınırlarının Anadolu'dan Derna ve Tobruk kıyılarına kadar uzanmasına izin veren Aralık 2019 anlaşmasının ardından, İsrail bu anlaşmaya karşı olduğunu duyurdu ve İsrail'in resmi pozisyonuna göre anlaşma "yasa dışı' ilan edildi. 
  • Aynı ay Türk donanması Kıbrıs adası civarında Rum hükümetinin rızasıyla faaliyet gösteren bir İsrail araştırma gemisini bölgeden çıkmaya zorladı. 
  • Bu eylem, İsrail'de Türkiye'nin "tüm Akdeniz genişliğinde bir deniz sınırı oluşturmayı" amaçladığı ve İsrail'in Akdeniz üzerinden uluslararası sulara erişimini kesmeyi amaçladığı iddialarını doğurdu.

İsrail Arap ülkeleri ile arasını düzeltiyor

  • Ağustos 2020'de Mossad Direktörü Yossi Cohen, Türkiye'yi bölge barışı için yeni bir tehdit olarak nitelendirdi ve Türkiye'nin Azerbaycan ve Katar gibi müttefiklerine dikkat çekti. 
  • İsrail ise ABD aracılığı ile Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkilerini normalleştirme kararı aldı. Ankara her iki Arap ülkesini açıkça Filistinlilere karşı İsrail'i desteklemekle suçladı. Buna karşılık, Türkiye iki Hamas liderine ev sahipliği yaptı ve bu hareket İsrail ve ABD'den tepki aldı.

Dağlık Karabağ ihtilafı

  • 2020'de Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ ihtilafı sırasında İsrail, Türkiye ve İsrail'in müttefiki olan Azerbaycan'ı açıkça destekledi. Ancak, Türkiye'nin İsrail'i Kafkasya'daki istikrarsızlıktan sorumlu tutmasının ardından İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, Türkiye'yi bölgede savaşı alevlendirmekle suçladı. İsrail de Azerbaycan'a verdiği desteği misilleme olarak askıya aldı.

2021 İsrail-Filistin krizi

2021 İsrail-Filistin krizi sırasında Türkiye bir kez daha İsrail'i yaşanan şiddetten sorumlu tuttu. 

Erdoğan İsrail'i bir terör devleti olduğunu yineledi ve Türkiye'nin uluslararası kurumların harekete geçmesi için girişimlerde bulunduğunu söyledi.

Bir kez daha İslam İşbirliği Teşkilatı acil toplandı ve burada Türkiye, Filistinlilerin korunması için askeri bir gücün konuşlandırılması da dahil olmak üzere bir "uluslararası koruma mekanizması" önerdi.