Türkiye ve AB: Yakın gelecekte karşılıklı ilişkilere bakış

Access to the comments Yorumlar
 Jiří Čistecký
Yorum sayfamızda yayınlanan makaleler, euronews'in editoryal görüşünü yansıtmaz.

Türkiye, onlarca yıldır AB'nin önemli bir ekonomik ortağı oldu ancak özellikle 2022'de uluslararası politika arenasında yaşanan son gelişmeler, yakın dostların ve müttefiklerin etrafımızda olmasının ne kadar önemli olduğunu kanıtladı. 

Bu yılın başlarında Rusya Federasyonu'nun Ukrayna'yı işgali, farklı düzeylerde ve birçok konuda çok sesli tartışmalara rağmen, insanlık, demokrasi, egemenlik ve toprak bütünlüğü söz konusu olduğunda dünyanın ortak yaklaşımla yönlendirilen birliğini gösterdi. 

Son olarak Türkiye ve İsrail de dahil olmak üzere birçok ülke, Rusya söz konusu olduğunda, “değişken geometri” dış siyasetleri ile aynı perspektifi paylaştıklarını, öncelikle barışı, refahı ve insanlık onurunu garanti altına aldıklarını açıkça belirtmiş ve herkese göstermişlerdir. Bu durum, Avrupa'nın insan hakları ihlallerine yönelik eleştirilerinin arttığı ve Türkiye'de medya özgürlüğünün bozulduğu bu günlerde ayrı bir önem taşımaktadır.

Türkiye ve AB, uluslararası arenadaki çalkantılı gelişmelerde de, özellikle çeşitli güvenlik sorunları ve çok taraflı ekonomik ortaklıklar çerçevesinde birlikte çalışma ihtiyacı söz konusu olduğunda, çok uzun bir süredir birbirine yakın durmaktadır. Türkiye'nin hem Karadeniz bölgesinin hem de Ortadoğu ve Afrika’nın istikrarına ilişkin duruşu, ülkenin uluslararası arenada artan stratejik önemini kanıtlamaktadır. Türkiye, ekonomik ve güvenlik çıkarlarını geniş bir coğrafyaya yansıtan bölgesel bir güçtür.

İçeride, iç siyaset sahnesinde ise, Türkiye bazı ekonomik ve politik zorluklarla karşı karşıyadır. Covid sonrası dönemde diğer ülkelere benzer şekilde, liranın düşmesiyle birlikte yüksek enflasyon birçok insanı yoksulluk sınırına yaklaştırmaktadır. Sosyal gruplar arasındaki derin uçurumlar, daha sonra toplumda kutuplaşmanın artmasına neden olmaktadır. 

Gelecek yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri ile ilişkili olarak değerledirildiğinde, bu durum Türkiye'nin istikrarı üzerinde olası derin etkileri olan endişe verici bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır. 

Bununla birlikte, ağırlıklı olarak genç Türk nüfusun büyük çoğunluğunun aynı Avrupa değerlerini içselleştirmesi ve paylaşması, yalnızca aramızdaki köprüyü temsil etmekle kalmayıp, aynı zamanda umarım her ne olursa olsun, bir şekilde seçim sonucuna yönelik tepkide önemli bir rol oynayabilir. 

Hiç şüphe yok ki, Türk milletinin seçimi kendi elindedir ve demokrasinin sadece şekil olarak değil, fiilen de yaşatılmasına yönelik yol ve istikamete karar verecektir. Türkiye sivil toplumu AB'de de güçlüdür ve insanları her zaman bir araya getiren umudu simgelemektedir. Biz her zaman “Birlikten kuvvet doğar” deriz.

Şüphesiz ki Türkiye, ekonomik ve zihinsel olarak, ama aynı zamanda aynı insani ve güvenlik perspektiflerini paylaştığı için her zaman Avrupa ailesine ait olmuştur. Bu gerçek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 6 Ekim 2022'de Prag'da Çekya'nın AB Konseyi Dönem Başkanlığı tarafından düzenlenen gayrı resmi AB zirvesine katılımıyla da ispatlanmıştır. 

Bu zirvede, AB üyesi olmayan 17 ülkenin liderleri, özellikle dünyanın kritik altyapısı ve korunması ile ilgili acil güncel konular ve ayrıca Avrupa Siyasi Topluluğu olarak bilinen, AB ve AB üyesi olmayan ülkeler arasındaki karşılıklı işbirliğinin yeni formatı da dahil olmak üzere Avrupa'nın geleceğini tartıştı. Bu zirve, Avrupa tartışmalarında defalarca vurguladığımız gibi, Türkiye veya İngiltere gibi ülkelerin Avrupa'nın gelecekteki istikrarı, güvenliği ve refahı için vazgeçilmez bir role sahip olduğunu ve bu doğrultuda stratejik diyaloğumuzu ve işbirliğimizi geliştirmemiz gerektiğini bir kez daha kanıtladı.

Ukrayna savaşı, bu dünyada barış ve istikrar başta olmak üzere hiçbir şeyin bahşedilmediğini gösteriyor. Türkiye, Çek Cumhuriyeti ve diğer birçok ülke ile birlikte, saldırganın saldırdığı ülkenin yanında olmanın önemini açıkça ortaya koydu. 

Bugün, Rusya'nın Ukrayna topraklarındaki acımasız saldırısının en başından beri, Çek Cumhuriyeti'nin 2022'deki mülteci dalgasıyla başa çıkma konusunda etkili olduğunu söyleyebiliriz. Bu kapsamda, mevcut tüm kaynakların seferber edilmesi temel olarak anında etkili olmaya başlamış, eğitime ve sağlığa erişimlerine, işgücü piyasasına katılımlarına ve ilgili Avrupa toplumlarına başarılı bir şekilde entegre olmalarına yardımcı olmak için kadın ve çocukların korunmasına öncelik verilmiştir. Ancak başka zorluklarla da karşı karşıyayız.

İçinde bulunduğumuz kış birçok soruyu gündeme getiriyor. Mesela, Rus gazına, petrolüne ve kömürüne olan bağımlılığımızdan nasıl kurtulabiliriz? Stratejik konumu ve ekonomik potansiyeli açısından Türkiye ile enerji dönüşümü, lojistik, kaynak çeşitlendirmesi, düşük emisyonlu ve yenilenebilir enerji projelerine yönelik ilerlemeyi hızlandırma ihtiyacı da dahil olmak üzere enerji tasarrufu üzerinde çalışmak, birlikte odaklanmamız gereken ana konulardır. Türkiye aynı zamanda Rusya rejimi ile Ukrayna arasındaki kritik arabulucu rolünü oynamak için söyleyecek çok şeyi olan ve çok şey yapan önemli bir ortaktır. Rusya'nın bu saldırgan eyleminin yakında sona ermesi ve Ukrayna halkının yeniden barışa kavuşması için elimizden gelenin en iyisini yapmak üzere birlikte çalışmalıyız.

Artan yerel çatışmalar ve beraberinde artan yoksulluk, Avrupa'ya gelen mülteci dalgalarına yol açmakta ve toplumlarımız üzerindeki ekonomik ve güvenlik baskısını artırmaktadır. Maalesef bunun tek taraflı bir çözümü bulunmuyor. Sürdürülebilir çözümleri başarılı bir şekilde kolaylaştırmak için deneyimlerimizi ve kaynaklarımızı paylaşmamız gerekiyor.

Krizlerin patlak verdiği dünyanın farklı yerlerindeki ihtiyaç sahibi insanlara onurlu yaşam koşulları sağlamak için ihtiyaç duyulan temel hizmetlerin sağlanmasıyla birlikte yürütülen çok kapsamlı mülteci koruma programı, Çek Cumhuriyeti'nin yurtdışındaki insani yardımlarının önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Çekya, uluslararası kuruluşlar veya yerel ortaklar aracılığıyla, dünya çapında birçok küçük veya büyük ölçekli projeye farklı kanallardan finansman sağlamaktadır. Bu anlamlı çalışmaya 2023 yılında da devam etmeyi amaçlıyoruz. Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği (BMMYK)’nin Türkiye'deki Suriyeli ve Afgan mültecilere ilişkin olanlar da dahil bazı çok somut projeler, Çek Dışişleri Bakanlığı tarafından halihazırda onaylanmış durumdadır. Bu projelerin temel amacı, yerli engelli vatandaşları da içeren özel kapsamlı projeler yoluyla ihtiyaç sahibi engelli göçmenlerin yaşam koşullarını iyileştirmektir.

Gördüğünüz üzere, zorlukların yanı sıra Türkiye ve Çekya ya da Avrupa’nın bir dizi ortak çıkarları ve öncelikleri bulunmaktadır. Başarılı çözümlerin ancak karşılıklı işbirliği ve anlayışla, kaynak ve sorumlulukların ve ayrıca aynı değerlerin paylaşılmasıyla sağlanabileceğinin bilincinde olmalıyız. Farklılıklara ve yanlış anlamalara bakmaksızın, gelecek nesillerimiz için barışçıl ve müreffeh bir Avrupa'yı şekillendirmek için dostluğumuzu ve işbirliğimizi sürekli olarak geliştirmeli ve güçlendirmeliyiz.

Jiří Čistecký
Çekya İstanbul Başkonsolosu