Macaristan Başbakanı, pazartesi günü düzenlediği uluslararası basın toplantısında Trump’ın Venezuela operasyonunu da övdü ve Macaristan’ın ne Ukrayna’ya finansman sağlayacağını ne de göçmen kabul edeceğini belirtti.
Macaristan Başbakanı Viktor Orban, pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında Avrupa Birliği’nin “liderlik kaosu” nedeniyle “kendi kendine dağılacağını” öne sürdü ve Brüksel’in Macaristan’ı Rus enerji kaynaklarından koparmayı hedeflediğine dikkat çekti.
Orban, Macaristan’ın AB’den ayrılması ihtimalini reddederek, ülkenin böyle bir kararı anlamlı kılacak büyüklükte olmadığını ifade etti.
Buna karşın Macaristan’ın geleceğinin AB ve NATO içinde yer aldığını vurgulayan Orban, bunun “egemen bir dış politika ve ekonomik politika” ile mümkün olacağını savundu.
“AB üyeliği önemli bir fırsat. Ancak kendimizi tek bir blokta sıkışmış halde bulursak, bunun bedelini öderiz,” diyen Orban, Amerika, Rusya, Çin, Arap dünyası ve Türk dünyası dâhil olmak üzere tüm bloklarla mümkün olan en iyi ilişkilerin kurulması gerektiğini söyledi.
Orban, hukukun üstünlüğü konusundaki endişeler nedeniyle Brüksel’le sık sık karşı karşıya geldi. Macaristan, AB’nin Ukrayna’ya yönelik destek paketlerini engelledi ve Rusya’nın yaklaşık dört yıldır süren topyekûn savaşına rağmen Moskova ile ilişkilerini sürdürdü.
Avrupa Birliği ise Macaristan’daki demokratik gerileme endişeleri nedeniyle milyarlarca euroluk fonu askıya aldı.
Enerji politikalarına da değinen Orban, Brüksel’in Macaristan’ı Rus petrolü ve doğalgazından koparmayı amaçladığını söyledi.
Hükümetin buna karşı Avrupa Komisyonu’na karşı hukuki yollara başvurduğunu ve AB düzenlemelerine siyasi olarak karşı çıktığını belirten Orban, savaşın 2027’de sona ermesiyle yaptırımların kaldırılmasını umduklarını ifade etti.
Macaristan, AB’nin Rus enerji yaptırımlarından muafiyetler elde etti ve ülke hâlâ büyük ölçüde Rus petrolü ve doğalgazına bağımlı durumda.
Orban ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela'ya müdahalesini uluslararası siyasette “yeni bir dönemin başlangıcı” olarak nitelendirdi.
Bu operasyonun ABD’ye dünya petrol rezervlerinin yarısına kadarını kontrol etme imkânı verebileceğini iddia etti.
2025’in “son derece hareketli bir yıl” olduğunu söyleyen Orban, Trump’ın göreve başlamasının, kendi ifadesiyle “liberal dünya düzenine son darbeyi” vurduğunu belirtti.
Yeni dönemi “uluslar çağı” olarak tanımlayan Orban, bu değişimin habercisi olduğunu ve 2010’dan bu yana bunu savunduğunu dile getirdi.
Venezuela operasyonu 'yeni dünyanın güçlü bir tezahürü'
Venezuela’ya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Macaristan Başbakanı Viktor Orban, ABD’nin askerî operasyonunun "yeni dünyanın güçlü bir tezahürü" olduğunu söyledi.
Orban, “Venezuela ile birlikte ABD, dünya petrol rezervlerinin yüzde 40–50’sini kontrol edebilir. Bu, küresel enerji piyasasında fiyatları ciddi biçimde etkileyebilecek bir güç,” dedi.
Bu durumun, küresel enerji fiyatlarını düşürerek Macaristan’a da fayda sağlayabileceğini savundu.
Orban, Trump’la yakın ilişkiler kurmuş durumda ve Venezuela’daki ABD askeri müdahalesini açıkça destekleyen az sayıdaki Avrupalı liderden biri.
AB üyesi ülkelerin büyük bölümü ise söz konusu operasyonu uluslararası hukuku ihlal ettiği gerekçesiyle eleştiriyor.
Ukrayna konusunda konuşan Orban, Macaristan’ın Kiev’e mali destek sağlamayacağını belirterek, “Başkalarına vermediğimiz sürece paramız var, bu yüzden paramızı Ukrayna’ya vermiyoruz,” dedi ve ekledi:
“Onlara kredi de vermiyoruz, çünkü herkes Ukraynalıların bunu geri ödemeyeceğini biliyor."
Macaristan, Rusya’nın 2022 başında başlattığı geniş çaplı işgalden bu yana AB’nin Ukrayna’ya askeri ve mali destek sağlamasının önündeki en büyük engel konumunda bulunuyor.
Bu durum, 27 üyeli bloğu Budapeşte’nin vetolarını aşmak için alternatif yollar bulmaya zorladı.
Göç meselesine de değinen Orban, Brüksel’in “kiminle birlikte yaşayacağımızı” dikte etmesini kabul etmeyeceklerini söyledi. Haziran ayında yürürlüğe girmesi planlanan ve üye ülkelerin 350 kişiyi kabul etmesini ve 20 binden fazla başvuruyu işlemesini öngören AB düzenlemesini reddetti.
Macaristan, AB’nin iltica planlarına katılmayı reddetti ve göçmenleri engellemek için sınır çitleri inşa etti. Bu tutum, Brüksel’le süren hukuki mücadelelere ve karşılıklı sert açıklamalara yol açtı.
Trump’la yapıldığı bildirilen bir mali anlaşmaya ilişkin soruya Orban, “Bunu ben istedim, üzerinde anlaştık,” yanıtını verdi.
Ancak Trump, Orban’ın daha önceki iddialarını reddederek Kasım ayında Politico’ya, “Ona böyle bir şey vaat etmedim ama benden çok istedi,” demişti.
Bu arada Macaristan Başbakanı, “savunma kalkanına” ilişkin ayrıntıların hâlâ netleştirilmekte olduğunu söyledi.
Macaristan’ın Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana “bir tür koruyucu kalkan”a ihtiyaç duyduğunu belirten Orbán, ülkenin “Brüksel’e güvenemeyeceğini” ifade etti.
Orban, nisan ayındaki seçimlerde Tisza Partisi lideri Peter Magyar ile tartışmaya girmeyeceğini de açıkladı.
Sadece “egemen kişilerle” tartışabileceğini söyleyen Orban, “yurt dışında efendileri olanların egemen olmadığını” savundu. İktidardaki partisi Fidesz’in, 2022 seçimlerindeki sonucu tekrarlamayı hedeflediğini söyledi.
Anketlerde hızla yükselen Magyar ve partisi, Orban’ın yaklaşık 25 yıldır süren iktidarına karşı en güçlü seçim meydan okuması olarak görülüyor.
Orban, 2010’dan bu yana Macaristan’ı yönetiyor ve halen görevde olan AB liderleri arasında en uzun süre iktidarda kalan isim konumunda.