Oyuncu Oktay Kaynarca ve şarkıcı Emel Müftüoğlu'nun da aralarında bulunduğu altı isim sabah saatlerinde gözaltına alınmıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Ekim 2025'ten bu yana yürüttüğü "ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonu" kapsamında salı günü sabahı gözaltına alınan isimlerden oyuncu Oktay Kaynarca ve şarkıcı Emel Müftüoğlu adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.
Demirören Haber Ajansı'nın (DHA) aktarımına göre, Kaynarca ve Müftüoğlu'nun da aralarında bulunduğu altı şüpheli, Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirilen isimler Adli Tıp Kurumu'nda saç, kan ve idrar örneği verdi.
Devamında adliyeye sevk edilen şüphelilerden Kaynarca ve Müftüoğlu için "yurt dışına çıkış yasağı" tedbiriyle tahliye edilmelerine hükmedildi.
DHA'nın haberinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın şüpheliler hakkında talep ettiği "ev hapsi" uygulamasının Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedildiği detayına yer verildi.
Şüpheliler, ‘kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak’, ‘uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırmak’, ‘bir kimseyi fuhşa teşvik etmek, bunun yolunu kolaylaştırmak ya da fuhuş için aracılık etmek veya yer temin etmek’, ‘kumar oynanması için yer ve imkan sağlamak’ suçlamalarıyla gözaltına alınmıştı.
8 Ekim 2025’ten bu yana devam eden operasyonlarda bugüne kadar 26 kişi tutuklandı. Tutuklananlar arasında Bebek Otel’in sahibi Muzaffer Yıldırım ve otelin genel müdürü Arif Altunbulak gibi kritik isimler yer alıyor.
Ayrıca Ceyda Ersoy, Burak Altındağ ve Mert Vidinli gibi sosyal medya ve cemiyet hayatından tanınmış isimlerin de aralarında bulunduğu birçok kişinin mal varlıklarına el konulmuş durumda. Şevval Şahin ve Kasım Garipoğlu hakkında ise yakalama kararı var.
Operasyonun yürütülüş biçimi ise ciddi tartışmaları beraberinde getirdi. Ünlü isimlere yönelik suçlamaların, henüz bir mahkumiyet kararı dahi yokken detaylı bir şekilde medyaya servis edilmesi ve bu isimlerin görüntülerinin yayınlanması tepki çekiyor.
Hukukçular, bu yöntemin kişilerin masumiyet karinesini ihlal ettiğini ve toplum nezdinde telafisi imkansız bir 'lekelenme' yarattığını savunuyor.