Time dergisi pazar günü, İran Sağlık Bakanlığı’ndan iki üst düzey yetkiliye dayandırdığı haberinde, ülke genelindeki protestolarda en az 30 bin kişinin öldürüldüğünü öne sürdü.
İran’da devam eden protestoların sert biçimde bastırılması sırasında hayatını kaybedenlerin sayısına ilişkin tahminler büyük farklılıklar gösteriyor. Devlet medyasına göre can kaybı yaklaşık 3 bin 100 civarındayken, bazı bağımsız kaynaklar ve sağlık çalışanları ölü sayısının 30 bini aştığını belirtiyor. Gerçek rakamların doğrulanması ise dördüncü haftasına giren neredeyse tam kapsamlı internet kesintisi nedeniyle büyük ölçüde engellenmiş durumda.
ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), salı günü yaptığı açıklamada, İran içindeki aktivist ağından doğrulanmış bilgilere dayanarak en az 6 bin 126 kişinin öldürüldüğünü bildirdi. Bu sayıya göre ölenler arasında 5 bin 777 protestocu, 214 hükümet yanlısı güvenlik gücü mensubu, 86 çocuk ve 49 sivil bulunuyor.
İran devlet televizyonu ise geçen hafta gösteriler sırasında 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Şehitler Vakfı, bu ölümlerden 2 bin 427’sinin sivil ve güvenlik güçleri olduğunu açıkladı. Yetkililer, kalan ölümleri ise “teröristler” olarak tanımladı.
Ancak Time dergisi pazar günü, İran Sağlık Bakanlığı’ndan iki üst düzey yetkiliye dayandırdığı haberinde, ülke genelindeki sokak çatışmalarında en az 30 bin kişinin öldürüldüğünü yazdı. The Guardian da benzer bir rakam paylaştı ve çok sayıda kişinin kaybolduğunu aktardı. Bu iddialar yalanlandı.
Ancak İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, 27 Aralık’ta yaptığı açıklamada “birkaç bin kişinin” öldüğünü kabul etti ancak ölümleri “iç ve dış düşmanlara” bağladı. Hamaney, protestocuları ABD ve İsrail bağlantılı “isyancı ve teröristler” olarak nitelendirdi; ancak bu çapta bir organizasyonun nasıl yürütüldüğüne dair ayrıntı vermedi.
Fransa’da yaşayan cerrah Dr. Haşim Moazenzadeh, İran’daki hastane ve sağlık kaynaklarıyla düzenli temas halinde olduğunu belirterek, adli tıp kayıtlarına göre en az 22 bin ölümün kayda geçtiğini söyledi. Moazenzadeh, güvenlik güçlerinin kaçmaya çalışan insanlara ateş açtığını, kurşun giriş-çıkış izlerinin kurbanların başlarının arka kısmında görüldüğünü ifade etti.
Moazenzadeh’e göre, 18 ve 19 Ocak’ta yaşanan en kanlı baskı günlerinin ardından yalnızca 36 saat içinde 900’den fazla cenaze Tahran’daki Beheşt-i Zehra Mezarlığı’na taşındı.
Ceset torbaları ve gizli definler
Birleşmiş Milletler İran Özel Raportörü Mai Sato, pazartesi günü yaptığı açıklamada, resmi rakamların ölü sayısını “3 binin biraz üzerinde” gösterdiğini, ancak kendisine ulaşan raporların on binlerce ölüye işaret ettiğini söyledi. Sato, internet kesintileri ve bağımsız gözlemcilerin ülkeye erişiminin engellenmesi nedeniyle net bir bilanço çıkarılamadığını vurguladı.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, 31 Aralık 2025 ile 3 Ocak arasında sekiz eyaletteki 13 kentte en az 28 protestocu ve sivilin güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğünü belgeledi. Kurbanlar arasında çocuklar da bulunuyor.
Örgütler, Devrim Muhafızları da dahil olmak üzere güvenlik güçlerinin barışçıl protestolara karşı tüfekler, metal saçma yüklü pompalı tüfekler, tazyikli su, biber gazı ve cop kullandığını bildirdi.
Uluslararası Af Örgütü’nün 10 Ocak tarihli doğrulanmış video analizine göre, Tahran yakınlarındaki Kahrizak’ta kurulan geçici morgda en az 205 ceset torbası görüntülendi. Bu alanın resmi morgların kapasitesini aşması nedeniyle kullanıldığı belirtildi.
Meşhed’de görev yapan bir sağlık çalışanı, 9 Ocak gecesi yalnızca bir hastaneye 150 genç protestocunun cesedinin getirildiğini ve daha sonra Beheşt-i Rıza Mezarlığı’na sevk edildiğini aktardı. Yetkililerin kimlik tespiti yapılmadan hızlı definler gerçekleştirdiği, ailelere ise daha sonra haber verildiği belirtildi.
Cenazeler için para talebi
Raportör Mai Sato’ya göre, bazı ailelerden yakınlarının cenazelerini alabilmeleri için 5 bin ila 7 bin dolar arasında para talep edildi. Bazı durumlarda ailelerin, ölen kişinin protestocu değil, hükümete bağlı Besic güçleriyle ilişkili olduğunu kabul etmeleri şart koşuldu.
Yayımlanan fotoğraflarda, kurbanların üzerinde hâlâ serum setleri, enjektörler ve bandajlar bulunurken, belirgin kurşun yaraları da görülüyor. Bu durum, hastanede tedavi gören bazı yaralıların daha sonra öldürülmüş olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.
Uzmanlara göre, ölümlerin büyük bölümü ateşli silah ve pompalı tüfek saçmalarıyla gerçekleşti. Önceki protestolarda cop kullanımının öne çıktığına dikkat çekilirken, bu kez birçok kişinin kaçarken arkadan vurulduğu bildiriliyor.
Tahran’daki Farabi Göz Hastanesi Başhekimi Dr. Kasım Fahraei, Aralık ayındaki protestolar sırasında bin kişinin göz yaralanmasıyla hastaneye başvurduğunu açıkladı. Bu durum, yüz ve gözlere hedef alınan saçmalar nedeniyle yüzlerce kişinin kalıcı hasar yaşamış olabileceğine işaret ediyor.
Moazenzadeh, protestocuları tedavi eden birçok doktor ve sağlık çalışanının gözaltına alındığını, güvenlik güçleriyle iş birliği yapmayı reddeden sağlık personelinin hedef alındığını söyledi.
Ekonomik taleplerden rejim karşıtı gösterilere
Protestolar, Aralık ayı sonunda gıda fiyatlarındaki artış ve hiper-enflasyonla bağlantılı ekonomik şikâyetlerle başladı. 8 Ocak’ta İran’ın devrik şahının oğlu Rıza Pehlevi’nin çağrısıyla gösteriler ülke geneline yayıldı ve rejim karşıtı bir nitelik kazandı.
Güvenlik güçleri yüzlerce kişiyi protestolar sırasında ve gece baskınlarında gözaltına aldı; bazı kişiler hastanelerden alındı. İnsan hakları örgütleri, zorla kaybetme ve avukatsız tutuklamalara dikkat çekti.
Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, 14 Ocak’ta yaptığı açıklamada yargılamaların hızla tamamlanması gerektiğini söyledi.
İran yönetimi, protestolar sırasında ülke genelinde neredeyse tam kapsamlı bir internet kesintisi uyguladı. Bu durum, günlük hayatı, dijital ödemeleri, hastaneleri, eczaneleri ve kamu kurumlarını da olumsuz etkiledi.
Mevcut verilerin çoğunun Tahran ve Meşhed, Karaj, Şiraz, İsfahan gibi büyük kentlere ait olduğu, ülke genelindeki gerçek bilançonun çok daha yüksek olabileceği belirtiliyor.