ABD'li yargıç, Öztürk hakkında yürütülen sınır dışı işlemlerini durdurdu ancak hükümetin kararı Göçmenlik Temyiz Kurulu’na taşıma hakkı bulunuyor.
ABD’de yargıç, Donald Trump yönetiminin geçen yıl gözaltına aldığı Türk doktora öğrencisi Rümeysa Öztürk’ün sınır dışı edilmesi için hukuki bir gerekçe bulunmadığına hükmetti.
Tufts Üniversitesi’nde eğitim gören Öztürk, öğrenci gazetesinde yayınlanan Filistin yanlısı bir görüş yazısının ortak yazarı olmasının ardından geçen yıl maskeli 6 Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) görevlisi tarafından gözaltına alınmıştı.
Yargıç Roopal Patel’in geçen ay verdiği karar, bu hafta Öztürk’ün avukatları tarafından federal mahkemede kamuoyuna açıklandı. Karar, ABD hükümetinin Öztürk’ü sınır dışı etmek için yasal bir dayanağı olmadığı anlamına geliyor.
Yargıç Patel, Öztürk hakkında yürütülen sınır dışı işlemlerini durdursa da hükümetin kararı temyize götürme hakkı bulunuyor.
Adalet ve Dışişleri Bakanlıkları yetkilileri, konuya ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.
45 gün gözaltında tutuldu
Rümeysa Öztürk, Mart 2025’te Massachusetts eyaletine bağlı Somerville kentinde gözaltına alınmış, maskeli ICE görevlileri tarafından bir araca bindirilmesine ilişkin görüntüler büyük tepki çekmişti.
Olayın ardından birçok üniversitede protesto gösterileri düzenlenirken, Öztürk'ün gözaltı merkezinde üç kez astım krizi geçirdiği de öğrenilmişti.
Önce Vermont’a, ardından Louisiana’ya götürülen Öztürk, burada 45 gün boyunca göçmenlik gözaltı merkezinde tutulduktan sonra bir federal yargıç tarafından kefaletle serbest bırakılmıştı.
Serbest bırakılmasına rağmen Öztürk hakkında sınır dışı süreci devam etti.
Massachusetts’teki başka bir davaya ait mahkeme belgeleri, hükümetin Öztürk’ü sınır dışı etmek istemesinin tek gerekçesinin, Tufts öğrenci gazetesinde yayınlanan ve üniversite yönetimini İsrail’e ilişkin Filistin yanlısı öğrenci taleplerini değerlendirmeye çağıran yazı olduğunu ortaya koydu.
Vize iptali sınır dışı için yeterli görülmedi
Öztürk’ün gözaltına alınmasının ardından ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, öğrencinin F-1 statüsündeki öğrenci vizesinin iptal edildiğini açıklamıştı.
Rubio, o dönemde yaptığı açıklamada, “Dünyada hangi ülke insanların gelip düzeni bozmasına izin verir?” ifadelerini kullanarak, ABD’de eğitim görmenin bir hak değil, bir ayrıcalık olduğunu savunmuştu.
Ancak Yargıç Patel, vizenin iptal edilmesinin Öztürk’ün ülkeden çıkarılmasını otomatik olarak gerektirmediğine hükmetti. Kararda, bir kişinin ABD’deki yasal statüsünün vizeye bağlı olmadığı ve tek başına vize iptalinin sınır dışı için yeterli hukuki gerekçe oluşturmadığı belirtildi.
Öztürk'ün gözaltına alınmasının çeşitli üniversitelerde düzenlenen Filistin'e destek protestolarıyla ilişkili olduğu ve Hamas yanlısı hareketlere katıldığı öne sürülmüştü.
Avukatları ise Türk öğrencinin Filistin yanlısı görüşleri nedeniyle gözaltına alınmasının ABD Anayasası'nın 5. maddesindeki ifade özgürlüğü hakkının ihlali olduğunu savunmuştu.
'Hukukun üstünlüğünün teyidi'
Öztürk, kararın ardından yaptığı açıklamada, “ABD hükümeti tarafından haksızlığa uğrayan diğer kişilere de umut verebileceğini” belirterek büyük bir rahatlama hissettiğini söyledi.
Öztürk’ün avukatlarından Mahsa Khanbabai ise kararı, “adaletin ve hukukun üstünlüğünün güçlü bir teyidi” olarak nitelendirdi.
New York Times'ın (NYT) aktardığına göre Khanbabai, “Göçmenlik uygulamalarının her zaman adalet ilkesiyle yönlendirilmesi gerektiğini hatırlatan bir karar olmasını umuyoruz,” dedi. Avukat ayrıca, Dışişleri Bakanı’nın bir kişinin vizesini keyfi biçimde iptal edebilmesinin tarafsızlık, hukukun üstünlüğü ve şeffaflık açısından ciddi soru işaretleri yarattığını vurguladı.
ICE'nin son dönemde yürüttüğü operasyonlar, özellikle üniversite kampüsleri ve göçmen toplulukları içinde endişe ve rahatsızlık yaratıyor. Maskeli ajanların gerçekleştirdiği gözaltılar ve kamuoyuna yansıyan görüntüler, uygulamaların şeffaflığı ve orantılılığına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Hak savunucuları ve hukukçular, bu tür müdahalelerin ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki yaratabileceği ve göçmen öğrenciler arasında güvensizlik duygusunu derinleştirdiği uyarısında bulunuyor. ABD yönetimi ise ICE operasyonlarının yürürlükteki göçmenlik yasaları çerçevesinde gerçekleştirildiğini savunuyor.
Öğrenci gözaltıları ve temyiz süreci
Trump yönetimi, geçen yıl mart ayından itibaren Filistin yanlısı protestolara katılan uluslararası öğrencilere yönelik bir dizi gözaltı gerçekleştirdi. Federal yargıçlar, gözaltıların hukuka uygunluğunu sorguladıktan sonra bu öğrencilerin büyük bölümü haftalar ya da aylar içinde serbest bırakıldı.
Eylül ayında bir federal yargıç, hükümetin öğrencileri ifade özgürlükleri nedeniyle hedef aldığını tespit etti. Ancak bu kararlara rağmen yönetime yönelik herhangi bir yaptırım uygulanmadı.
Rümeysa Öztürk’ün yanı sıra Columbia Üniversitesi öğrencileri Mahmoud Khalil ve Mohsen Mahdawi de geçen yıl serbest bırakıldı. Buna karşın, üç isim de halen federal temyiz mahkemelerinde süren davaların tarafı.
Geçen ay New Jersey’deki bir federal temyiz mahkemesi, Khalil’in davasında, bölge mahkemesi yargıçlarının göçmenlik gözaltılarının anayasaya uygunluğunu değerlendirme yetkisi bulunmadığına hükmetti. Bu kararın kesinleşmesi hâlinde, göçmenlik davalarında gözaltıdan tahliye süreçlerinin zorlaşabileceği belirtiliyor.
Öztürk’ün benzer bir temyiz davası New York’ta sürüyor.