Avrupa’nın eskiyen ve yeterince yatırım yapılmayan enerji altyapısı, her yıl dev miktarda yenilenebilir enerjinin boşa gitmesine yol açıyor.
İran'a yönelik savaş, fosil yakıtlara bağımlılığın doğurduğu tehlikeleri gözler önüne sermeye devam ederken, yenilenebilir enerjiye geçişin gerekliliği hiç olmadığı kadar güçlü bir şekilde ortaya çıkıyor.
Gerilimin düşeceğine dair umutların arttığı bir ortamda, küresel petrol fiyatlarının göstergesi olan Brent petrolünün fiyatı dün sabah (26 Mart) gerilemiş olsa da, çatışmaların başlamasından bu yana varil fiyatı defalarca 100 doların (yaklaşık 86,38 avro) üzerine çıktı. ABD ile İsrail'in İran'a açtığı savaş öncesinde petrol fiyatları varil başına 63 avronun altındaydı.
Fiyatlardaki sıçramanın önemli bir kısmının nedeni olarak Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanması gösteriliyor. Küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği boğaz, dünyanın en büyük fosil yakıt darboğazlarından biri.
Analistler, özellikle daha fazla enerji altyapısının hedef alınması halinde, savaş biter bitmez petrol fiyatlarının bir anda eski seviyelerine dönmeyeceği uyarısında bulunuyor.
İşte bu nedenle akaryakıt ve enerji fiyatları Avrupa genelinde fırladı; bu da Kuzey Denizi'nde yeni sondaj ruhsatlarının açılması çağrılarını beraberinde getirdi.
Ancak Oxford Üniversitesi tarafından yapılan bir analiz, burada petrol ve gaz üretimini azami düzeye çıkarmanın, Birleşik Krallık'taki hanelere yılda en fazla 82 sterlin (95 avro) tasarruf sağlayacağını ortaya koyuyor. Buna karşılık, tamamen yenilenebilir enerjiyle çalışan bir Birleşik Krallık'ta haneler enerji faturalarında yılda 441 sterline (510 avro) kadar tasarruf edebilir.
Avrupa ne kadar yenilenebilir enerjiyi heba ediyor?
Jeopolitik gerilimler yeşil enerjinin cazibesini artırsa da, Avrupa rüzgar ve güneşten üretilen milyarlarca avro değerindeki enerjiyi boşa harcamaya devam ediyor.
Birleşik Krallık, geçen yıl rüzgar türbinlerini kısmak ve gaz santrallerini devreye sokmak için 1,47 milyar sterlin (yaklaşık 1,78 milyar avro) gibi dudak uçuklatan bir tutarı heba etti.
Dün ise boşa giden rüzgar enerjisi, Birleşik Krallık'a 1,31 milyon sterlinden (yaklaşık 1,5 milyon avro) fazlaya mal oldu. Bunun yaklaşık 95.091 sterlini (109.831 avro), rüzgar türbinlerinin kapatılmasından (kısıntı) kaynaklanırken geri kalanı, çoğu zaman fosil yakıtlara dayanan başka yerlerden enerji satın alınmasından kaynaklanıyor.
Almanya'da, yenilenebilir enerjinin kısılmasına yönelik tazminat ödemeleri geçen yıl 435 milyon avroya ulaştı. Bu rakam 2024'e (554 milyon avro) kıyasla yüzde 22'lik bir düşüşe işaret etse de, Avrupa genelinde boşa giden yeşil enerjinin ölçeğini gözler önüne seriyor.
İspanya ve Fransa'nın da aralarında bulunduğu birçok AB ülkesinde kısıntı oranları, 2025'in ilk dokuz ayında rekor seviyelere ulaştı; bu da kıta genelinde darboğazların giderilmesi ve enerji altyapısının iyileştirilmesi çağrılarını güçlendirdi.
Avrupa neden bu kadar çok yenilenebilir enerjiyi boşa harcıyor?
Rüzgar hızları çok yükseldiğinde, elektrik şebekesi çoğu zaman ihtiyaç duyduğundan daha fazla yeşil enerjiyle doluyor.
Birleşik Krallık merkezli enerji şirketi Octopus Energy, “Bu durum şebekede adeta yoğun saat trafiği yaratıyor ve enerji, ihtiyaç duyulan yerlere ulaşamıyor” diyor. “Sonuçta, rüzgarı kapatmak için para ödediğimiz gibi, enerjiyi yeniden üretmek için de - çoğu zaman kirli fosil yakıtlarla - para ödüyoruz.”
Boşa giden elektriği azaltmada en büyük faydayı şebekenin iyileştirilmesi sağlayacak; ancak bu hem pahalı hem de karmaşık. Avrupa'nın elektrik şebekesi başlangıçta kömür, daha sonra da gaz etrafında planlandı; yani merkezi konumdaki santrallerden elektrik taşımaya göre tasarlandı.
Oysa pek çok rüzgar çiftliği, uzak bölgelerde ve açık denizde bulunuyor; bu da ürettikleri elektriğin taşınmasını zorlaştırıyor.
Uzmanlar, Avrupa'nın elektrik şebekesinin Net Sıfır hedefine ulaşmanın önündeki en büyük darboğaz haline geldiği uyarısında bulunuyor. Aurora Energy Research'ün 2025 tarihli bir çalışması, artan bağlantı kuyrukları, şebeke yoğunluğu ve sınırlı sınır ötesi kapasiteyle başa çıkmak için şebekenin hızla genişletilmesi çağrısında bulunuyor.
Rapora göre, Avrupa'da yoğunluk yönetimi maliyetleri 2024'te 9 milyar avroya yaklaştı; darboğazlar nedeniyle ağırlıkla yenilenebilir kaynaklardan gelen 72 TWh enerji kısıldı. Bu miktar, Avusturya'nın yıllık elektrik tüketimine kabaca eşit.
Avrupa'da şebeke yatırımları son beş yılda yüzde 47 artarak yılda yaklaşık 70 milyar avroya çıksa da, uzmanlar bunun hâlâ ihtiyaç duyulan seviyenin gerisinde kaldığını belirtiyor.
Çözüm ücretsiz enerji mi?
Avrupa'nın eskimiş enerji şebekesinin yenilenmesine yönelik çağrılar sürerken, Birleşik Krallık Enerji Güvenliği ve Net Sıfır Bakanlığı, rüzgarlı günlerde hanelere indirimli elektrik sağlamayı öngören planlarını açıkladı.
Hükümet, X'te (eski adıyla Twitter) yaptığı paylaşımda, “Bazen özellikle İskoçya ve İngiltere'nin doğusunda, eskimiş şebekemizin kaldıramayacağı kadar fazla rüzgar oluyor” ifadelerini kullandı.
“Rüzgar çiftliklerine kapanmaları için para ödemek yerine, bu kısıtlı alanların yakınında yaşayan insanlara daha ucuz - hatta ücretsiz - elektrik sağlayacak yeni bir sistemi deniyoruz.”
Rüzgar enerjisini kısmak yerine daha ucuz enerji sağlanması için uzun süredir reform talep eden Octopus Energy'nin CEO'su Greg Jackson, açıklamadan “memnun” olduğunu söylemesine rağmen, deneme programlarının “son derece etkisiz” olduğunu savunuyor.
“Kalıcı değişiklikler, elektriğin ucuz olduğu zamanlarda kullanmak üzere elektrikli otomobil, ısı pompası ya da batarya satın alabileceğiniz - ya da bir veri merkezi kurabileceğiniz - anlamına gelir” diyor.
“Bunların hepsi, herhangi bir denemede göreceğimizden çok daha etkili biçimde talebi kaydırır. Hatta bunlar olmadan denemeler oldukça sonuçsuz kalabilir.”
Jackson şimdi hükümete, tüketicilere elektrifikasyona yatırım konusunda güven verecek bu öneriyi kalıcı hale getirmesi çağrısında bulunuyor.