Toplamda yaklaşık 10 gün sürmesi beklenen görev, 2028’de planlanan Ay’a iniş için zemin hazırlamayı amaçlıyor.
Dört astronot, çarşamba günü Ay’a doğru tarihi bir yolculuğa çıktı. Bu görev, 50 yılı aşkın süredir gerçekleştirilen ilk Ay misyonu olma özelliğini taşıyor. Üç Amerikalı ve bir Kanadalıdan oluşan mürettebatı taşıyan 32 katlı roket, on binlerce kişinin fırlatmayı izlemek için toplandığı NASA’nın Kennedy Uzay Merkezi’nden havalandı.
Çevredeki yollar ve sahiller de kalabalıklarla dolarken, bu manzara 1960’lar ve 70’lerdeki Apollo Ay görevlerini hatırlattı. Görev, NASA’nın kalıcı bir Ay varlığı kurma hedefi doğrultusunda attığı en büyük adım olarak değerlendiriliyor.
Artemis II, yıllar önce Apollo astronotlarını Ay’a gönderen Florida’daki aynı fırlatma sahasından yola çıktı. Fırlatma sırasında mavi şeritli parlak turuncu kıyafetler giyen ekipte Amerikalı Reid Wiseman, Victor Glover ve Christina Koch ile Kanadalı Jeremy Hansen yer alıyor.
Uçuştan beş dakika sonra Komutan Wiseman, hedefi gördüklerini belirterek kapsülden “Harika bir Ay doğuşu görüyoruz, doğrudan ona doğru ilerliyoruz,” dedi.
Günün erken saatlerinde roket yakıtı olarak hidrojen yüklenmeye başlanırken gerilim yüksekti. Yılın başlarında yapılan geri sayım testinde tehlikeli hidrojen sızıntıları yaşanmış ve bu durum uzun bir ertelemeye yol açmıştı.
NASA’nın açıklamasına göre bu kez önemli bir hidrojen sızıntısı yaşanmadı. Fırlatma ekibi, 32 katlı Space Launch System roketine 2,6 milyon litreden fazla yakıt yükledi. Sorunsuz geçen bu süreç, Artemis II mürettebatının araca binmesinin önünü açtı.
Bununla birlikte NASA, son anda ortaya çıkan bazı teknik sorunları da aşmak zorunda kaldı. Batarya sensörlerindeki arızalar ve roketin uçuş sonlandırma sistemine komut iletilememesi gibi problemler kısa sürede giderilerek fırlatmanın gerçekleşmesi sağlandı.
İki yıl içinde Ay’a iniş hedefi
Planlandığı gibi ilerlemesi halinde astronotlar, insanlık tarihinde Dünya’dan en uzak noktaya giden ekip olarak rekor kıracak.
Astronotlar, 1968’deki Apollo 8 görevinde olduğu gibi Ay yörüngesinde kalmayacak; Ay’ın yakınından geçtikten sonra 6 bin 400 kilometre daha ilerleyip geri dönerek Pasifik Okyanusu’na iniş yapacak.
Görev, bir dizi ilke de sahne olacak: Ay görevine katılan ilk siyahi astronot, ilk kadın ve ilk ABD vatandaşı olmayan kişi bu uçuşla birlikte yer alacak.
Aynı zamanda bu görev, NASA’nın yeni nesil Ay roketi olan Space Launch System’ın ilk mürettebatlı uçuşu olacak. Apollo programının Sovyetler Birliği ile rekabet çerçevesinde hızlı başarılar hedeflediği dönemin aksine Artemis programı, ABD’nin Ay’a tekrar tekrar gitmesini ve burada kalıcı bir üs kurmasını amaçlıyor.
Astronotlar, 10 günlük test uçuşunun ilk 25 saatinde Dünya yörüngesinde kalarak kapsülü test edecek, ardından ana motor ateşlenerek Ay’a doğru yol alacak.
Görevin yaklaşık 10 gün sürmesi ve 2028’de planlanan Ay inişi için zemin hazırlaması hedefleniyor.
Ay’a yakın geçişten dört gün sonra, Ay astronotlara kol uzunluğunda tutulan bir basketbol topu büyüklüğünde görünecek. Uygun ışık koşullarında, daha önce insan gözüyle görülmemiş yüzey detaylarının yanı sıra tam Güneş tutulmasına dair görüntüler de izlenebilecek.
NASA Yöneticisi Jared Isaacman, fırlatma sonrası yaptığı açıklamada “NASA, astronotları Ay’a gönderme işine geri döndü” dedi ve yarım asırlık arayı “kısa bir ara” olarak nitelendirdi.
Çin ile rekabet
ABD’nin Ay’a yönelik mevcut yatırımları, sıklıkla 2030’a kadar Ay’a insan indirmeyi hedefleyen Çin ile rekabet bağlamında değerlendiriliyor.
Isaacman, fırlatma sonrası düzenlenen basın toplantısında rekabetin “bir ülkenin kaynaklarını harekete geçirmek için iyi bir yol” olduğunu söyledi.
“Rekabet iyi bir şey olabilir. Ve şu anda kesinlikle rekabet içindeyiz,” dedi.
Artemis programı, ABD Başkanı Donald Trump’ın baskısı altında ilerliyor.
Trump, Ay’a insanlı inişin 2029 başında sona erecek ikinci başkanlık dönemi bitmeden gerçekleşmesini istiyor. Ancak 2028 hedefi, ABD’nin özel sektörün teknolojik ilerlemelerine dayanması nedeniyle bazı uzmanlar tarafından temkinle karşılanıyor.
NASA, göreve ilişkin risk değerlendirmesini kamuoyuyla paylaşmayı reddetti. Yetkililer, başarı ihtimalinin yeni bir roket için genel kabul gören yüzde 50 seviyesinin üzerinde olduğunu belirtse de bunun ne kadar yüksek olduğu net değil.
Trump ise gün içinde Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda ABD’nin “kazandığını” savundu.
“Ekonomik olarak, askeri olarak ve artık uzayda da öndeyiz. Kimse yaklaşamıyor. Amerika sadece rekabet etmez, domine eder ve tüm dünya bunu izliyor” ifadelerini kullandı.