Araştırmacılar, Mart 2011'de Honshu Adası açıklarında meydana gelen ve tarihin en güçlü depremleri arasında gösterilen 9.0 ila 9.1 büyüklüğündeki sarsıntının ardından Japonya'nın neredeyse tamamında sıra dışı bir yer değiştirme olduğunu tespit etti.
Amerikalı ve Fransız sismologlardan oluşan bir araştırma ekibi, 2011'de Japonya'yı vuran büyük depremin ülkenin tamamını yaklaşık 5-6 milimetre doğuya kaydırdığı sonucuna ulaştı.
Bilim insanlarına göre bu beklenmedik yer değiştirme, depremin oluşturduğu sismik dalgaların Dünya'nın çekirdeğine kadar ulaşıp geri yansımasıyla meydana geldi.
Depremin etkisi ülke geneline yayıldı
Hakemli bilimsel dergi Science'ta yayımlanan çalışmaya göre araştırmacılar, Mart 2011'de Honshu Adası açıklarında meydana gelen ve tarihin en güçlü depremleri arasında gösterilen 9.0 ila 9.1 büyüklüğündeki sarsıntının ardından Japonya'nın neredeyse tamamında sıra dışı bir yer değiştirme olduğunu tespit etti.
Araştırmanın başyazarı Pak Sonyeon liderliğindeki ekip, felaket sırasında Japonya genelinde faaliyet gösteren binlerce sismik gözlem istasyonu ile yüksek hassasiyetli GPS sensörlerinden elde edilen verileri inceledi. Analizler, ana depremin gerçekleşmesinden yaklaşık 13 dakika sonra birden fazla tektonik plakanın aynı anda hareket etmeye başladığını ortaya koydu.
Araştırmacılar, bu sırada ülke genelindeki sismik istasyonların batıdan doğuya doğru ilerleyen olağan dışı bir yer değiştirme dalgası kaydettiğini belirtti.
Sismik dalgalar çekirdekten geri döndü
Bilim insanlarına göre bu hareketlerin nedeni, ilk depremin ürettiği sismik dalgaların birkaç dakika içinde Dünya'nın çekirdeğine ulaşması ve burada yansıyarak yeniden yüzeye dönmesi olabilir.
Geri dönen bu dalgaların, Japonya'nın altındaki tektonik plaka sınırlarını harekete geçirdiği düşünülüyor. Özellikle Pasifik, Okhotsk ve Avrasya plakaları arasındaki sınırların tetiklendiği ve bunun sonucunda plakaların konumlarında ani değişimler yaşandığı ifade edildi.
Deprem risk değerlendirmelerinde yeni bir unsur
Araştırmacılar, söz konusu mekanizmanın bugüne kadar deprem tehlike değerlendirmelerinde dikkate alınmadığını vurguluyor.
Bulgular, "mega deprem" olarak adlandırılan çok büyük sarsıntıların, Dünya'nın çekirdeğiyle etkileşime giren sismik dalgalar aracılığıyla ek tektonik hareketleri tetikleyebileceğine işaret ediyor.
Bu da büyük depremlerin etkisinin yalnızca kırılmanın gerçekleştiği bölgeyle sınırlı kalmayabileceğini, daha önce düşünülenden çok daha geniş alanlarda tektonik faaliyetleri etkileyebileceğini gösteriyor. Araştırmacılara göre yeni bulgular, gelecekte deprem risk modellerinin güncellenmesini gerektirebilir.