Araştırmacılar, Kore çalı sivrisineği olarak da bilinen Aedes koreicus hakkında bugüne kadar elde edilen bilimsel bulguları değerlendirdi ve Avrupa'daki yayılımını haritalandırdı.
Avrupa’da ilk kez 2008 yılında tespit edilen istilacı sivrisinek türü Aedes koreicus, kıta genelinde yayılmayı sürdürüyor.
Soğuk iklim koşullarına dayanabilmesi nedeniyle diğer istilacı sivrisineklerin tutunmakta zorlandığı dağlık bölgelere de yerleşebilen türün, bazı virüsleri taşıyabildiği laboratuvar deneylerinde gösterildi. Ancak bilim insanları, sivrisineğin şu aşamada halk sağlığı riski olarak değerlendirilmediğini belirtiyor.
Acta Tropica adlı bilimsel dergide yayınlanmak üzere kabul edilen yeni bir incelemede araştırmacılar, Kore çalı sivrisineği olarak da bilinen Aedes koreicus hakkında bugüne kadar elde edilen bilimsel bulguları değerlendirdi ve Avrupa'daki yayılımını haritalandırdı.
Çalışmada ayrıca türün izlenmesi, doğru teşhis edilmesi ve olası hastalık taşıma kapasitesinin anlaşılması için yapılması gereken araştırmalar belirlendi.
Asya kaplan sineğinin başaramadığını yapıyor
Yıllardır Akdeniz ve Güney Avrupa'da alarm veren ünlü Asya kaplan sivrisineği (Aedes albopictus) sıcak iklimleri tercih ederken, Kore kökenli bu tür çok daha düşük sıcaklıklara dayanabiliyor.
Uzmanların bulgularına göre, dondurucu kışları atlatabilen türün yumurtaları soğuk kış şartlarında hayatta kalabiliyor. Ayrıca, akraba türlerin yaşayamadığı Alplerin etekleri ve yüksek rakımlı yaylalarda hızla kolonileşebiliyor.
Şehirlerde ve kırsal alanlardaki kapalı-açık su kaplarında, saksı altlıklarında veya atık lastiklerde de kolayca üreyebiliyor.
Araştırmalara göre türün gelişimi için en uygun sıcaklık genel olarak 20 ila 28 derece arasında. 30 derecenin üzerindeki sıcaklıklar hayatta kalma ve üreme başarısını olumsuz etkilerken, 10 derecenin altı da gelişim ve aktivite açısından büyük ölçüde elverişsiz.
Araştırmacıların karşılaştığı en önemli sorunlardan biri de türü benzer sivrisineklerden güvenilir biçimde ayırt etmek. Bu da tespitinin zorlaşmasına yol açıyor.
10'dan fazla ülkeye yayıldı
Doğal yaşam alanı Doğu Asya olan sivrisinek, Avrupa'da ilk kez 2008 yılında Belçika'da tespit edilmişti. Yapılan sistematik tarama, türün aradan geçen sürede durdurulamadığını ortaya koydu.
Bulgulara göre, sinek 2011'de İtalya'ya ulaştı ve özellikle kuzey bölgelerinde kalıcı popülasyonlar oluşturdu. İlerleyen yıllarda İsviçre, Almanya, Rusya, Slovenya, Macaristan, Avusturya, Kazakistan ve Çekya'da görüldü.
En güncel veriler ise türün 2024 itibarıyla Slovakya'ya kadar ilerlediğini gösteriyor.
İnsanları sokuyor mu ve hastalık taşıyor mu?
Çalışmada incelenen kan emme alışkanlıklarına göre, tür yalnızca insanları hedef almıyor. Avrupa'daki saha verileri, sivrisineğin beslenmesinde yüzde 63 oranında bölgedeki karacaları (yabani geyik türleri), yaklaşık yüzde 15 oranında ise insanların kanını tercih ettiğini gösteriyor.
Ancak tür yerleşim yerlerine yaklaştıkça insanlara yönelme riski de artıyor.
Laboratuvar çalışmaları, türün Sindbis, dang, chikungunya ve Zika gibi çeşitli virüsleri taşıma ve bulaştırma potansiyeline (vektör olma yeterliliğine) sahip olduğunu gösterse de, doğal ortamda kitlesel salgınlara yol açıp açmadığına dair veriler eksik.
Laboratuvar deneyleri Aedes koreicus'un köpeklerde ciddi hastalığa yol açabilen kalp kurdu paraziti Dirofilaria immitis ile de enfekte olabildiğini gösteriyor.
Ancak bu sonuçlar, sivrisineğin doğada bu hastalıkların birincil taşıyıcılarından olduğu anlamına da gelmiyor. Zira laboratuvar çalışmalarında chikungunya ve Zika için bulaştırma kapasitesinin genel olarak düşük olduğu, sıcaklık yükseldikçe ise arttığı görüldü.
Bir çalışmada 28 derecede dang virüsü bulaşması gözlenirken, başka bir deneyde 26 derecede yüzde 20 bulaştırma etkinliği kaydedildi. Sindbis virüsü için sınırlı sayıdaki örnekte yüzde 67 ila yüzde 100 arasında değişen oranlar elde edildi.
Öte yandan, sivrisineğin yine laboratuvar koşullarında, Batı Nil ve Tahyna virüslerini bulaştıramadığı görüldü.
Yine de sivrisineğin belirli bir bölgede çok yüksek sayılara ulaşması ve çevresel koşulların uygun olması halinde hastalıkların bulaşmasına katkıda bulunma ihtimali tamamen dışlanamadı.
Bilim insanları daha kapsamlı inceleme istiyor
Aedes koreicus Avrupa'da yaklaşık 20 yıldır bilinmesine rağmen halen yeterince araştırılmış değil.
Araştırmacılar özellikle dağlık ve alçak bölgelerde daha kapsamlı izleme yapılmasını, tür teşhis yöntemlerinin geliştirilmesini ve sivrisineğin hastalık bulaştırma kapasitesinin daha ayrıntılı araştırılmasını istiyor.
Buna göre, mevcut sivrisinek tuzakları ve takip programları çoğunlukla kaplan sivrisineğine göre konumlandırılmış durumda. Soğuk ve yüksek bölgelere yönelik yeni izleme ağları kurulmalı.
Türkiye'de görüldü mü?
Aedes koreicus şu ana kadar Türkiye'de resmi ve bilimsel olarak tespit edilmiş bir tür değil.
Türkiye'de Sağlık Bakanlığı ve üniversitelerin entomoloji birimleri tarafından yürütülen vektör izleme ve sürveyans çalışmalarında bu türe rastlanmamıştır. Ancak Türkiye'de varlığı bilinen veya sınır komşularında görülen yakın akrabalarıyla sıkça karıştırıldığı için yanlış teşhis edilme riski de mevcut.
Ayrıca Türkiye, bölgesel risk alanında da yer alıyor. Aedes koreicus, Karadeniz havzasında (özellikle Rusya'nın Soçi/Krasnodar bölgesi ve Kırım civarında) kaydedildi.
Türkiye'ye coğrafi yakınlığı ve uluslararası karayolu/denizyolu taşımacılığı ile ülkeye giriş yapma potansiyeli yüksek "takip altındaki istilacı türler" listelerinde yer alıyor..