Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Meşhur soruya yeni bir yanıt: Sivrisinekler neden bazı insanları daha çok sokuyor?

Arşiv
Arşiv ©  Unsplash
© Unsplash
By Cagla Uren
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Yeni araştırmaya göre, sivrisineklerin bazı insanları daha çok sokmasının nedeni ciltteki bakteriler olabilir.

Bazı insanlar yaz aylarında sivrisineklerden kaçamazken, yanlarında oturan kişiler neredeyse hiç ısırılmayabiliyor. Bu soru, uzun yıllardır hem bilim insanlarının hem de sivrisinek mağdurlarının gündeminde.

REKLAM
REKLAM

Bugüne dek elde edilen bilgilere göre, sivrisineklerin bazı insanları daha çok sokması karbondioksit üretimi veya vücut ısısı gibi faktörlere dayanıyor. Ancak yakın tarihli bir araştırma, soruya yeni bir yanıt sunuyor.

Araştırmaya göre, bu farklılığın önemli nedenlerinden biri, ciltte yaşayan bakterilerin oluşturduğu kişiye özgü vücut kokusu olabilir.

iScience dergisinde yayımlanan araştırma, farklı sivrisinek türlerinin insan kokularına aynı şekilde tepki vermediğini de ortaya koydu. Bulgulara göre her sivrisinek türü, cildimizden yayılan kimyasal maddelerin farklı bir karışımını tercih ediyor.

Bu durum, neden bazı insanların belirli sivrisinek türleri için adeta bir “mıknatıs” haline geldiğini açıklamaya yardımcı olabilir.

Yaklaşık 120 kişinin kokusu sivrisineklerle test edildi

Daha önce yapılan araştırmalar vücut kokusunun sivrisineklerin kimi ısıracağını belirlemede önemli olduğunu göstermişti. Ancak çalışmaların büyük bölümü tek bir sivrisinek türüne odaklanıyordu. Bu nedenle farklı türlerin aynı insanları çekici bulup bulmadığı net değildi.

Yeni araştırmada bilim insanları Miami'de yaklaşık 120 gönüllüyü inceleyerek üç farklı sivrisinek türünün tercihlerini karşılaştırdı.

Bunlar sarıhumma sivrisineği olarak bilinen Aedes aegypti, Asya kaplan sivrisineği Aedes albopictus ve güney ev sivrisineği Culex quinquefasciatus'tu.

Ciltteki bakterilerin DNA'sı da incelendi

Bilim insanları yalnızca sivrisineklerin davranışlarını gözlemlemekle kalmadı. Her katılımcının cildinin çevresindeki havadan örnekler alınarak cilt kokusunu oluşturan kimyasal bileşikler analiz edildi.

Aynı zamanda gönüllülerin ön kollarından sürüntü örnekleri alındı ve DNA dizilemesi kullanılarak ciltlerinde yaşayan bakteriler belirlendi.

Zira insan kokusu, yalnızca vücut tarafından üretilmiyor. Cildimizde yaşayan bakteriler ter, sebum ve diğer doğal salgılarımızdaki maddelerle besleniyor. Bunları parçalarken ortaya çeşitli uçucu kimyasal bileşikler çıkıyor. Ortaya çıkan bu koku karışımı da sivrisineklerin son derece hassas koku sistemleri tarafından algılanabiliyor.

Bir bakıma sivrisineğin “kokladığı kişi”, yalnızca insanın kendisi değil, insan ile cilt mikrobiyomunun birlikte oluşturduğu kimyasal imza.

Üç sivrisinek türünün de zevki farklı çıktı

Araştırmacılar daha sonra her sivrisinek türü açısından en çekici ve en az çekici bulunan gönüllüleri karşılaştırdı.

Sonuçlar üç türün insanlara yönelik tercihlerinin birbirinden farklı olduğunu gösterdi.

Aedes aegypti erkek katılımcılara karşı hafif bir tercih sergilerken, diğer iki sivrisinek türünde kadınlar ve erkekler arasında belirgin bir tercih saptanmadı.

Araştırmacılar bu nedenle cinsiyetin bütün sivrisinekler için geçerli, genel bir çekicilik faktörü olmadığını belirtiyor.

Asya kaplan sivrisineği Aedes albopictus ise ketonlar gibi belirli koku bileşiklerini taşıyan insanlara daha fazla ilgi gösterdi.

Başka bir ifadeyle, “Sivrisinekler şu kokuyu sever,” şeklinde bütün türleri kapsayan bir açıklama yapmak mümkün olmadı. Bir insanı Aedes aegypti için çekici kılan kimyasal profil, başka bir sivrisinek türünde aynı etkiyi yaratmıyordu.

Cildimizde 246 farklı mikrop türü bulundu

Araştırmacılar katılımcılarda toplam 246 farklı cilt mikrobu tespit etti.

Bu mikroorganizmaların dağılımı kişiden kişiye değiştiği için ter ve cilt yağlarından üretilen uçucu maddeler de farklılaşıyor. Böylece her insanın sivrisinekler tarafından algılanabilecek kendine özgü bir koku profili ortaya çıkıyor.

Araştırmacılar, her sivrisinek türünün bireylere farklı tepkiler göstermesinin, konak seçiminde hem ortak hem de türe özgü kimyasal ipuçlarının kullanıldığına işaret ettiğini belirtiyor.

Kan grubundan önce kokumuzu bulmaları gerekiyor

Bulgular aynı zamanda sivrisineklerin insanları nasıl bulduğunu anlamak açısından önemli bir ayrımı ortaya koyuyor.

Bazı düşüncelerin aksine, sivrisinek bir insanın kan grubunu uzaktan tespit ederek ona doğru uçmuyor. Öncelikle karbondioksit, vücut ısısı, nem ve özellikle cilt tarafından yayılan uçucu kimyasal bileşikler gibi sinyaller aracılığıyla potansiyel konağını buluyor.

Yeni çalışma da bu süreçte cilt mikrobiyomunun oluşturduğu kokuların önemli bir rol oynayabileceğine işaret ediyor.

Ancak bu, sivrisinek tercihlerini yalnızca bakterilerin belirlediği anlamına da gelmiyor. Araştırmanın ortaya koyduğu tablo, insan kokusunun kimyasal bileşimi ile cilt mikrobiyomu arasındaki ilişkinin sivrisinek türüne göre farklı sonuçlar yaratabildiğini gösteriyor.

Bakterilerden yeni sivrisinek kovucular geliştirilebilir

Araştırmanın en dikkat çekici olası uygulamalarından biri ise yeni nesil sivrisinek kovucular.

Bilim insanları hangi cilt bakterilerinin sivrisinekleri çeken kimyasalları, hangilerinin ise itici bileşikleri ürettiğini daha ayrıntılı biçimde belirleyebilirse insan cildinin koku profilini değiştiren mikrobiyom temelli yöntemler geliştirilebilir.

Bu yaklaşım özellikle sarıhumma, dang humması, Zika, chikungunya ve Batı Nil virüsü gibi sivrisineklerle taşınan hastalıklarla mücadelede de yeni araçların geliştirilmesine kapı açabilir.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

DSÖ uyardı: Sıtma ölümleri geçen yıl arttı, fon kesintileri yeniden yükseliş riski yaratıyor

Yeni sıtma tedavisi ilaç direncinin artan tehdidiyle mücadele edebilir

Bilim insanları sivrisineklerin genleriyle oynayarak sıtmayı bitirmeyi planlıyor