Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Mehmet Uçum: Erdoğan son kez aday olacaktır, seçim 16 Nisan 2028'de olabilir

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum (soldan ikinci), Türkiye Basın Federasyonu'nun "Anadolu Sohbetleri" programında gazetecilerin sorularını yanıtladı. / 17 Eylül 2026
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum (soldan ikinci), Türkiye Basın Federasyonu'nun "Anadolu Sohbetleri" programında gazetecilerin sorularını yanıtladı. / 17 Eylül 2026 ©  Türkiye Basın Federasyonu (TÜBAF)
© Türkiye Basın Federasyonu (TÜBAF)
By Sait Burak Utucu
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Erdoğan'ın bir sonraki seçimde son kez aday olacağını ve seçimin TBMM kararıyla 16 Nisan 2028'de yapılabileceğini söyledi. Uçum, Öcalan'ın hükümlü statüsünün sürdüğünü belirtirken Selahattin Demirtaş'ın çerçeve yasa kapsamında başvuru yapabileceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminde son kez aday olacağını söyledi. Seçimlerin 16 Nisan 2028’de yapılmasını öngördüğünü belirten Uçum, bunun için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) seçimlerin yenilenmesi kararı alması gerektiğini ifade etti.

REKLAM
REKLAM

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Türkiye Basın Federasyonu’nun perşembe günü düzenlediği "Anadolu Sohbetleri" programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Cumhur İttifakı’nın Erdoğan’ın yeniden adaylığına ilişkin siyasi iradesini ortaya koyduğunu belirten Uçum, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) bu konudaki tutumlarının net olduğunu söyledi.

Erdoğan’ın bir sonraki seçimde son kez aday olacağını dile getiren Uçum, "Seçimlerin 16 Nisan 2028 yılında yapılmasını öngörüyorum. Bu tarih Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişimizin referandum tarihidir. Sembolik anlamı vardır. Sayın Recep Tayyip Erdoğan son kez aday olacaktır," dedi.

Uçum, daha önceki değerlendirmelerinde olağan seçim tarihini 7 Mayıs 2028 olarak belirtmiş, seçimlerin 16 Nisan’a alınabilmesi için TBMM’nin seçimlerin yenilenmesi kararı vermesi gerektiğini ifade etmişti.

Meclis’in böyle bir karar alması durumunda Anayasa’daki istisnai adaylık hükmünün devreye gireceğini ve Erdoğan’ın yeniden aday olabileceğini savunan Uçum, 16 Nisan tarihinin kendi önerisi ve öngörüsü olduğunu, nihai kararın TBMM’ye ait bulunduğunu vurguladı.

Uçum, seçimlerin birkaç hafta öne alınmasını "erken seçim" değil, olağan seçim dönemi içinde yapılacak bir tarih değişikliği olarak değerlendirdi.

AK Parti Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığına ilişkin tartışmalara dair gazeteci Edip Üzen’e verdiği demeçte, cumhurbaşkanlığı seçiminin 2028’den sonraya kalabileceğini düşündüğünü belirtmişti.

TBMM’nin seçimlerin yenilenmesi kararı alması durumunda seçimin bir hafta dahi erkene çekilmesinin Erdoğan’ın yeniden aday olmasının önünü açacağını savunan Yavuz, “Seçim yenilenme olur. Fakat bir hafta dahi erkene alınsa Cumhurbaşkanımız aday olabiliyor,” ifadelerini kullanmıştı.

'Öcalan’ın hükümlü statüsü ortadan kalkmadı'

Uçum’a toplantıda Abdullah Öcalan’ın statüsü ve İmralı’daki koşullarına ilişkin tartışmalar da soruldu.

Takip ve Değerlendirme Kurulu bünyesinde oluşturulan alt komisyonlardan birinin silah bırakma ve örgütün tasfiyesi sürecini yakından izleyeceğini belirten Uçum, Öcalan’ın süreçteki rolünün de bu kapsamda değerlendirileceğini söyledi.

Uçum, İmralı Cezaevi’ne bağlı ek ünitenin Öcalan’ın süreçteki rolünü yerine getirmesine yönelik bir imkân sunduğunu savundu ancak bunun hukuki statü değişikliği anlamına gelmediğini belirtti.

"Bunlardan hükümlü statüsünün ortadan kalktığı şeklinde bir sonuç çıkarılamaz. Fiilen serbest bırakıldığı şeklinde de bir sonuç çıkarılamaz," diyen Uçum, Öcalan’la yürütülen temasları "diyalog süreci" olarak nitelendirdi.

Sürecin herhangi bir pazarlığa dayanmadığını savunan Uçum, "Bu Türkiye’ye özgü bir modeldir. Burada bir pazarlık yoktur. Burada bir müzakere yoktur. Burada bir diyalog vardır. Hedef terör örgütünün tasfiye edilmesidir, sistematik terörün tasfiye edilmesidir, silahların bırakılmasıdır," ifadelerini kullandı.

MGK kararının ardından altı aylık başvuru dönemi

7595 sayılı Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un uygulanmasına ilişkin bilgi veren Uçum, Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığındaki Takip ve Değerlendirme Kurulunun ilk toplantısını yaptığını ve dört alt komisyon oluşturduğunu söyledi.

Uçum’a göre uygulamanın ilk aşamasında silahların bırakılması ile örgütün fesih ve tasfiye sürecindeki gelişmeler tespit edilecek. Ardından bu gelişmeler Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından teyit edilerek ilan edilecek.

MGK kararının mümkünse ekim, aksi hâlde kasım ayında ve en geç yıl sonuna kadar alınmasını beklediğini belirten Uçum, kararın ilan edilmesiyle altı aylık başvuru döneminin başlayacağını söyledi.

Kanun kapsamında bulunduğunu düşünen kişiler, Cumhuriyet savcılıklarına veya kurulun belirleyeceği diğer mercilere kendileri ya da avukatları aracılığıyla yazılı başvuru yapabilecek. Yurt dışındaki kişiler için Türkiye’nin dış temsilciliklerinin de başvuru mercii olarak belirlenebileceği ifade edildi.

'Otomatik bir erteleme yok'

MGK kararının ardından herkes için otomatik olarak erteleme başlamayacağını vurgulayan Uçum, başvuruların dosya bazında inceleneceğini söyledi.

Başvuruların soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcılıkları, kovuşturma aşamasında mahkemeler, hükümlülük aşamasında ise infaz hâkimlikleri tarafından değerlendirileceğini belirten Uçum, kişinin bağlantılı olduğu örgüt, örgüt içindeki konumu ve isnat edilen suçların ayrı ayrı ele alınacağını kaydetti.

Kasten öldürme suçlarının işlendiği tarihe bakılmaksızın kanunun kapsamı dışında bulunduğunu söyleyen Uçum, 1 Haziran 2005’ten önce işlenen ve ağırlaştırılmış müebbet ya da müebbet hapis cezası gerektiren suçların da istisnalar arasında yer aldığını belirtti.

Uçum, 10 yıllık erteleme kararlarının üç, beş yıllık erteleme kararlarının ise iki yıl sonra yeniden değerlendirilebileceğini söyledi. Bu sürelerin tamamlanması beklenmeden erteleme sürecinin sona ermiş sayılmasına yargı mercilerinin karar verebileceğini ifade etti.

Ertelemeden yararlanan bir kişinin bu süre içinde yeniden terör suçu işlemesi hâlinde hakkını kaybedeceğini belirten Uçum, terör dışındaki suçların ertelemeyi ortadan kaldırmayacağını söyledi.

'Kanun FETÖ’ye ve diğer örgütlere genişletilemez'

7595 sayılı Kanun’un müstakil, geçici ve özel bir düzenleme olduğunu belirten Uçum, kanunun yalnızca PKK/KCK ve bağlantılı oluşumlara yönelik olduğunu söyledi.

"Bu kanun başka örgütlere, başka terör örgütlerine, FETÖ’ye ya da diğer terör örgütlerine genişletilmez," diyen Uçum, düzenlemenin örgütün kurucularını ve yöneticilerini de kişi bakımından kapsayabileceğini ancak bunun otomatik olarak kanundan yararlanacakları anlamına gelmediğini vurguladı.

Başvuru süresi başladığında kişi bakımından kapsama girebilecek herkesin başvurması gerektiğini söyleyen Uçum, "Başvuru süreci başladığında herkesin başvurması lazım, yöneticileri dahil," dedi.

Takip ve Değerlendirme Kurulunun yargının veya yasamanın yerine geçemeyeceğini de belirten Uçum, kurulun idari konularda talimat verebileceğini ancak yargı ve yasamaya ilişkin konularda yalnızca talep oluşturabileceğini ifade etti.

Demirtaş başvurabilecek ancak kararı mahkeme verecek

Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın kanundan yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin soruyu da yanıtlayan Uçum, MGK kararının ardından başlayacak altı aylık süre içinde Demirtaş’ın başvuru yapmasının önünde engel bulunmadığını söyledi.

Bunun Demirtaş’ın düzenlemeden yararlanacağı anlamına gelmediğini vurgulayan Uçum, başvurunun örgüt, kişi ve suç bakımından kapsam şartları ile kanundaki istisnalar dikkate alınarak ilgili mahkeme tarafından değerlendirileceğini belirtti.

Uçum, "Ben isterdim ki bu sürece sonuna kadar destek versin. Kendi hukuksal süreçlerinde de hukukun gereği neyse o olsun," ifadelerini kullandı.

DEM Parti’ye 'dil ve üslup' eleştirisi

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) süreçteki tutumunu da değerlendiren Uçum, partinin tamamı hakkında tek bir değerlendirme yapmanın doğru olmayacağını söyledi.

DEM Parti’yi "çok parçalı bir yapı" olarak nitelendiren Uçum, parti yönetiminde sürecin ilerlemesi için çaba gösteren isimlerin bulunduğunu ancak zaman zaman kullanılan dil ve sembollerde "sapmalar" yaşandığını savundu.

Devlet ve toplumla bütünleşmenin hedeflendiği bir süreçte etnik veya kimlik siyasetini öne çıkaran ifadelerin sürece zarar verebileceğini ileri süren Uçum, Türkiye’nin pozitif hukukunda "siyasi tutsak" şeklinde bir statü bulunmadığını söyledi. Uçum, hukuki statülerin şüpheli, sanık veya hükümlü olarak tanımlandığını belirtti.

'Demokrasi ve yeni anayasanın muhatabı bütün toplum'

Terörün tasfiyesinin ardından gündeme gelebilecek demokratikleşme ve yeni anayasa tartışmalarına da değinen Uçum, bu başlıkların mevcut diyalog sürecindeki aktörlerle sınırlı tutulamayacağını söyledi.

"Bundan sonraki mesele demokrasinin geliştirilip güçlendirilmesi ise bu, bütün siyasi partilerin ve bütün toplumun muhatap olduğu ve özne olduğu bir meseledir," diyen Uçum, yeni anayasanın da siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri ve toplumun bütün kesimleriyle ele alınması gerektiğini ifade etti.

Yeni infaz düzenlemesi hazırlanıyor

Uçum, 7595 sayılı Kanun’dan bağımsız olarak genel infaz hukukuna yönelik yeni bir düzenleme üzerinde çalışıldığını da açıkladı.

Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısının 440 bini geçtiğini belirten Uçum, yoğunluğun azaltılması amacıyla Adalet Bakanlığının çalışma yürüttüğünü söyledi.

Hazırlığın genel af anlamına gelmediğini vurgulayan Uçum, "Önümüzdeki dönem infaz hukukuna ilişkin reformcu bir bakış açısıyla bir düzenlemeyi gündeme getireceğiz," dedi.

Yeni sistemin temel yaklaşımını "Mahkûmlar için adil, mağdurlar için tatminkâr bir infaz sistemi" sözleriyle açıklayan Uçum, infaz süreleri dahil bazı alanlarda değişiklik yapılabileceğini ancak teknik ayrıntıların henüz kesinleşmediğini belirtti.

Bazı terör suçları ile toplumda ciddi tepkiye yol açan suçların olası düzenlemede istisna tutulabileceğini ifade etti.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABB Başkanı Yavaş ile görüştü

Çerçeve yasa Resmî Gazete'de yayımlandı: Erdoğan'dan 'tarihi mutabakat' vurgusu

AK Parti, 25. yılını kutladı: Erdoğan'ın konuşmasında 'kardeşlik' vurgusu