Washington, ham petrol ve dizel fiyatlarındaki sert yükselişin hükümetler üzerindeki müdahale baskısını artırdığı bir dönemde, Avrupa ülkelerinin taahhüt ettikleri petrol rezervlerini henüz piyasaya sürmediğini belirtti.
ABD, enerji fiyatlarındaki sert yükselişi frenlemek amacıyla Avrupa ülkelerine acil durum petrol rezervlerinden daha fazla petrolü piyasaya sürmeleri çağrısında bulundu. Washington, kendisinin de piyasaya 40 milyon varil daha petrol arz edeceğini açıkladı.
ABD Enerji Bakanı Chris Wright, 29 Eylül'de yaptığı açıklamada, "ABD ve Japonya taahhütlerini yerine getirirken, bazı Avrupa ülkeleri taahhüt ettikleri ham petrol ve petrol ürünlerinin yalnızca küçük bir bölümünü piyasaya sürdü. Her üye ülkeyi taahhütlerini yerine getirmeye çağırıyoruz," dedi.
Bu çağrı, Trump yönetiminin kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde ülke içindeki akaryakıt fiyatlarını kontrol altında tutmak amacıyla 90 günlük dizel ihracatı yasağını değerlendirdiği bir dönemde geldi.
Washington, stratejik petrol rezervlerinden yaptığı son satışın, Orta Doğu'daki arz kesintilerinin fiyatları sert biçimde yükselttiği bir dönemde petrol piyasalarını istikrara kavuşturmak amacıyla yürütülen koordineli çabaların bir parçası olduğunu belirtiyor.
ABD'de dizel fiyatı galon başına 7 dolara kadar yükselirken, Brent ham petrolünün varil fiyatı eylül sonundan bu yana 97 ila 102 dolar arasında seyrediyor. Bu, savaş öncesi seviyelere kıyasla varil başına 25 ila 30 dolarlık artış anlamına geliyor.
Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan deniz taşımacılığındaki aksamalar, Aden Körfezi'nde tırmanan gerilim ve Rusya'daki rafinerilere yönelik saldırılar, halihazırda arzın sıkışık olduğu petrol piyasası üzerindeki baskıyı daha da artırdı.
Avrupa Birliği (AB) Enerji Komiseri Dan Jørgensen, 29 Eylül'de yaptığı açıklamada, AB'nin bu yıl enerji için 100 milyar eurodan fazla ek harcama yaptığını ancak bunun karşılığında ilave gaz veya petrol almadığını söyledi.
Avrupa hâlâ kullanabileceği rezervlere sahip
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a düzenlediği saldırıların hemen ardından, mart ayında 400 milyon varil petrolün piyasaya sürülmesini koordine etti. AB, bu miktarın yaklaşık yüzde 20'sine katkıda bulunmuştu.
Ancak IEA Başkanı Fatih Birol, Washington'ın çağrısından kısa süre önce, 29 Eylül'de Dublin'de düzenlenen enerji bakanları toplantısı kapsamında gazetecilere yaptığı açıklamada, yeniden koordineli bir acil petrol rezervi satışına gidilmesi ihtimalini küçümsedi.
Birol, yeni bir rezerv satışının şu anda öncelik olmadığını ve daha önce taahhüt edilen petrolün önemli bir bölümünün henüz piyasaya ulaşmadığını söyledi.
Birol, "Acil durum petrol rezervlerinin yaklaşık üçte ikisi piyasaya sürüldü ve piyasaya ulaştı, üçte birlik kısmı ise henüz gelmedi" dedi.
Birol, Avrupa ülkelerinin önemli çaba gösterdiğini, ancak ellerinde hâlâ hem ham petrol hem de rafine petrol ürünlerinden oluşan stokların bulunduğunu belirtti.
Bununla birlikte ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum, Avrupa'nın özellikle dizel konusunda daha fazla adım atabileceğini ifade etti.
Trump yönetiminin “çok sayıda seçeneği” masaya yatırdığını söyleyen Burgum, 29 Eylül'de Washington'da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Kimsenin önüne geçmek istemem” diye ekledi.
Ancak, Avrupa ülkelerinin “büyük dizel rezervlerine sahip olduğunu” vurguladı.
Olası yeni bir koordineli acil satışa normalde IEA öncülük ediyor. Ardından Avrupa Komisyonu, AB üye devletlerinin tutumlarını koordine ediyor. Haber yayına hazırlandığı sırada IEA, Euronews'in yorum talebine yanıt vermemişti.
Avrupa, önemli büyüklükte bir acil petrol tamponu oluşturmuş durumda. Ancak stok düzeyi ülkeler arasında büyük farklılık gösteriyor.
Avrupa Komisyonu'nun verilerine göre, Mayıs 2025 itibarıyla AB ülkelerinin toplam acil petrol stoku 108,6 milyon tona ulaştı. Bunun yaklaşık 43,5 milyon tonu ham petrol, 39 milyon tonu dizel ve gazyağı, 10,4 milyon tonu ise benzin.
Ancak bu tampon eşit dağılmış değil. Mayıs 2025'te Finlandiya'nın rezervleri net ithalatının 178 gününe denk gelirken, bu süre Yunanistan'da 112, Belçika'da 108, İsveç'te 107, Malta'da 105, İspanya'da ise 104 gün olarak kaydedildi.
İrlanda'nın rezervleri 83 güne, Çekya'nın 79 güne, Bulgaristan'ın ise 88 güne karşılık geliyordu.
Komisyon, 2026'ya ilişkin karşılaştırılabilir verileri henüz yayımlamadı.
İki ateş arasında
Oslo Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü'nde yardımcı doçent olan Francesco Sassi'ye göre, ABD'nin dizel ihracatını yasaklaması, Avrupa'daki tüketiciler ve sanayi üzerindeki baskıyı daha da artıracak.
Sassi, Euronews'e yaptığı değerlendirmede, “Avrupalı tüketiciler için daha pahalı tedarik senaryoları, sanayi ve enerji şirketleri için ise ek maliyetler gibi anlık sonuçlar doğurur,” dedi.
Hükümetlerin, artan enerji fiyatlarının hane halkı ve işletmeler üzerindeki etkisini hafifletmeye çalışırken daha yüksek kamu harcamalarıyla karşı karşıya kalacağını da söyledi.
Sassi, arz kesintilerinin uzamasının Avrupa üzerinde Rus enerji kaynaklarını yeniden gözden geçirme yönünde baskıyı artırabileceği uyarısında bulundu.
“AB, Fars Körfezi'ndeki savaşın ve Hürmüz Ablukası'nın başlangıcından bu yana piyasanın yaşadığı ağır arz kesintilerini görmezden gelmeye devam ediyor,” diyen Sassi, Avrupa'nın hâlâ başka güçlerin koruması altındaki ya da küresel piyasaların kontrol ettiği tedarik yollarına büyük ölçüde bağımlı olduğunu savundu.
İrlanda Enerji Bakanı Darragh O'Brien, 29 Eylül'de yaptığı açıklamada, ABD'nin dizel ihracatına getireceği bir yasağın Atlantik'in her iki yakasındaki ekonomilere zarar vereceği için “muhtemel olmadığını” söyledi.
Ancak Avrupa'yı yine de böyle bir ihtimale hazırlıklı olmaya çağırdı.
O'Brien, “Tedbirli olmak zorundayız. Rehavete kapılamayız,” dedi.