Melania Trump’ın kıdemli danışmanlarından birinin sosyal medyada paylaştığı karşılaştırma, 'Digger'ın gişedeki başarısızlığı ile 'Melania'nın performansını aynı kefeye koydu. Sosyal medya kullanıcıları karşılaştırmanın mantıksızlığına dair yorumlarda bulundu.
“Birinin talihsizliği, başkasının fırsatıdır” sözü, Melania Trump’ın ekibinin gişede beklentileri karşılamayan “Digger” filmi karşısındaki yaklaşımını özetliyor gibi görünüyor. Trump’ın ekibi, filmin gişedeki başarısızlığını kendi amaçları doğrultusunda değerlendirmeye çalışıyor.
Hafta başında da haber verdiğimiz üzere, Oscar ödüllü yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu’nun, Tom Cruise’un çevre felaketine yol açan güçlü bir petrol baronunu canlandırdığı filmi "Digger," açılış hafta sonunda ABD’de sadece 8 milyon, dünya genelinde ise toplam 20 milyon dolar hasılat yapabildi.
Yapım bütçesinin 180 milyon dolara kadar çıktığı ve buna yüksek pazarlama maliyetlerinin de eklendiği “Digger” için bu rakamlar, filmin 2026’nın en büyük gişe kayıplarından biri olabileceğine işaret ediyor. Filmin yaratabileceği tahmini zararın ise 150 ila 200 milyon dolar arasında olabileceği belirtiliyor.
Filmin gişedeki kötü performansı sürerken, bazı çevreler de yaşananları başkalarının başarısızlığından duyulan haz üzerinden yorumlayarak bu tabloyu kendi lehlerine çevirmeye çalışıyor.
Melania Trump’ın kıdemli danışmanı Marc Beckman, internette bir karşılaştırma yayınlayarak, başrolünde Cruise’un yer aldığı bu sativin, yılın başında gösterime giren biyografik film "Melania" tarafından geride bırakıldığını savundu.
“Salon başına düşen izleyici sayısına bakıldığında, MELANIA, yaklaşık yarısı kadar salonda gösterime girmesine rağmen Tom Cruise’un DIGGER’ını yaklaşık %67 oranında geride bıraktı” diye yazdı Beckman, X’te.
Kabul etmek gerekir ki "Melania," kurmaca dışı bir yapım için ABD salonlarında başarılı oldu ve toplamda 16,7 milyon dolar hasılat elde etti. Ancak Amazon’un belgeselin haklarını almak için 40 milyon dolar harcadığı ve pazarlama için de iddiaya göre 35 milyon dolar daha ayırdığı düşünülürse, ortada yine de hatırı sayılır bir zarar var.
Beckman’ın paylaşımının ardından pek çok kullanıcı, "Melania" ile "Digger" arasındaki kıyaslamanın isabetli olmadığını hemen hatırlattı. Aşağıda tepkilerden bazılarını görebilirsiniz:
“Digger”ın karşı karşıya kaldığı tüm olumsuzluklara rağmen, Inarritu ve Cruise’un böylesine iddialı bir sinema projesine imza atma cesareti de göz ardı edilmemeli.
Euronews Kültür’ün "Digger" incelemesinde, yönetmenin “hem 2026’nın en cesur filmi hem de bu yılın en çılgın ıskası”na imza attığını yazmıştık.
“Inarritu’nun cesur ancak yanlış hesaplanmış hamlesini ele vermeden ‘Digger’ hakkında daha fazla şey söylemek zor. Yine de şu söylenebilir: Film, seyircinin ayağının altından halıyı çektiği anda, geriye içi boş, kaba ve gereğinden fazla şişirilmiş bir hezeyan bırakıyor.”
Öte yandan, filmin sonunda “boş birer gösteriye” dönüşseler bile, “yüksek konseptlerin her zaman alkışı hak ettiğini” de belirtmiştik. Tam incelemeyi burada okuyabilirsiniz.
Yılın başında “Melania” için kaleme aldığımız incelemede ise filmi “kendi kendini kutlayan bir ayrıcalık portresi, yüzeyin ötesine inmeye zerre ilgi duymayan bir çalışma” olarak tanımlamış, yapımı “iğrenç” ve “ruhu ezici ölçüde karanlık” bulduğumuzu yazmıştık. Tam incelemeyi burada okuyabilirsiniz.
Basitçe söylemek gerekirse, “Melania” ile kıyaslandığında “Digger” adeta “Citizen Kane” gibi kalıyor. İltifattan çok taşlama olarak okunabilecek bu benzetme bile, bu karşılaştırmada yerini buluyor.
Euronews Culture, 2026 yapımı “Orwell: 2+2=5” filmi vesilesiyle belgesel yönetmeni Raoul Peck ile bir röportaj gerçekleştirdi. Peck, röportajda “Melania” filmi hakkında da sert değerlendirmelerde bulundu.
Peck, “Her şeyden önce ben buna film demem. Propaganda bile sayılmaz, çünkü propaganda daha zeki olabilir. Bu esasen bir tanıtım numarası. Bir rüşvet” ifadelerini kullandı.
“Melania”nın bir yayıncının yapım için 40 milyon dolar harcayabilmesi sayesinde ortaya çıktığını savunan Peck, “Bu kadar parayla çok daha ikna edici bir film çekmeyi çok isteyecek pek çok sinemacı tanıyorum” dedi.
Peck, projenin etik boyutunu da eleştirerek, “Etik açıdan bakıldığında hiçbir belgeselci, filmin konusu olan kişinin aynı zamanda yürütücü yapımcı olduğu ve projenin iplerini elinde tuttuğu bir çalışmayı kabul etmez. Bu etik olarak kabul edilemez. Bu nedenle ben buna film diyemiyorum” diye konuştu.