Euronews'in ulaştığı belgeye göre, G7'nin ekim ayındaki açıklaması, IEA'nın martta başlattığı acil petrol rezervi salımının hızlandırılarak tamamlanmasını öngörüyor. Bu adım, daha önce kararlaştırılan 400 milyon varile ek olarak yeni bir 100 milyon varillik taahhüt anlamına gelmiyor.
G7 ülkelerinin hızla yükselen enerji fiyatlarını frenlemek amacıyla 100 milyon varile kadar petrolü piyasaya sürme önerisi, Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) mart ayında koordine ettiği 400 milyon varillik acil petrol rezervi salımının henüz tamamlanmayan bölümünü karşılamayı amaçlıyor. Euronews tarafından görülen kurum içi bir belgeye göre, söz konusu miktar mevcut taahhütler kapsamında karşılanabilir.
Belgede, “400 milyon varilin 326 milyonu piyasaya sürüldü. Bazı üyeler taahhütlerinin üzerinde petrol piyasaya sürdüğü için, herkes mevcut yükümlülüklerini yerine getirirse G7 açıklamasında belirtilen 100 milyon varil mevcut eylem kapsamında karşılanabilir” ifadeleri yer aldı.
IEA üyesi ülkeler, 7 Ekim'de Avrupa Komisyonu ile birlikte gerçekleştirilen IEA toplantısında, mart ayında başlatılan petrol salımının hızlandırılmasını ve sürecin “mümkün olan en kısa sürede” tamamlanmasını destekledi.
Süreç, Washington'ın Avrupa'ya daha fazla ham petrol ve dizel yakıtını piyasaya sürmesi yönündeki baskısının ardından hız kazandı. ABD, aksi takdirde Avrupa'dan dizel yakıt ithalatına yasak getirebileceği uyarısında bulundu.
Orta Doğu'daki süregelen kesintiler nedeniyle küresel petrol piyasalarında oynaklık devam ederken, Brent petrolünün varil fiyatı perşembe günü 105 dolar seviyesinde işlem gördü. IEA Başkanı Fatih Birol, Orta Doğu'dan ham petrol akışının önemli ölçüde toparlandığını söyledi. Ancak dizel ve jet yakıtı gibi rafine petrol ürünlerinin sevkiyatında ciddi sıkıntılar sürüyor. Rusya'nın rafinaj kapasitesindeki kesintiler ve Çin'in ihracat yasağı da arz üzerindeki baskıyı artırıyor.
IEA-AB toplantısında tüm katılımcılar, piyasadaki mevcut arz sıkışıklığı nedeniyle dizel stoklarına öncelik verilmesi konusunda mutabık kaldı. IEA verileri, “dizel arzında gerçek bir fiziksel kesinti” yaşandığını gösteriyor.
Bazı Avrupa hükümetleri kendilerine düşen yükümlülükleri şimdiden yerine getirirken, diğer ülkelerin ulusal prosedürlerini tamamlaması gerekiyor. Siyasi mutabakat sağlanmış olsa da petrolün piyasaya sürülmesi, stratejik rezervlerin nasıl hesaplanacağı ve serbest bırakılacağı konusunda ülkelerin alacağı ulusal kararlara bağlı.
Yunanistan, İtalya ve Portekiz taahhüt ettikleri miktarları karşıladı. Fransa, Almanya, Hollanda ve İspanya'nın acil petrol rezervleri ise değerlendirme aşamasında.
Belgeye göre Portekiz, IEA'nın acil durumlarda petrol rezervlerini piyasaya sürme sürecini ne kadar etkin yönettiğini sorguladı. Lizbon yönetimi, tüm üyeler mevcut taahhütlerini yerine getirene kadar yeni yükümlülükleri değerlendirmeyeceğini bildirdi. Belgede, AB genelinde yaklaşık 50 milyon varilin hâlâ piyasaya sürülmeyi beklediği belirtildi.
Yunanistan ise mart ayında başlatılan petrol salımının şu ana kadar piyasaya ne kadar zaman kazandırdığını öğrenmek istiyor.
G7'nin açıklamalarındaki belirsizlik gideriliyor
Euronews tarafından görülen kurum içi belge, G7'nin son açıklamalarında kullandığı ve bazı noktaları belirsiz bırakan ifadelerin ne anlama geldiğine açıklık getiriyor.
Grup, 2 Ekim'de yaptığı açıklamada, dört ay içinde gerçekleştirilecek 100 milyon varillik koordineli petrol salımı yoluyla taahhütlerini yerine getireceğini bildirdi. Plan kapsamında, ilk 20 gün içinde dizel yakıtın önemli bir bölümünün önden piyasaya sürülmesi öngörülüyor. G7, bu adımı Mart 2026'da alınan taahhütlerin “derhal ve eksiksiz şekilde uygulanması” ile ilişkilendirdi.
Avrupa Komisyonu, G7'nin son açıklamasının ayrıntılarına ilişkin Euronews'in sorularını IEA'ya yönlendirdi. Ancak IEA, petrol miktarları ve rafine petrol ürünlerine ilişkin Euronews'in açıklama taleplerine yanıt vermedi.
G7, 7 Ekim tarihli açıklamasında, IEA-AB toplantısına katılan ülkelerin “Mart 2026'da kararlaştırılan Kolektif Eylem kapsamındaki taahhütleri yerine getirme konusundaki kararlılıklarını vurguladığını” bildirdi.
Mart ayında alınan karar, 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri saldırılarının ardından Orta Doğu'da yaşanan arz şokuna ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasına karşı olağanüstü bir önlem olarak hayata geçirilmişti. IEA üyeleri başlangıçta 400 milyon varili piyasaya sunma konusunda anlaşmış, katkının büyük bölümünün ham petrol olarak sağlanması ve Avrupa ülkelerinin rafine petrol ürünlerinde daha yüksek miktarda katkıda bulunması öngörülmüştü.
Acil petrol salımı gündeme gelebilir
IEA, üyelerin hâlen kamuya ait acil durum rezervlerinde yaklaşık 1,1 milyar varil petrol bulunduğunu ve bunun 200 milyon varilinden fazlasının dizel olduğunu bildirdi.
Paris merkezli kuruluş, ihtiyaç duyulması halinde yeni petrol salımlarının yapılabileceği ihtimalini dışlamadı. Ancak şimdilik IEA, yedi ay önce üzerinde anlaşmaya varılan mekanizma kapsamında kalan petrol miktarını piyasaya sürmeye çalışıyor. IEA, mart ayındaki petrol salımlarının arz açığının bir bölümünün kapatılmasına yardımcı olduğunu belirtirken, dizel piyasalarında sıkışıklığın özellikle ciddi olduğuna dikkat çekti. Bu nedenle ekim ayında atılan adımın önceliğinin mart ayındaki uygulamadan farklı olduğu vurgulandı.
Sürecin bir sonraki siyasi aşaması 15 Ekim'de gerçekleşecek. IEA Yönetim Kurulu, operasyonun ayrıntılarını netleştirmek üzere hükümetleri bir araya getirecek. Görüşmelerde piyasaya sürülecek petrol miktarı, zamanlama ve hangi tür rafine petrol ürünlerinin serbest bırakılacağı gibi konular ele alınacak.