Polisin Halk TV’nin İstanbul’daki binasına girmesinin ardından kanalın yayını durduruldu. Halk TV’ye kayyum atandığı bildirilirken, başsavcılık açıklamasında Cafer Mahiroğlu ile bağlantılı şirketlere el konulduğunu ve TMSF’nin kayyum atandığını duyurdu.
Halk TV’nin İstanbul’daki merkez binasına 14 Ekim Çarşamba sabahı polis ekipleri girdi. Yüzlerce polisin binada arama yaptığı sırada kanalın bulunduğu yol trafiğe kapatıldı. Çalışanların içeri girmesine izin verilmedi. Polislerin binaya girmesinin ardından kanalın yayını da durduruldu.
Halk TV’nin aktarımına göre, kanala kayyum atandığı ve kayyum olarak İbrahim Paşalı’nın polislerle birlikte binaya geldiği belirtildi.
Kanalın aylardır çeşitli yollarla tehdit altında tutulduğu aktarılan haberde, Mahiroğlu hakkında da tanımadığını belirttiği kişilerin ifadeleri nedeniyle yakalama kararı çıkarıldığı bilgisine yer verildi.
Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, kamuoyunu bilgilendirme amacıyla canlı yayın akışının sürmesini istedi.
Kayyum heyeti başkanının bu talebi kabul etmediği bildirildi. Toktaş’ın "birlikte çalışma" önerisini reddettiği belirtilirken, yaşananların haksız ve hukuksuz olduğunu, tutumunun kayyum heyeti başkanıyla kişisel ilişkilerinden kaynaklanmadığını söylediği aktarıldı.
Halk TV programcısı Deniz Bayramoğlu da yayın kesilmeden önce, Toktaş’ın yayının sürmesi için kayyum heyeti başkanıyla yaptığı görüşmenin sonuçsuz kaldığını duyurdu.
Gelişmeyi sosyal medya hesabından duyuran Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu, "Butlan lideri Kılıçdaroğlu ve ekibi mutlu olabilir. Polis Halk TV’de," ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu daha önce Halk TV’yi hedef almıştı
Mahkemenin mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlık koltuğuna geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz günlerde KRT’de katıldığı canlı yayında Halk TV’yi hedef göstermiş ve kanalı "24 saat yalan haber yapmak" ile suçlamıştı.
Yaşamını ağırlıkla İngiltere'de sürdüren kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu'nun yurt dışında olmasını eleştiren Kılıçdaroğlu, Halk TV’yi Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna (RTÜK) şikâyet ettiklerini de açıklamıştı.
Kılıçdaroğlu, canlı yayında şöyle konuşmuştu:
"Halk TV var biliyorsunuz. Sahibi niye Türkiye’ye gelmiyor? Sahibi yabancı ülkede olup da kendi ülkesinde yayın yapan bir televizyon sahibi dünyanın hangi ülkesinde var? Hangi ülkesinde var? Günün 24 saati yalan haber yapıyor, günün 24 saati. İzlemiyorum ben. Olmaz, olmaz. Doğru haber vereceksiniz. Yalan haber yapıyor. RTÜK’e bizim arkadaşlar ‘Ya bu yalandır,’ diye söylediler. RTÜK, ‘Bizim görev alanımıza girmez,’ diye bize bir yazı yazdı. E, görev alanına girmiyorsa istediği gibi yayın yapsın. Yayın yapıyor."
Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu ise Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına tepki göstererek, “Sen, Türkiye siyasetinin başına gelmiş en talihsiz vakasın,” demişti.
Mahiroğlu ile bağlantılı şirketlere el konuldu
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Cafer Mahiroğlu’nun şüpheli olduğu rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama soruşturması kapsamında 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildiğini açıkladı.
14 Ekim sabahı düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 11 şüpheli gözaltına alındı. Dört şüphelinin yurt dışında, birinin ceza infaz kurumunda olduğu belirlendi. Bir şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü bildirildi.
Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütüldüğü; Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) verileri, gizli tanık beyanları, şüpheli ifadeleri ve dosyadaki diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirildiği belirtildi.
Başsavcılık, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama soruşturmasında Cafer Mahiroğlu’nun ortak, yönetici ya da ilişkili olduğu şirketlere el konulduğunu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) bu şirketlere kayyum atandığını bildirdi.
Açıklamada Halk TV’nin ve kayyum atanan şirketlerin adları yer almadı.
Başsavcılık, Mahiroğlu’nun İzmir Büyükşehir Belediyesi bağlantıları üzerinden BUSTECH Araç Bakım Onarım Hizmetleri AŞ’nin kurulmasını sağladığı ve belediye ihalelerinden haksız menfaat temin edildiği yönünde bulgulara ulaşıldığını belirtti.
İhale süreçleriyle bağlantılı 14,6 milyon tutarında kayıtsız rüşvet ödemesi yapıldığı, ihale bedellerinin üzerindeki ödemelerden elde edilen gelirlerin Mahiroğlu’na veya bağlantılı şirketlere aktarıldığı öne sürüldü.
MASAK incelemesinde şirketlerin toplam işlem hacmi 30,3 milyar TL olarak hesaplandı.
Mahiroğlu’nun kişisel hesaplarında yaklaşık 1,62 milyar TL kuruş para girişi ve 1,11 milyar TL para çıkışı; yurt dışına yüksek hacimli transferler ve malvarlığıyla beyan edilen gelirler arasında uyumsuzluk tespit edildiği açıklandı.
Mahiroğlu hakkında ayrı bir İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında “ihaleye fesat karıştırma” suçundan aranma kaydı bulunduğu ve 10 Mart 2025’te yurt dışına çıktığı da belirtildi.
Özgür Özel'den tepki
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, polisin Halk TV binasına girmesine ve kanala kayyum atanmasına tepki gösterdi.
Özel, sabah saatlerinde bir televizyon kanalına polis baskını düzenlenip kayyum atanmasını “ancak diktatörlerin yapacağı iş” olarak nitelendirdi.
Açıklamasında ekonomik kriz, geçim sıkıntısı ve adaletsizlikler sürerken, Türkiye’nin en büyük siyasi davasında savunmaların başlayacağı gün böyle bir adım atıldığını belirten Özel, belediyelere kayyum atanmasının ardından milyonların izlediği Halk TV’ye de kayyum atandığını söyledi.
Özel, kanalın, basın özgürlüğünün ve çalışanların yanında olduklarını ifade etti; yargı, kolluk ve kayyum yoluyla siyasetin, haberciliğin ve halk iradesinin baskı altına alınmaya çalışıldığını savundu.
Açıklamasını halkı mücadeleye destek vermeye çağırarak, “Millet kazanacak, darbeciler, vesayetçiler yenilecek,” sözleriyle tamamladı.
Mansur Yavaş: Basın özgürlüğüne açık müdahale
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Halk TV’ye kayyum atanmasını basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına yönelik açık bir müdahale olarak nitelendirdi.
Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye’nin 180 ülke arasında 163. sırada olduğunu hatırlatan Yavaş, Anayasa’nın 28. maddesindeki “Basın hürdür, sansür edilemez” hükmüne işaret etti.
Yavaş, “Basın özgürlüğü, yalnızca gazetecilerin değil, halkın doğru haber alma hakkının da güvencesidir ve eleştiri suç değil demokrasinin vazgeçilmez bir parçasıdır. En çok izlenen haber kanallarından biri olan Halk TV’ye kayyum atanması, basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına yönelik açık bir müdahaledir,” dedi.
DİSK Basın-İş’ten kayyum kararına tepki
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Basın-İş, Halk TV’ye kayyum atanması ve kanalın yayınının durdurulmasına tepki gösterdi. Sendika, X hesabından yaptığı açıklamada, uygulamayı “basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını hedef alan kabul edilemez bir müdahale” olarak nitelendirdi.
Geçen yıl TELE1’e yönelik uygulamanın bugün Halk TV’de tekrarlandığını belirten DİSK Basın-İş, bunun Türkiye’de medyanın hukuki güvencesinin kalmadığını ortaya koyduğunu savundu.
Kararın yalnızca yayını durdurmadığını, yüzlerce basın emekçisinin işini ve geleceğini de hedef aldığını ifade eden sendika, Halk TV çalışanlarıyla dayanışma içinde olduklarını bildirdi. DİSK Basın-İş, kamuoyuna basın özgürlüğüne, haber alma hakkına ve gazetecilerin emeğine sahip çıkma çağrısı yaptı.