Almanya hükümeti, Karadağ'ın AB'ye katılım sürecini sekteye uğratma riski taşıyan ikili anlaşmazlıkların hızla çözüme kavuşturulması için Hırvatistan'a baskı yapıyor.
Konuyla doğrudan bilgi sahibi dört yetkili Euronews'e yaptığı açıklamada, Berlin'in AB'nin üyeliğe en yakın aday ülkesi Karadağ'ın katılım sürecini sekteye uğratma riski taşıyan ikili anlaşmazlıkların yapıcı bir şekilde çözülmesi için Hırvatistan'a çağrıda bulunduğunu söyledi.
Zagreb, bu haftanın başında Karadağ'ın üyelik sürecini tamamlayabilmesi için çözülmesini istediği sekiz maddelik bir şikâyet listesini gündeme getirdi. Berlin ise perde arkasında, AB'nin genişleme sürecinin ivme kaybetmemesi için diplomatik girişimlerde bulunuyor.
Almanya ayrıca kısa süre önce arabuluculuk teklifinde bulundu ancak bu teklif henüz hayata geçirilmedi. Şansölye Friedrich Merz hükümeti, çözüme kavuşturulmamış ikili sorunların genişleme sürecini tehlikeye atabileceği endişesiyle taraflar arasında tarafsız bir arabulucu rolü üstlenmeye çalışıyor.
Hırvatistan Başbakanı Andrej Plenković, perşembe günü Brüksel'de düzenlenen Avrupa Konseyi zirvesi öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, "Karadağlı komşularımıza yıllardır dile getirdiğimiz sorunlar var" dedi. Son iki yılda hiçbir ilerleme kaydedilmediğini savunan Plenković, ülkesinin Karadağ'ın AB'ye katılım müzakerelerinde "son derece yapıcı" davrandığını öne sürdü.
Son haftalarda Avrupa Komisyonu da iki ülke arasındaki görüşmelere katılırken, bazı AB üyesi ülkeler ikili anlaşmazlıkların genişleme sürecini durma noktasına getirmesini önlemek için girişimlerde bulundu.
Özellikle Fransa, iç siyasi nedenlerle genişleme sürecinde yeni sorunlar yaşanmasını istemiyor. Lüksemburg ise ikili anlaşmazlıkların çözümünde üyelik sürecinin bir araç olarak kullanılmasına karşı çıkıyor.
Üç Avrupa ülkesi de ikili sorunların çözülmesi için Hırvatistan'la aktif temaslar yürütüyor. Ancak en güçlü baskı, genişleme sürecini yeniden hızlandırmak isteyen Almanya'dan geliyor.
Anlaşmazlıkların büyük bölümü, 1990'ların başındaki Yugoslavya savaşlarının mirasından kaynaklanıyor. Mülkiyet talepleri ve ihtilaflı sınırlar da bu sorunlar arasında yer alıyor. Söz konusu anlaşmazlıklar, Karadağ'ın 2028'e kadar AB'nin 28'inci üyesi olma hedefini tehdit ediyor.
Hırvatistan'ın tutumu, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas başta olmak üzere kamuoyundan da eleştiri aldı. Kallas, Avrupa Konseyi zirvesi marjında yaptığı açıklamada, üyelik sürecinin ikili anlaşmazlıklar nedeniyle sekteye uğratılmaması gerektiğini söyledi.
Zagreb, Karadağ üzerinde mümkün olan en yüksek baskıyı kurmak amacıyla anlaşmazlıkları son dakikada gündeme getirmekle suçlanıyor. Hırvatistan ise sorunların uzun yıllardır devam ettiğini ve yalnızca sınırlı sayıda sembolik talepte bulunduğunu savunuyor.
Zagreb yönetimi, savaş suçlarının soruşturulması ve mağdurların zararlarının tazmin edilmesinin, Podgorica'nın üyelik sürecini tamamlayabilmesi için yerine getirmesi gereken koşullar arasında bulunduğunu belirtiyor. Buna karşın AB yetkilileri, Karadağ'ın üyelik sürecinin kısa sürede tamamlanmaması halinde genişlemeye yönelik desteğin hızla zayıflayabileceğinden endişe ediyor.
Önümüzdeki yıl Fransa'nın da aralarında bulunduğu önemli AB üyesi ülkelerde bir dizi seçim yapılacak. AB'nin genişlemesine geleneksel olarak mesafeli yaklaşan aşırı sağcı lider Marine Le Pen'in Fransa'daki cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasının beklendiği belirtiliyor.
Almanya, Ukrayna için özel bir "ortak aday" statüsü oluşturulması, aday ülkelerin AB'ye kademeli entegrasyonu ve birliğe yeni katılacak ülkeler için daha güçlü demokratik güvenceler sağlanması da dahil olmak üzere AB'nin genişlemesine yönelik yeni yöntemleri savunuyor.
Karadağ ayrıca mevcut genişleme metodolojisi kapsamında AB'ye katılan ilk ülke olacak.
Batı Balkan ülkeleri arasında bölgesel iş birliğini geliştirmek amacıyla 2014'te başlatılan hükümetler arası bir girişim olan Berlin Süreci'ne bu yıl Karadağ başkanlık ediyor. Podgorica, son aylarda bu platform aracılığıyla Alman hükümetiyle yakın iş birliği yürüttü.
AB yetkilileri, Almanya'nın ikili anlaşmazlıklar konusunda devreye girmesini, Berlin'in genişleme sürecinin sorumluluğunu üstlenmeye başladığının bir işareti olarak değerlendiriyor.
Karadağ'ın üyelik süreci, Brüksel'in Rusya ile artan gerilimler karşısında yakın çevresindeki ülkeleri Batı'ya bağlamak için genişleme politikasını giderek daha fazla kullandığı daha geniş bir jeopolitik çerçevede ilerliyor.
Sırada ilk olarak Karadağ'ın bulunması nedeniyle, bazı çevrelerin gereksiz gördüğü ikili anlaşmazlıkların yol açacağı bir aksama, diğer öncü aday ülkeler Arnavutluk, Moldova ve özellikle Ukrayna üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilir. Ukrayna'nın AB üyelik sürecinin, Moskova ile yürütülecek olası barış müzakereleriyle yakından bağlantılı olması bekleniyor.
Başka bir ifadeyle Almanya, Karadağ'ın üyelik süreci için gösterdiği çabalar ve genişlemenin ivmesini korumayı gerektiren jeopolitik koşullar nedeniyle artık sürecin ilerletilmesi gerektiğini düşünüyor.