İspanya'daki ölümcül tren kazası, önümüzdeki ay yapılacak erken genel seçim öncesinde Sánchez hükümetine yönelik eleştirileri artırdı. Muhalefet, demiryolu ağının yönetimi ve güvenlik önlemleri konusunda hükümeti sorguluyor.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez'in önümüzdeki ay yapılacak erken genel seçim öncesinde siyasi baskı altındaki konumu, çarşamba günü Toledo yakınlarında meydana gelen ölümcül tren kazasının ardından daha da zorlaştı.
Sánchez hükümeti bu yıl, Ocak ayında Adamuz'da yaşanan ve can kayıplarına yol açan bir başka tren kazası ile temmuz ayında Ceuta'da patlak veren göç krizi başta olmak üzere art arda krizlerle karşı karşıya kaldı. Son kaza da seçim kampanyası öncesinde hükümet üzerindeki baskıyı artırırken, kamu hizmetlerinin yönetimi yeniden tartışmaya açıldı.
Trajedinin ardından Vox dışındaki büyük siyasi partiler seçim öncesi etkinliklerini askıya aldı. Ancak siyasi tartışma ve karşılıklı suçlamalar devam etti.
Ana muhalefetteki Halk Partisi (PP), hükümetin demiryolu ağını yönetme biçimini sorguladı. Aşırı sağcı Vox, Ulaştırma Bakanı Óscar Puente hakkında taksirle ölüme neden olma suçlamasıyla suç duyurusunda bulundu. Frente Amplio ise kazanın nedenlerinin açıklanması için Puente'nin parlamentoda ifade vermesini istedi.
Kazanın nedenini ve olayda insan hatası, teknik arıza ya da koordinasyon eksikliği bulunup bulunmadığını soruşturma belirleyecek. Ancak siyasi tartışmalar, soruşturmanın önüne geçmiş durumda.
Soruşturmacılar çarpışmadan önceki dakikaları yeniden canlandırmaya çalışırken, siyasi partiler kazanın nasıl meydana geldiği ve en önemlisi sonuçlarından kimin sorumlu tutulması gerektiği konusunda şimdiden karşı karşıya geldi.
Tren kazası, son yıllarda İspanya'da kamuoyunun gündemini belirleyen ve şimdi seçim kampanyasına da taşınan bir dizi krizin son halkası oldu.
Bu krizler arasında konut sorununa yönelik protestolar, Ceuta'daki göç gerilimi, ülke çapında yaşanan elektrik kesintisi, Valensiya'daki yıkıcı sel felaketi, Covid-19 salgınının yönetimi ve Sánchez ile İspanya Sosyalist İşçi Partisi'ne (PSOE) yakın isimleri ilgilendiren yolsuzluk soruşturmaları yer alıyor.
Kamuoyu açısından ise öncelikli sorular daha somut: Kaza nasıl meydana geldi, neden yaşandı ve benzer bir felaketin tekrarlanmaması için ne yapılacak?
Urda'daki kaza, demiryolu güvenliğini bir kez daha ülke gündeminin merkezine taşıdı. Ocak ayında Adamuz'da meydana gelen ve 46 kişinin hayatını kaybettiği kazanın üzerinden henüz dokuz ay geçmişti. İki kaza da altyapının denetimi, güvenlik protokolleri ve sorumluların hesap vermesi konularındaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
Urda kazası öncesinde anketler ne gösteriyordu?
Bu haftaki tren kazasından önce de kamuoyu yoklamaları, bazı anketlerde PSOE'nin oylarında toparlanma işaretleri görülmesine rağmen, Pedro Sánchez açısından zorlu bir seçim tablosuna işaret ediyordu.
El Mundo gazetesinin 26 Ekim'de yayımladığı ankete göre Halk Partisi'nin oy oranı yüzde 30,6, milletvekili sayısı ise 125 ila 131 arasında öngörülüyordu. Sosyalistlerin yüzde 26,1 oyla 103 ila 109 sandalye kazanması beklenirken, Vox'un yüzde 19,9 oy ve 66 ila 69 sandalye elde edeceği tahmin ediliyordu.
El Español'un aynı dönemde yayımladığı başka bir ankette ise Halk Partisi'nin yaklaşık yüzde 32 oyla 135 sandalye, PSOE'nin yüzde 27 oyla 108 sandalye, Vox'un ise yüzde 18,6 oyla 63 sandalye kazanacağı öngörüldü.
Her iki anket de PP ve Vox'un birlikte parlamentoda mutlak çoğunluğu elde edebileceğine işaret ediyordu.
Ancak İspanya Sosyolojik Araştırmalar Merkezi'nin (CIS) yayımladığı son kamuoyu araştırması oldukça farklı bir tablo ortaya koydu. CIS, PSOE'yi Halk Partisi'nin açık ara önünde gösterdi.
Anketler arasındaki belirgin farklar, siyasi ve yönetim krizlerinin damga vurduğu seçim sürecindeki belirsizliği artırıyor. Urda'daki tren faciası da genel seçime yaklaşık bir ay kala bu tartışmalara eklendi.