Horoztepe ve Düver kökenli arkeolojik buluntuların da aralarında olduğu 100 kültür varlığı Türkiye'ye döndü. İstanbul Arkeoloji Müzelerinde ayrıca, Boubon Antik Kenti'nden kaçırılan bronz heykelleri bir araya getiren “Kaçış Yok: Boubon” sergisi açıldı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, ABD'den Türkiye'ye iadesi sağlanan Anadolu kökenli 100 kültür varlığını İstanbul Arkeoloji Müzelerinde tanıttı. İade edilen eserler arasında Horoztepe ve Düver kökenli arkeolojik buluntular ile Aphrodisias Antik Kenti'ne ait bir portre de bulunuyor. Aynı etkinlikte, Boubon Antik Kenti'nden kaçırılarak farklı ülke ve koleksiyonlara dağıtılan bronz heykelleri bir araya getiren "Kaçış Yok: Boubon" sergisi de açıldı.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Arkeoloji Müzelerinde düzenlenen basın toplantısında, eserlerin Türkiye'ye dönüş sürecinde yürütülen bilimsel araştırmalar ve uluslararası iş birlikleri hakkında bilgi verdi. Programa Manhattan Bölge Savcı Yardımcısı Matthew Bogdanos da katıldı.
Ersoy, Anadolu'dan yasa dışı yollarla çıkarılan eserlerin iadesinde arşiv kayıtları, bilimsel analizler ve hukuki belgelerin belirleyici olduğunu söyledi. Bakan, amaçlarının yalnızca eserleri müzelere geri getirmek değil, onları ait oldukları kültürel bağlam içinde yeniden değerlendirmek olduğunu vurguladı.
Horoztepe'den kaçırılan 40 eser yaklaşık 70 yıl sonra döndü
ABD'den iade edilen 100 kültür varlığının önemli bir bölümünü, Tokat'ın Erbaa ilçesindeki Horoztepe kökenli 40 eser oluşturuyor. MÖ 2300-2000 yıllarına tarihlenen buluntular arasında törensel müzik aletleri, silahlar ve metal kaplar yer alıyor. Eserler, Erken Tunç Çağı Anadolu'sundaki gelişmiş metal işçiliğine ilişkin önemli örnekler arasında gösteriliyor.
Bakan Ersoy, iade sürecinde arkeolog Prof. Dr. Tahsin Özgüç'ün bilimsel çalışmalarından yararlanıldığını belirtti. Horoztepe'de 1953 yılında gerçekleştirilen kaçak kazılara ve daha sonra kurtarılan buluntulara ilişkin kayıtlar, eserlerin biçim ve üretim özellikleriyle karşılaştırıldı. Araştırmalar, eserlerin yurt dışına çıkarılma sürecine ve farklı müze koleksiyonlarına girişine ilişkin belgelerle desteklendi.
Düver'in 44 mimari levhası Getty Müzesinden alındı
İade edilen bir diğer önemli grup, Burdur'un Düver köyü kökenli 44 pişmiş toprak mimari levhadan oluşuyor. MÖ 6'ncı yüzyıla tarihlenen Arkaik Dönem eserleri, dönemin mimarisinde çatı ve yapı kaplamalarında kullanılıyordu.
Ersoy, Düver kökenli eserlerin daha önce 2022'de ABD'den, 2024'te Danimarka'dan ve 2025'te Virginia Güzel Sanatlar Müzesinden Türkiye'ye getirildiğini hatırlattı. Son iade kapsamında J. Paul Getty Müzesinde bulunan parçalar da Türkiye'ye kazandırıldı.
İade edilen levhaların, İstanbul Arkeoloji Müzelerinin koleksiyonundaki diğer parçalarla bir araya getirilmesi için bir proje hazırlanacak.
Aphrodisias portresinin izini 1976 tarihli tutanak ortaya çıkardı
Türkiye'ye dönen eserler arasında Aphrodisias Antik Kenti'ne ait bir portre de bulunuyor. Bakanlık uzmanları, portrenin antik kentle bağlantısını ve yurt dışındaki koleksiyonlara uzanan geçmişini arşiv belgeleri ve eski koleksiyon kayıtları üzerinden araştırdı.
Ersoy, 1976 yılında hazırlanan bir olay yeri tutanağının iade sürecinde önemli rol oynadığını belirtti. Tutanakta, tespit edilip belgelenenlerin dışında başka eserlerin de çalındığına ilişkin bir ifadeye yer verildiğini aktaran Ersoy, bu bilginin arkeolojik verilerle birlikte değerlendirilmesinin portrenin geçmişinin aydınlatılmasına katkı sağladığını söyledi.
İade edilen diğer eserler arasında tiyatro maskları ve tanrıça heykelcikleri de yer alıyor.
Boubon'un farklı koleksiyonlara dağılan heykelleri aynı sergide
Etkinlik kapsamında açılan "Kaçış Yok: Boubon" sergisi, Burdur'un Gölhisar ilçesi yakınlarındaki Boubon Antik Kenti'nden 1960'lı yıllarda kaçırılan bronz heykellerin izini sürüyor.
Roma imparatorları ve imparatorluk ailesinin onurlandırıldığı Sebasteion yapısında bulunan heykeller, kaçak kazılarla parçalanarak yurt dışına çıkarılmıştı. Heykellerin başları, gövdeleri ve uzuvları yıllar içinde farklı ülke ve koleksiyonlara dağılmıştı. Sergide, Türkiye'ye iade edilen Boubon kökenli eserler yeniden bir araya getiriliyor. Bunlar arasında Lucius Verus, Septimius Severus, Caracalla ve Marcus Aurelius'a ait heykeller de bulunuyor.
Boubon eserlerinin izini sürme çalışmaları, arkeolog Prof. Dr. Jale İnan'ın araştırmalarıyla başladı. İnan'ın yazıtlar, kaideler ve yurt dışındaki heykeller arasında kurduğu bağlantılar, sonraki iade çalışmalarına bilimsel temel oluşturdu. Gazeteci ve yazar Özgen Acar'ın konuyu yıllar boyunca gündemde tutan araştırmaları ile The New York Times gazetecileri Graham Bowley ve Tom Mashberg'in çalışmaları da sürece katkı sağladı.
Bilimsel analizler heykellerin Boubon bağlantısını destekledi
İade sürecinde İbecik köyü sakinlerinin tanıklıklarından da yararlanıldı. Heykellerin nerede bulunduğu ve köyden hangi yollarla çıkarıldığına ilişkin anlatımlar, eski fotoğraflar ve müze kayıtlarıyla karşılaştırıldı.
Heykellerin ayakları ile kaidelerindeki bağlantı izleri de incelendi. Marcus Aurelius heykelinin ayak kalıbının kaidesindeki oyuklarla uyumlu olduğu tespit edildi. Bu bulgular, toprak ve kurşun izotop analizleriyle desteklendi. Almanya'daki Curt Engelhorn Arkeometri Merkezinde yürütülen çalışmalara Prof. Dr. Ernst Pernicka da katkı sağladı.
Boubon'da 2023 yılında yeniden başlayan arkeolojik kazılar ise Burdur Arkeoloji Müzesi koordinasyonunda, Dr. Düzgün Tarkan ve ekibi tarafından sürdürülüyor.
Ersoy: Eserleri ait oldukları topraklara kazandırmaya devam edeceğiz
Bakan Ersoy, kültür varlıklarının iadesinde Manhattan Bölge Savcılığı ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları Biriminin (HSI) yürüttüğü çalışmaların önemine dikkat çekti. Manhattan Bölge Savcı Yardımcısı Matthew Bogdanos ve ekibine teşekkür eden Ersoy, uluslararası iş birliğinin eserlerin dönüşünde belirleyici olduğunu söyledi.
Süreçte Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye'nin New York Başkonsolosluğunun da destek verdiğini belirten Ersoy, eserlerin Türkiye'ye taşınmasını ücretsiz ve güvenli şekilde gerçekleştiren Türk Hava Yollarına teşekkür etti.
Ersoy, "Amacımız eserleri bir vitrinden alıp başka bir vitrine koymak değil, hikâyeleri ve ait oldukları kültürel bütünlük içinde onları yeniden değerlendirebilmektir" dedi.
Türkiye'nin kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelesini sürdüreceğini belirten Ersoy, Anadolu'dan yasa dışı yollarla çıkarılan eserlerin bilimsel, hukuki ve diplomatik çalışmalarla ait oldukları topraklara kazandırılmaya devam edileceğini söyledi.