Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’dan birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırı, üçüne birden yapılmış sayılacak. Diğer iki ülke derhal yardım edecek, desteğin kapsamını taraflar birlikte belirleyecek. Anlaşmadan çekilmek ancak 10 yıl sonra mümkün olacak.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’dan birine yönelik silahlı saldırıyı üçüne yapılmış sayan Mekke Anlaşması, TBMM’den 279 oyla geçti.
İlk 10 yıl çekilmeye izin vermeyen anlaşma, saldırıya uğrayan ülkeye derhal yardım edilmesini, savunma sanayisinde ortak üretimi ve istihbarat paylaşımını öngörüyor.
TBMM Genel Kurulu, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın onaylanmasını uygun bulan kanun teklifini 5 Kasım Perşembe günü kabul etti.
Oylamaya katılan 398 milletvekilinden 279’u kabul, 119’u ret oyu verdi. AK Parti, MHP ve CHP teklife destek verdi.
Anlaşmayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, 7 Ağustos’ta Mekke’de imzaladı.
21 Ekim’de TBMM’ye sunulan teklif, 27 Ekim’de Dışişleri Komisyonundan geçti. Genel Kurul, 4 Kasım’da ilk maddeyi kabul etti. Komisyonun yerinde bulunmaması üzerine ara verilen görüşmeler, ertesi gün kalan iki maddenin ve teklifin tamamının oylanmasıyla sonuçlandı.
Bir ülkeye saldırı, üçüne yapılmış sayılacak
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ı “çekirdek taraflar” olarak tanımlayan 16 maddelik anlaşma, NATO’nun ortak savunma ilkesine benzer bir karşılıklı yardım yükümlülüğü getiriyor.
Birinci maddeye göre ülkelerden birinin egemenliği, toprak bütünlüğü veya uluslararası alanda tanınan sınırları tehdit edildiğinde, taraflar bu tehdidi gidermek için “gerekli tüm yöntemleri” kullanacak.
İkinci madde, başka bir ülke ya da ülke grubundan gelecek silahlı saldırıda üç devletin nasıl hareket edeceğini düzenliyor. Böyle bir saldırı tüm taraflara yapılmış sayılacak. Diğer iki ülke, sağlayabilecekleri yardım imkânlarının tamamını kullanarak saldırıya uğrayan ülkeye derhal destek verecek.
Askeri yardım da bu kapsamda. Taraflar, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesinde tanınan meşru müdafaa hakkı çerçevesinde, hangi desteğe ihtiyaç duyulduğunu değerlendirerek yardımın türü ve kapsamı üzerinde anlaşacak.
Türk askerinin gönderilmesine kim karar verecek?
Genel Kuruldaki tartışma, ortak savunma taahhüdünün hangi koşullarda Türkiye’ye asker gönderme yükümlülüğü getireceği üzerinde yoğunlaştı.
CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, bölgesel güvenlik iş birliğine destek verdiklerini ve olumlu oy kullanacaklarını söyledi. Öztrak, anlaşmanın Türk Silahlı Kuvvetlerini sonu belirsiz askeri girişimlere dahil etmek için gerekçe gösterilemeyeceğini belirterek Meclisin asker gönderme yetkisinin korunmasını istedi.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay ise Türkiye’nin kendi iradesi dışında bir çatışmaya girmeyeceğini, Türk askerinin çatışmaya katılmak üzere yurt dışına gönderilmesi için Meclisin tezkereyi kabul etmesi gerektiğini söyledi.
Anayasa’nın 92. maddesi bu yetkiyi TBMM’ye veriyor. Aynı maddede uluslararası anlaşmaların gerektirdiği durumlar için tanınan istisna da Meclisteki tartışmanın konularından biriydi.
Yeni Parti, DEM Parti, İYİ Parti ve Yeni Yol, Türkiye’nin üstleneceği askeri yükümlülüklerin belirsizliğine ve bölgesel çatışmalara dahil olma riskine dikkat çekti.
Milletvekilleri, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki Husilerle çatışması ya da Pakistan ile Hindistan arasındaki gerilimin tırmanması halinde Ankara’dan nasıl bir yardım istenebileceğini gündeme getirdi.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye’nin olası Husi saldırıları karşısında caydırıcılığı hedeflediğini ve Husilerle çatışmaya girme planlarının bulunmadığını söyledi.
İYİ Parti ayrıca güvenlik koşulları değişse bile ilk 10 yıl anlaşmadan çekilemeyecek olmalarını eleştirdi.
DEM Parti, kapsamı açıklığa kavuşmamış askeri yükümlülüklere itiraz etti. Yeniden Refah Partisi de Türkiye’nin hangi sorumlulukları üstleneceğinin daha açık biçimde ortaya konmasını istedi.
Ortak tatbikat, silah üretimi ve lojistik destek
Anlaşmanın 3. ve 7. maddeleri uyarınca üç ülke, savunma sanayisinde teknoloji paylaşımını, ortak araştırma ve geliştirme projelerini ve ortak üretimi destekleyecek. Altıncı madde ise silahlı kuvvetlerin birlikte hareket edebilmesi için savaşta ve barışta ortak tatbikatların, eğitim programlarının ve karşılıklı personel değişiminin teşvik edilmesini öngörüyor.
İş birliği, orduların sahada ihtiyaç duyacağı malzemeleri de kapsıyor. Taraflar 10. madde uyarınca savaşta, barışta ve diğer olağanüstü durumlarda, ellerindeki imkânlar ve teçhizatın uyumluluğu ölçüsünde birbirlerine silah, mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer askeri teçhizatı sağlayacak.
Terörle mücadele ve istihbarat paylaşımı
Dördüncü maddeye göre taraflar uluslararası güvenlik konularını düzenli olarak görüşecek. Üç ülke, tehditleri birlikte değerlendirerek ayrı ayrı veya ortaklaşa alacakları önlemleri belirleyecek. Beşinci madde, terörizmin her türüne karşı yürütülen operasyonlarda iş birliğinin artırılmasını öngörüyor. Dokuzuncu madde uyarınca ülkeler, üzerinde anlaştıkları güvenli kanallardan istihbarat paylaşacak. Bu paylaşımlarda verilerin korunması ve gizlilik esas alınacak.
Sekretarya Suudi Arabistan’da, ilk genel sekreter Pakistan’dan
Anlaşmanın uygulanmasını, üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarından oluşan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi yönetecek. Sekizinci madde uyarınca yılda iki kez toplanacak komite, yeni ülkelerin katılımını da değerlendirecek. Yeni üye kabulü için üç kurucu ülkenin onayı gerekecek.
Komiteye bağlı sekretaryanın merkezi Suudi Arabistan’da olacak. Üç ülkenin dönüşümlü olarak üçer yıllığına üstleneceği genel sekreterlik görevine ilk olarak bir Pakistan vatandaşı getirilecek. Taraflar, ortak faaliyetler için anlaşmayı hukuki dayanak kabul edecek ve gerektiğinde ek yasal düzenlemeler önerebilecek. Daha önce imzaladıkları uluslararası anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülükler de geçerliliğini koruyacak.
İlk 10 yıl anlaşmadan çekilme yolu kapalı
TBMM’de kabul edilen üç maddelik kanunun ilk maddesi anlaşmanın onaylanmasını uygun buluyor. Diğer iki madde ise kanunun yayımlandığı gün yürürlüğe girmesini ve hükümlerini Cumhurbaşkanı’nın yürütmesini düzenliyor.
Anlaşmanın kendisi, üç ülkenin onay işlemlerini tamamlamasının ardından son onay belgesinin komite sekretaryasına teslim edildiği gün yürürlüğe girecek.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın iç onay süreçlerini tamamladıklarını 27 Ekim’de TBMM Dışişleri Komisyonuna bildirmişti.
Anlaşmanın 16. maddesine göre ortak savunma düzenlemesi süresiz olacak. Taraflar ancak yürürlüğe giriş tarihinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra, diğer iki ülkeye en az üç ay önceden diplomatik kanallardan yazılı bildirimde bulunarak çekilebilecek.
Çekilme halinde daha önce üzerinde mutabakata varılan ve hâlen yürütülen ortak projeler devam edecek. Gizli bilgi ve belgeleri koruma yükümlülüğü de sürecek.
Kanun teklifi neleri kapsıyor?
TBMM’de görüşülen kanun teklifi üç maddeden oluşuyor. İlk madde, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması’nın onaylanmasını uygun buluyor.
Diğer iki madde, kanunun yayımlandığı gün yürürlüğe girmesini ve hükümlerinin Cumhurbaşkanı tarafından yürütülmesini düzenliyor. Savunma işbirliğinin ayrıntıları ise teklifin ekindeki 16 maddelik anlaşmada yer alıyor.
Anlaşmaya göre üç ülkeden birine dışarıdan yöneltilecek silahlı saldırı, hepsine yapılmış sayılacak. Taraflar, saldırıya uğrayan ülkeye yardım edecek; askeri destek de seçenekler arasında bulunacak. Ancak sağlanacak yardımın kapsamı ve niteliği, ihtiyaçların değerlendirilmesinin ardından ülkelerin imkânlarına göre belirlenecek.
Teklifin gerekçesinde, ortak savunma hükmünün kendiliğinden işlemeyeceği ve kararların istişareyle alınacağı belirtiliyor.
Metin ayrıca terörle mücadele, ortak eğitim ve tatbikatlar, savunma sanayisinde teknoloji geliştirme ve üretim, istihbarat paylaşımı ile lojistik desteği kapsıyor. Ülkelerin dışişleri ve savunma bakanlarıyla genelkurmay başkanlarından oluşan bir komite kurulması öngörülüyor.
Anlaşma, üç ülkenin onay işlemlerini tamamlamasının ardından yürürlüğe girecek. Yürürlüğe girdikten sonraki ilk 10 yıl boyunca anlaşmadan çekilmek mümkün olmayacak. Bu sürenin sonunda çekilmek isteyen ülkenin kararını en az üç ay önceden yazılı olarak bildirmesi gerekecek.