Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

OECD 2026 küresel büyüme tahminini düşürdü, İran savaşı sürerse resesyon riski konusunda uyardı

Arşiv - Thyssenkrupp’un eski Schwelgern yüksek fırınları Almanya’nın Duisburg kentinde faaliyet gösteriyor. 8 Ekim 2024
Arşiv - Thyssenkrupp’un eski Schwelgern yüksek fırınları Almanya’nın Duisburg kentinde faaliyet gösteriyor. 8 Ekim 2024 ©  AP Photo/Martin Meissner
© AP Photo/Martin Meissner
By Doloresz Katanich
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

OECD, Ortadoğu’daki savaşın küresel büyüme beklentilerini zayıflattığını, 2027’ye dek etkili bir ateşkes olmazsa daha sert bir şok yaşanabileceğini açıkladı.

OECD, küresel büyüme görünümünü aşağı çekerek artan enerji fiyatlarının, jeopolitik gerilimlerin ve kalıcı enflasyonun dünya ekonomisi üzerinde baskı yarattığı ve aksaklıkların sürmesi halinde çok sayıda ülkeyi resesyona sürükleyebileceği uyarısında bulundu.

REKLAM
REKLAM

Üç aylık güncellemesinde, 38 sanayileşmiş ülkeyi temsil eden kuruluş, 2026 yılı için küresel ekonomik büyümenin yüzde 2,8 olacağını öngörüyor; bu oran önceki yüzde 2,9’luk tahminin altında.

Ancak OECD’ye göre çatışma 2027’ye kadar uzarsa küresel büyüme yüzde 2,1’e kadar yavaşlayabilir. Bu da Covid-19 pandemisinden önceki 2013-2019 döneminde kaydedilen yıllık ortalama yüzde 3,4’lük büyümenin hayli altında kalacak.

OECD Başekonomisti Stefano Scarpetta, raporda “Bozulmalar ne kadar uzun sürerse, ekonomik ve sosyal maliyetler o kadar artacak” ifadesini kullandı.

Scarpetta, çok sayıda ülkenin resesyon riskiyle karşı karşıya kalabileceğini, enerji yoğun sanayiler ve yapay zekâ dâhil olmak üzere yatırım harcamalarındaki zayıflamanın ise muhtemelen işsizliğin yükselmesine yol açacağını söyledi.

Enerji fiyatları kısa vadede en büyük risk olarak öne çıkıyor

Raporun ana temalarından biri, Orta Doğu’daki gerilimlerin tetiklediği emtia fiyatlarındaki sert yükseliş.

OECD, Asya doğalgazında yüzde 80,8 ve Avrupa doğalgazında yüzde 43,2’yi bulan artışların yanı sıra petrol, gübreyle bağlantılı ürünler ve Körfez’deki hidrokarbon üretimiyle ilişkili diğer emtialarda da kayda değer fiyat artışları olduğuna dikkat çekiyor.

Bu artışlar, enerji ithalatçısı ekonomilerde büyümeyi zayıflatma ve enflasyonu körükleme riski taşıyor. Etkinin, gelirlerinin daha büyük bir bölümünü enerji ve gıdaya harcayan hanehalklarının bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde özellikle sert hissedilmesi bekleniyor.

Enflasyon beklenenden daha kalıcı seyrediyor

Çatışma önümüzdeki haftalarda sona erse bile OECD, küresel enflasyonun bu yıl yüzde 4,0’a yükseleceğini; 2025’te ise yüzde 3,4 seviyesinde olacağını tahmin ediyor.

Daha yüksek enerji maliyetleri, sanayi üretiminde artan maliyetler, tedarik zincirlerindeki aksaklıklar ve gübre fiyatlarındaki yükselişin gıda maliyetlerine yansıması, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturacak faktörler arasında gösteriliyor.

Büyük merkez bankaları, bir yandan faiz indirimleriyle ekonomik büyümeyi destekleme, diğer yandan daha sıkı para politikasıyla enflasyonu kontrol altında tutma arasında zorlu bir denge arayışıyla karşı karşıya.

OECD raporunda, merkez bankalarının, enflasyon beklentilerinin kontrolden çıkması riski ile çatışmanın yol açabileceği daha keskin bir büyüme yavaşlaması arasında denge kurmaya çalışırken, 2026’ya kadar politika faizlerini büyük ölçüde sabit tutmalarının beklendiği belirtildi.

Kuruluş, 2027’de enerji fiyatlarındaki gerilemenin Birleşik Krallık, Avustralya, Kolombiya, Macaristan, İzlanda, Türkiye, Brezilya, Romanya ve Güney Afrika’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda ülkede politika faizi indirimlerine imkân tanıyacağı varsayımında bulundu.

Süren enflasyonist riskler dikkate alındığında OECD, faiz indirimlerine erken başlanmaması gerektiği uyarısını yineledi ve merkez bankalarının güvenilirliğinin korunmasının önemini vurguladı.

Avrupa’nın büyüme beklentileri kırılganlığını koruyor

Avro Bölgesi’nin, doğalgaz fiyatlarındaki şoklara ve sanayide yükselen enerji maliyetlerine en açık bölgelerden biri olması nedeniyle, önümüzdeki dönemde ancak sınırlı bir büyüme kaydetmesi bekleniyor. OECD, euro bölgesi GSYH büyümesinin 2025’te yüzde 1,4 iken 2026’da yüzde 0,8’e gerileyeceğini öngörüyor.

Buna karşılık, çatışmanın önümüzdeki aylarda çözülmesi halinde blokta kademeli bir toparlanma görülebileceği ve büyümenin 2027’de yüzde 1,2’ye çıkabileceği tahmin ediliyor.

OECD’ye göre Avro Bölgesi, dayanıklı işgücü piyasası ve artan savunma harcamalarından fayda sağlayacak. Ancak bu olumlu etkiler, bazı ekonomilerde daha sıkı maliye politikaları ve NextGenerationEU toparlanma programı kapsamındaki harcamaların kademeli olarak sonlandırılmasıyla kısmen dengelenecek.

Birleşik Krallık’ta büyümenin, 2025’te yüzde 1,4’ten 2026’da yüzde 0,9’a yavaşlaması; küresel ticaret ve finansal koşullardaki iyileşmeyle birlikte 2027’de yeniden yüzde 1,1’e çıkması bekleniyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde ise ekonomik büyümenin, 2025’te yüzde 2,1 iken 2026’da yüzde 2,0’a hafifçe gerileyeceği öngörülüyor.

YZ yatırımları ekonomide nadir görülen bir güç kaynağı olmaya devam ediyor

OECD’nin görünümünde, yapay zekâya bağlı yatırımların gücünü koruması, az sayıdaki olumlu unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

Kuruluş, yapay zekâ altyapısına yapılan harcamaların çatışma öncesinde yatırımı, üretimi ve ticareti desteklediğini; artan jeopolitik ve ekonomik baskılara rağmen küresel ekonomideki ivmenin korunmasına yardımcı olduğunu belirtiyor.

OECD, tahminlerinin, güçlü bir temel ivmeye sahip küresel ekonomi arka planında yapıldığını; bunun, yapay zekâ odaklı yatırımlar ve elverişli finansal koşullar tarafından desteklendiğini vurguluyor.

Ayrıca şirketlerin son yıllarda ekonomik şoklara uyum sağlama kapasitesinin dikkat çekici olduğunu belirten OECD, yapay zekâ teknolojilerinin sağlayabileceği olası verimlilik artışlarının daha görünür hâle gelmesinin özellikle 2027’de büyümeyi yukarı çekebileceğini ifade ediyor.

Ancak OECD, enerji arzında yaşanacak uzun süreli bir aksaklığın, yapay zekâdan beklenen verimlilik artışlarını tehdit edebileceği uyarısında da bulundu. YZ altyapısının temel unsurlarından veri merkezleri, büyük ölçüde kesintisiz ve güvenilir enerji arzına bağımlı; yarı iletkenler gibi kilit teknolojiler ise Körfez ekonomilerinden sağlanan özel girdilere dayanıyor.

Raporda ayrıca yapay zekânın büyümeye, şu anda öngörülenden daha güçlü bir katkı yapabileceği de belirtildi. YZ’ye yönelik sermaye harcamalarındaki artışa şu ana kadar büyük ölçüde Amerika Birleşik Devletleri öncülük etse de, benimsemenin yaygınlaşması ve yatırımların hızlanmasıyla diğer büyük ekonomilerin de giderek daha fazla fayda sağlayabileceği kaydedildi.

OECD, yapay zekâdan kaynaklanacak verimlilik kazançlarının ölçeği ve zamanlamasının hâlâ belirsiz olduğunu, ancak bu kazanımların önümüzdeki iki yıl içinde bugün tahmin edilenden daha görünür hâle gelebileceğini de ekledi.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

İran savaşının enerji şoku sürerken EBRD büyüme tahminini düşürdü

Enflasyon %3,2 ile 2023'ten beri en yüksek düzeye çıktı: ECB faiz artışı kaçınılmaz mı

2026 Dünya Kupası: Milyarlarca dolarlık vaatler gerçek bir ekonomik sıçramaya dönüşecek mi?