Orangerie Müzesi ve Philadelphia'da bulunan Barnes Vakfı arasındaki benzeri görülmemiş iş birliği sayesinde, Douanier Rousseau 20 Temmuz'a kadar sergileniyor.
Paris’teki Orangerie Müzesi, modern sanatın en özgün figürlerinden biri olan Henri Rousseau’nun devasa mirasına ev sahipliği yapıyor. 25 Mart’ta kapılarını açan ve 20 Temmuz’a kadar sürecek olan "Henri Rousseau: Resmin Hırsı" adlı sergi, sanatçının yaklaşık 50 nadide eserini bir araya getiriyor.
Serginin en dikkat çeken yönü ise, Philadelphia’daki ünlü Barnes Foundation koleksiyonundan ödünç alınan 18 önemli tablonun ilk kez bu kapsamda Paris’te izleyiciyle buluşması.
Sergi, yaşamı boyunca sık sık eleştirilerin hedefi olan ve “naif” olarak tanımlanan Fransız ressam Henri Rousseau’ya bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Orangerie Müzesi Direktörü Claire Bernardi, uluslararası iş birliği sayesinde önemli eserlerin bir araya getirildiğini ve bunun “büyük bir fırsat” olduğunu belirtiyor.
Serginin eş küratörü Juliette Degennes ise, serginin Rousseau’nun sanatsal gelişimine daha yakından bakmayı amaçladığını vurguluyor. Degennes, sanatçının erken dönem eleştirilerde naif olarak nitelendirildiğini, ancak aslında kendi kendini yetiştirmiş olmasına rağmen belirli bir sanatsal eğitimden de beslendiğini ifade ediyor.
Vahşi ilham
Paris’teki oktruva bürosundaki görevinden ayrıldıktan sonra, 50. yaş gününe kısa bir süre kala resim yapmaya başlayan Henri Rousseau, ilhamını vahşi hayvan illüstrasyonları içeren albümlerden ve Jardin des Plantes ziyaretlerinden aldı.
Müze, her zaman sanatıyla geçimini sağlamayı hedefleyen Rousseau’nun, Paris sanat sahnesinde kendine özgü bir yer edinmek amacıyla türleri ve teknikleri bilinçli biçimde çeşitlendirdiğini vurguluyor.
Onun tarzı, özellikle “Aç aslan antilopun üzerine atlıyor” gibi eserlerinde görüldüğü üzere, vahşi hayvanların yer aldığı bereketli orman sahneleriyle öne çıkıyor. Şair Guillaume Apollinaire ise bir zamanlar onu “egzotik ressamların en egzotiği” olarak tanımlamıştı.
Müze Direktörü Claire Bernardi, Rousseau’nun eserlerinin özellikle çocuklara hitap ettiğini, çünkü son derece doğrudan bir anlatıma sahip olduğunu belirtiyor. Bernardi, bu çalışmaların günümüzde daha da güçlü ve modern göründüğünü vurgulayarak, “Rüyadan çıkıyor, ama aynı zamanda bize dokunan bir şeyden de besleniyor; rüyalarımızı ve kaygılarımızı oldukça doğrudan yansıtıyor,” ifadelerini kullanıyor.
Sergide ayrıca, New York’taki Museum of Modern Art (MoMA) koleksiyonundan ödünç alınan, sanatçının en önemli ve en gizemli eserlerinden biri kabul edilen “Uyuyan Çingene” de yer alıyor.
ABD'de Rousseau'ya ilgi
ABD’de sanat dünyasının dikkatini erken dönemde çeken Henri Rousseau, özellikle koleksiyoncu Albert C. Barnessayesinde geniş bir tanınırlık kazandı. Bir sanat koleksiyoncusu olan Barnes’ın, Rousseau’nun yaklaşık 50 eserine sahip olduğu ve onun çalışmalarını “çocuk masalının cazibesine sahip, ancak teknik açıdan olgun ve ustaca” sözleriyle tanımladığı belirtiliyor.
Sanatçının eserlerine ilgi gösteren tek isim Barnes değildi. Juliette Degennes, Rousseau’nun ABD’de çok erken fark edildiğini vurgulayarak, ressam Max Weber’in 1910’larda ülkeye dönmesinin ardından düzenlenen sergilerin bu ilgiyi artırdığını ifade ediyor. New York’taki Gallery 291 bu süreçte önemli bir rol oynadı.
Amerikalı koleksiyoncular John Quinn ve Barnes’ın da eserlerine yoğun ilgi gösterdiğini belirten Degennes, Rousseau’nun çalışmalarının kısa sürede kurumların koleksiyonlarına girdiğini söylüyor. Sanatçının “Uyuyan Çingene” tablosunun 1939’da Museum of Modern Art tarafından satın alınması ve 1942’de kendisine adanan büyük monografik sergi, bu erken ilginin önemli göstergeleri arasında yer alıyor. Degennes’e göre, Rousseau’ya yönelik bu ilgi, Amerika’da oldukça erken bir dönemde güçlü bir şekilde ortaya çıktı.