Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Yönetmen Orson Welles’in yarım kalan 'Don Kişot'u arşivden çıkıyor

22 Şubat 1982 tarihli bu arşiv fotoğrafı, sinema oyuncusu ve yönetmeni Orson Welles’i Paris’teki bir basın toplantısı sırasında gösteriyor.
22 Şubat 1982 tarihli bu arşiv fotoğrafı, sinema oyuncusu ve yönetmen Orson Welles'i Paris'teki bir basın toplantısı sırasında gösteriyor. ©  Jacques Langevin / AP
© Jacques Langevin / AP
By Javier Iniguez De Onzono
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Ünlü yönetmen Orson Welles’in 1957’de başlayan ve hiçbir zaman tamamlanamayan 'Don Kişot' projesi, Filmoteca Espanola öncülüğünde Avrupa’daki büyük film arşivlerinin iş birliğiyle yeniden ele alınıyor.

Orson Welles, 1985’te, ölümünden yalnızca birkaç ay önce Arte TV’de yayınlanan bir röportajında şöyle demişti: “Biz sinemacılar, teknolojik açıdan neredeyse tamamen demode olmuş bir şeye kendini adamış bir avuç talihsiziz.”

REKLAM
REKLAM

Bu açıklama, Rönesans İspanyası’nda gözden düşmüş şövalyelik idealine tutunan Alonso Quijano için de söylenebilirdi ve bu benzerlik, Welles’in 'Don Kişot' uyarlamasına neden bu kadar takıntılı biçimde yöneldiğini açıklıyor.

Aradan yaklaşık 40 yıl geçtikten sonra, Filmoteca Espanola öncülüğünde; Cinematheque Française, Cineteca Nazionaleve Münih’teki Filmmuseum München işbirliğiyle yürütülen yeni bir proje, yönetmenin yarım kalmış “Kişot” düşünü yeniden kurmayı hedefliyor. 1957’de Meksika’da başlayan ve otuz yılı aşkın bir süreye yayılan çekimlerden geriye kalan, ancak hiçbir zaman nihai bir versiyona dönüşmeyen dağınık materyaller bir araya getiriliyor.

“Bir restorasyondan söz etmiyoruz,” diye vurguluyor Welles uzmanı tarihçi ve Katalonya Filmoteca’nın eski direktörü Esteve Riambau. “Fikirleri, sürekli değişen, eklenen ve çıkarılan bir filmin yeniden inşasından söz ediyoruz. Hâlâ elimizde her şey var mı, ne eksik, bilmiyoruz.”

Riambau, projeyi Il Cinema Ritrovato kapsamında sunarken, 1915 doğumlu Amerikalı dehanın niyetlerine olabildiğince yaklaşmayı amaçladıklarını söylüyor. “Bu bir belgesel olmayacak; ticari değil, kültürel bir gösterim öngörülüyor,” diyor.

Uzman ayrıca, Welles’in dostu Jesus Franco’nun 1992’de Sevilla Evrensel Sergisi için eldeki yaklaşık 40 bin metrelik film makarası ile yaptığı “Don Quijote de Orson Welles” girişimini de hatırlatıyor.

Orson Welles’in çektiği ‘Don Kişot’ sahnelerinden kareler
Orson Welles’in çektiği ‘Don Kişot’ sahnelerinden kareler Filmoteca Española

Riambau’ya göre bu, “çok hayal kırıklığı yaratan” bir versiyondu; zira mevcut malzeme, İtalya’nın kamu yayıncısı RAI’nin bir belgeseliyle harmanlanmış ve Franco’nun kendi çekimleri, sanki orijinal yapının parçasıymış gibi aralara yerleştirilmişti. Film ayrıca İspanyolcaya yapılan dublajıyla da tartışma yaratmıştı. Oyuncular bazı sahnelerde dudak senkronunu tamamen göz ardı ederek, doğrudan Cervantes’in romanından bölümler okumuş, görüntülerle örtüşmeyen metinler kullanılmıştı.

Bu süreç, Filmoteca Espanola için sinema projesine ikinci kez dahil oluş anlamına geliyor. Franco’nun uyarlaması, dönemin San Sebastian Festivali seçici kurulunda yer alan ve oyuncu Marisa Paredes’in eşi olan, kurumun 1989–2016 yılları arasındaki efsanevi direktörü José María Prado’nun gözetiminde hazırlanmıştı.

2026’nın geri kalanında projeye katılan kurumlar, yaklaşık 2.000 sayfalık özgün senaryoyu ayrıntılı biçimde inceleyerek yeniden kurgulayacak ve eldeki tüm görsel malzemeyi dijital ortama aktaracak. Bu arşiv, yaklaşık 70 bin metre filmden oluşuyor. 2027’de ise mevcut sahneler, alternatif versiyonlar ve yazılı metinler karşılaştırmalı bir analizden geçirilecek.

Riambau, yeniden inşa sürecinde yapay zeka kullanımına ilişkin tutumunu ise net bir şekilde ortaya koyuyor: bu projede yalnızca insan aklı ve insan eli belirleyici olacak.

Wisconsin’den El Toboso’ya: Welles eserini gerçekten bitirmek istedi mi?

Orson Welles’in “Yurttaş Kane”i, alkol bağımlılığıyla mücadele eden ve trafik kazası sonrası fiziksel olarak sakat kalan Herman Mankiewicz’in aceleyle kaleme aldığı senaryo üzerine kurulmuş, doğrusal olmayan yapısı ve başkarakterinin ahlaki çözülüşüyle sinema tarihini kökten değiştiren bir klasik olarak kabul edilir. Welles, kariyeri boyunca yalnızca sinemayı değil, edebiyatın büyük metinlerini de yeniden yorumladı; Dava ve Shakespeare uyarlamaları da bu kapsamda yer aldı.

Welles’in Don Kişot'u beyazperdeye taşıma fikri ise 1957 yılına kadar uzanıyor. Bu proje, sinema tarihinde “lanetli yapımlar” arasında anılıyor. Benzer bir kaderi, Terry Gilliam’ın uzun yıllara yayılan uyarlama girişimi de paylaştı. Gilliam’ın "The Man Who Killed Don Quixote" projesi, neredeyse 20 yıl süren üretim süreci ve sekiz başarısız denemenin ardından 2018’de tamamlanabildi ancak gösterime girdiğinde eleştiriler büyük ölçüde sönük kaldı.

Yine de Terry Gilliam’ın yaşadıkları, Orson Welles’in çabasının yanında gölgede kalır. Welles, sahte hidalgo Don Kişot’un çağdaş maceralarını konu alan vizyonunu 30 yıla yaydı, ancak çekimleri hiçbir zaman tamamlayamadı.

Amerikalı yönetmen, Meksika ile İtalya arasında sürdürdüğü bu serüvende, Franco dönemi İspanya’sı üzerine bir belgesel dizi çekiyormuş gibi bir paravan geliştirdi. Bu sayede RAI’yi ikna ederek İspanya’ya gitti ve romanın doğduğu topraklarda gizli projesine başladı. Bu sahte belgeselin adı “Viaggio nel paese di Don Chisciotte” (“Don Kişot’un Ülkesinde Yolculuk”) idi.

Welles’in, İspanya İç Savaşı yıllarında cumhuriyetçi davaya açık desteği nedeniyle Franco rejimiyle uyumlu bir zeminde çalışması mümkün değildi. Bu nedenle hem resmi otoritelerden hem de diğer yapımcı projelerden bağımsız kalabilmek için çekimlerini sık sık farklı bölgelere taşımak zorunda kaldı.

Buna rağmen bu gelgitlerin Welles’i rahatsız ettiği söylenemez. Kastilya’ya derin bir hayranlık duyan yönetmen, Santa Maria de la Huerta, Calatanazor (Soria), Pedraza (Segovia), Brihuega (Guadalajara) ve Valladolid gibi yerlerde çekimler yaptı. 1960’ta kendisine İspanya’da nerede yaşamak istediği sorulduğunda ise tereddütsüz yanıt verdi: “Avila. İklimi berbat; yazın çok sıcak, kışın çok soğuk. Garip ve trajik bir yer. Neden bu kadar çekici bulduğumu bilmiyorum.”

Esteve Riambau’ya göre projenin yeniden ele alınmasının nedenlerinden biri de Welles’in İspanya’ya duyduğu bu güçlü bağlılık. Welles’in olgunluk dönemindeki sanatsal partneri olan, Zagreb doğumlu yönetmen Oja Kodar de bu süreçte Riambau ile temas kurmuş ve projeye dair arşivlerin önemini vurgulamıştır.

2017’de yaklaşık 50 bin metre negatif film gün yüzüne çıkarıldı. Bunların dijitalleştirilmesi görevi Cineteca Nazionale’ye verildi. Diğer materyaller ise film arşivleri arasında paylaşıldı: Cinematheque Française’de bulunan 35 mm’lik yaklaşık 80 dakikalık pozitif kopyalar ile Filmmuseum München’deki çalışma kopyaları, negatifler, fragmanlar, videolar ve belgeler bunlar arasında.

1966’dan, ana çekimlerin tamamlandığı yıl, Welles’in ölümüne kadar yönetmen, ortaya çıkan sonuçtan defalarca hayal kırıklığına uğrayarak projesine dair fikrini değiştirdi. Jesus Franco’nun şu sözleri bunu destekler nitelikte: “Bana kalırsa Orson ‘Don Kişot’u bitirmek istemiyordu. Onu kendisiyle birlikte yaşayacak bir düş olarak korumak istiyordu.”

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Madrid, Woody Allen'in yeni sinema ilhamı oldu

Tarihi Oxford sineması, kira sözleşmesi yenilenmezse kapanma riskiyle karşılaştı

"The Odyssey", Nolan'a dünya çapında gişe rekoru getirdi