Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Alan Turing'in kısa aşk öyküsü ortaya çıktı: 'Soğuk dahi' imajını sarsacak keşif

Alan Turing, 1936'ta Princeton Üniversitesi'ndeyken.
Alan Turing, 1936'ta Princeton Üniversitesi'ndeyken. ©  Wikimedia Comons
© Wikimedia Comons
By Cagla Uren
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Alan Turing'in bugüne kadar ayrıntılı biçimde incelenmeyen "Pryce's Buoy" adlı altı sayfalık öykü, el yazısıyla kaleme alınmış ve yarım kalmış bir anlatı.

Modern bilgisayar biliminin kurucularından ve yapay zekanın teorik temellerini atan İngiliz matematikçi Alan Turing, tarih kitaplarında çoğunlukla içine kapanık, mantık odaklı ve yalnız bir dahi olarak resmediliyor. Ancak Cambridge Üniversitesi'nden bir akademisyenin gün yüzüne çıkardığı yayımlanmamış kısa öyküsü, Turing'in çok daha farklı bir kişiliğe sahip olduğunu ortaya koyuyor.

REKLAM
REKLAM

King's College Cambridge arşivlerinde saklanan ve bugüne kadar ayrıntılı biçimde incelenmeyen "Pryce's Buoy" adlı altı sayfalık öykü, el yazısıyla kaleme alınmış ve yarım kalmış bir anlatı. Öykü ilk kez çözümlenerek, akademik dergi The Review of English Studies'de yayımlandı.

Araştırmayı yürüten Cambridge Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Prof. Sarah Dillon, bulguların Turing hakkındaki yerleşik algıya meydan okuduğunu söylüyor:

"Alan Turing'i iki boyutlu bir stereotipe indirgedik. Onu sosyal açıdan yetersiz, yalnızca mantık ve sayılarla ilgilenen, içine kapanık biri olarak görüyoruz. Oysa kısa öyküsü bize çok farklı bir insan gösteriyor: Oyuncu, komik, yaramaz, edebiyatla ilgilenen ve cinselliği önemseyen biri."

Kendi tutuklanmasını kurguya dönüştürdü

Dillon'a göre Turing, öyküyü 1952'nin sonlarında ya da 1953'ün başlarında kaleme aldı.

Hikâye, işçi sınıfından Ron Miller ile genç yaşta geliştirdiği "Pryce's Buoy" adlı icadıyla ün kazanmış eşcinsel bilim insanı Alec Pryce arasındaki karşılaşmayı anlatıyor.

Araştırmacıya göre Alec Pryce karakteri doğrudan Alan Turing'i temsil ediyor ve öykü, Turing'in 1951 yılında "ağır ahlaksızlık" suçlamasıyla tutuklanmasına yol açan gerçek cinsel karşılaşmanın kurgusal bir yeniden anlatımı niteliği taşıyor.

Öyküde Noel öncesinde bir parkta karşılaşan iki erkek, birbirlerinin niyetini sessizce anlamaya çalışıyor. Ron, Pryce'ın bakışlarını "Acaba yanlış mı anladım? Hayır... Gizlice bakıyordu. Sadece biraz utangaç" diye yorumlarken, Pryce ise Ron için "Çok yakışıklı değildi ama kendine özgü bir çekiciliği vardı. Dilencilerin seçme şansı olmaz" diye düşünüyor.

Prof. Dillon, "Öyküdeki tereddütleri çok seviyorum. 'Acaba yanlış mı anlıyorum?', 'Fazla mı ileri gidiyorum?', 'Geri çekilebilir miyim?' gibi duyguları son derece başarılı yansıtmış" değerlendirmesinde bulundu.

Hikaye yarım kaldı

Ancak öykü altıncı sayfada, "Ron wouldn't..." ("Ron yapmayacaktı...") sözleriyle yarım kalıyor.

Araştırmacılar, devam sayfalarının kaybolduğunu ya da Turing'in annesi tarafından sansürlenmiş olabileceğini düşünüyor. Bu nedenle hikâyenin nasıl sona erdiği ya da daha açık cinsel içerik içerip içermediği bilinmiyor.

Dillon, "Devamının olduğu çok açık ama ne yazık ki elimizde yok. Geri kalan kısmın nereye gittiğini bilmiyoruz" dedi.

En büyük ilham kaynağı Angus Wilson çıktı

Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri de Turing'in yazarlık üzerindeki en büyük etkisinin, romancı Angus Wilson olduğunun ortaya çıkması oldu.

II. Dünya Savaşı sırasında ikisi de İngiliz şifre çözme merkezi Bletchley Park'ta görev yapan Wilson ve Turing, savaş sonrasında King's College çevresinde tanıştı.

Wilson'ın 1952 yılında yayımlanan ve dönemi için oldukça cesur kabul edilen eşcinsel romanı Hemlock and After'ın Turing üzerinde büyük etki bıraktığı belirlendi.

Prof. Dillon, Turing'in öyküsünün Wilson'ın romanındaki bir bölümü olay örgüsü, anlatım dili ve bakış açısı tekniği bakımından açık biçimde örnek aldığını söyledi.

Ancak Dillon bunun olumsuz bir durum olmadığını vurgulayarak, "Yaratıcı yazmaya başlayan pek çok kişi ilham aldığı yazarı taklit eder. Bu, yazmayı öğrenme sürecinin doğal bir parçasıdır" ifadelerini kullandı.

'Turing'i yeniden değerlendirmeliyiz'

Araştırmaya göre Turing'in öyküsü yalnızca onun edebi yönünü değil, yaşadığı psikolojik süreci de yansıtıyor.

1952 yılında eşcinsel olduğu gerekçesiyle mahkûm edilen Turing, hapis cezası yerine hormon tedavisine zorlanmıştı. İki yıl sonra, 1954'te 41 yaşındayken yaşamına son veren bilim insanı bugün modern bilgisayar bilimi, Enigma şifrelerinin çözülmesi ve yapay zekanın teorik temellerine yaptığı katkılarla anılıyor.

Prof. Dillon, Turing'in edebiyat sevgisinin bilim ve beşeri bilimler arasındaki yapay ayrımı sorgulamaya da katkı sağlayabileceğini belirterek şunları söyledi:

"Bilim ile edebiyatın birbirinin zıddı olduğunu düşünmeyi bırakmalıyız. Pek çok bilim insanı edebiyat okur ve yazar; pek çok edebiyatçı da bilimde oldukça yetkindir. Bu iki alan birbirini tamamlar. Birini diğerinden üstün görmek, hem bireyler hem de toplum için gerekli olan dengeyi kaybetmemize yol açar."

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Guillermo del Toro: 'Pan'in Labirenti' yenilenirken hiç yapay zeka kullanılmadı

Yapay zekâ güvenlik kısıtlamaları, yapay zekâya karşı savunmayı da zorlaştırıyor

ABD'den Çinli yapay zekâ şirketi Moonshot'a suçlama: 'Anthropic'ten fikir çaldı'