Kısa süreli “tek fotoğraflık” ziyaretçiler köylerin altyapısını ve gündelik yaşamını zorlamaya başladı.
Sosyal medyada ünlenen Avrupa’nın küçük köyleri, artan turist baskısıyla baş etmeye çalışıyor. Kilitlenen yollar, “Disney’leşen” turistik noktalar ve hızla eriyen yerel kültür, bu köylerin ortak sorunu haline gelmiş durumda.
Film çekim mekânı olmaları ya da yerel lezzetleriyle viral hâle gelmeleri, bu yerleşimlerin cazibesini artırırken, kısa süreli “tek fotoğraflık” ziyaretçiler köylerin altyapısını ve gündelik yaşamını zorlamaya başladı. Venedik, Dubrovnik ve Barselona gibi aşırı turizmden etkilenen büyük şehirlerde görülen tablo, artık küçük köylere de yansıyor. Yerel halk protestolara yönelirken, yetkililer ziyaretçilere kısıtlamalar getirmeye çalışıyor.
Hallstatt (Avusturya): Masalsı güzelliğinin bedelini ödeyen köy
UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Hallstatt, Alp manzaraları ve antik tuz madenciliği geçmişiyle tanınıyor. “Frozen” filmindeki Arendelle Krallığı’na ilham verdiği düşüncesi ise köyü özellikle Disney hayranlarının uğrak noktası haline getirdi.
700–800 kişilik nüfusa sahip köy, bazı günler 10 bine varan ziyaretçiyi ağırlıyor. Çoğu turist yalnızca göl manzarasında fotoğraf çekip geri dönüyor; geceleme ve yerel harcama sınırlı kalıyor. Yüzlerce tur otobüsü ve araç dar yolları tıkarken, gürültü, özel mülklere izinsiz giriş ve yürüyüş yollarının kapanması günlük hayatı zorlaştırıyor.
Yerel yönetim, seyir noktalarına bariyerler yerleştirirken, araç ve otobüs kotaları getirdi; ancak bu sınırlar sık sık doluyor.
Mont-Saint-Michel (Fransa): Ortaçağ adasında bitmeyen kalabalık
Normandiya’daki Mont-Saint-Michel, eşsiz gelgitleri ve tarihi mimarisiyle her yıl yaklaşık 3 milyon ziyaretçi çekiyor. Sosyal medya paylaşımları ve “Lupin” gibi diziler, ilgiyi daha da artırdı.
Dar Ortaçağ sokakları kalabalıkla dolarken, ulaşım ve altyapı üzerindeki baskı artıyor. Hatıra dükkânları ve uzun kuyruklar, bölgeye “tema parkı” havası verirken, tarihi yapılar da zarar görüyor. Fransız hükümeti, rezervasyon sistemi, ziyaretçi kotası ve turnike uygulamaları gibi önlemleri değerlendiriyor.
Kinderdijk (Hollanda): Yel değirmenleri ve modern kalabalıklar
18. yüzyıldan kalma yel değirmenleriyle bilinen Kinderdijk’te yalnızca 60 kişi yaşıyor. Buna karşın her yıl yaklaşık 600 bin turist, çoğu da kruvaziyer gemileriyle bölgeye geliyor.
Ziyaretçilerin evleri ve bahçeleri fotoğraf fonu gibi kullanması, yerel halkın tepkisine yol açıyor. Otobüs ve karavan yasağı, drone çekimleri için izin şartı gibi önlemler alınsa da köy, mirası korumak için turizm gelirine bağımlı kalmaya devam ediyor.
Pienza (İtalya): Peyniriyle ünlü köyün sessizliği bozuldu
Toskana’daki Pienza, Rönesans şehir planlamasının simgelerinden biri. Ancak günümüzde ziyaretçilerin odağı mimariden çok pecorino peyniri. Günübirlik turistler, yerel ihtiyaçların yerini hediyelik eşya ve peynir dükkânlarının almasına yol açtı.
Aşırı turizm nedeniyle en dikkat çekici değişimlerden biri, turist şikâyetleri sonucu çan kulesinin gece saatlerinde susturulması oldu. Köy henüz Venedik gibi sıkı önlemler uygulamıyor.
Goathland (İngiltere): Harry Potter durağına dönüşen köy
Kuzey Yorkshire’daki Goathland, Harry Potter ve “Heartbeat” dizisi sayesinde popülerleşti. Hogsmeade İstasyonu olarak kullanılan tren istasyonu, yıllar sonra bile ziyaretçi akınına uğruyor.
Dar sokaklar, yetersiz otoparklar ve doğal alanlarda artan kirlilik, köylülerin tepkisini çekiyor. Yerel yönetim, bölge genelinde sürdürülebilir turizm planları hazırlasa da Goathland’a özgü sınırlamalar henüz yok.