Michelin Rehberi’nin 'Yılın Açılışı' ödülüne aday gösterdiği beş yeni otel belli oldu. Venedik’ten Londra’ya uzanan listede üç Avrupa oteli yer alırken, ödülün sahibi 18 Eylül’de açıklanacak.
19. yüzyıldan kalma mini bir şatodan ultra lüks bir otele dönüştürülen eski bir ABD büyükelçiliğine uzanan seçenekleriyle Michelin Rehberi, dünyanın en iyi beş yeni otelini açıkladı.
18 Eylül’de açıklanacak “Yılın Açılışı” ödülüne aday gösterilen beş otelden üçü Avrupa’da bulunuyor.
Bu yıl ikinci kez verilecek ödülün ilk sahibi, 2025’te Tallinn’deki The Burman Hotel olmuştu. Estonya’nın başkentindeki UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Eski Şehir bölgesinde bulunan otel, 17 odasıyla hizmet veriyor.
Michelin Rehberi, 2024’te otellere restoranlardaki Michelin yıldızlarının karşılığı olarak nitelendirilen “Anahtar” sistemini vermeye başladı.
Dünyanın en iyi yeni otelleri
Listeye giren Avrupa otelleri Venedik, Lüksemburg ve Londra’da bulunuyor.
Airelles Palladio Venice, Venedik’in kalabalığından uzaklaşmak isteyenlere sakin bir kaçış sunuyor. Giudecca Adası’nda, San Marco Meydanı’nın tam karşısında yer alan otel, konumuyla da etkileyici manzaralar vadediyor.
Otel, farklı dönemlere ait dört tarihi yapıdan oluşuyor: 1561’e uzanan Palladio, 1677 tarihli eski aristokrat akademisi Villa Froll, soylu dullar için sığınak olarak kullanılan Conventino ve Santa Maria della Presentazione Kilisesi.
Michelin müfettişleri otelin yeme-içme seçeneklerini de özellikle öne çıkarıyor. Tesiste Jean-Georges Vongerichten, Nobu Matsuhisa ve Norbert Niederkofler imzalı restoran ve barlar bulunuyor.
Lüksemburg Şehri’ni temsilen listeye giren Villa Petrusse, 1880’de mimar Pierre Kemp tarafından tasarlandı. İç mekânları ise iç mimar Tristan Auer tarafından, yapının dönemin atmosferini yansıtacak şekilde yeniden düzenlendi.
Otelin restoranlarından Le Lys, şimdiden Michelin yıldızına layık görüldü.
Londra’daki ABD Büyükelçiliği’nin 2018’de Nine Elms’teki yeni binasına taşınmasının ardından, Grosvenor Square’deki 24-31 numaralı tarihi yapı The Chancery Rosewood adıyla yeniden hayat buldu.
İngiliz mimar Sir David Chipperfield tarafından restore edilen ve ikinci derece koruma statüsündeki yapı, artık tamamen süitlerden oluşan bir otel olarak hizmet veriyor. Otelin bünyesinde 700’ü aşkın sanat eserinin yer aldığı koleksiyon, Avrupa’daki bir otelde bulunan en büyük sanat koleksiyonu olma özelliğini taşıyor.
Yeme-içme seçenekleriyle de öne çıkan otelde konuklar, Carbone’un Avrupa’daki ilk şubesinde yemek yiyebiliyor; SERRA’da Güney Akdeniz mutfağının, TOBI MASA’da ise Masayoshi “Masa” Takayama’nın imza yemeklerinin tadını çıkarabiliyor. JACQUELINE’de ise baş pasta şefi Marius Dufay’ın hazırladığı çay ve tatlılar servis ediliyor.
Michelin’in Yılın Açılışı Ödülü’ne aday oteller
- Airelles Palladio Venice, İtalya
- Capella Kyoto, Japonya
- Villa Petrusse, Lüksemburg Şehri, Lüksemburg
- The Chancery Rosewood, Londra, İngiltere
- One&Only Moonlight Basin, Big Sky, ABD