Bir zamanlar yatılı okula dönüştürülmüş 16. yüzyıldan kalma bir villada yer alan Collegio Alla Querce, Auberge Collection, Toskana kırsalına ve tarihi şehir merkezine bakıyor.
Amerikan erkek dergisi Esquire, 2026 yılına yönelik dünyanın en iyi yeni otelleri (kaynak İngilizce) listesini açıkladı; listenin zirvesinde ise Floransa’daki bir otel yer aldı.
Auberge Collection bünyesindeki Collegio Alla Querce, Mart 2025’te kapılarını açmasına rağmen yılın oteli seçildi.
16. yüzyılda bir villa olarak inşa edilen Collegio Alla Querce, bugün yerinde yükselen 83 odalı otele dönüştürülmeden önce uzun süre yatılı okul olarak hizmet verdi.
Yamaçta konumlanan otel, kentin UNESCO listesinde yer alan tarihi merkezine ve Toskana kırsalına hâkim manzaralar sunuyor.
“Buralar son derece sakin; kenti istila eden yaz turisti kalabalıklarından kilometrelerce uzakta hissediyorsunuz” diye yazdı Esquire’ın genel yayın yönetmeni Michael Sebastian otelle ilgili.
“Yine de Floransanın merkezi bir o kadar yakın. Collegio alla Querce, insanın kendini evinde hissettiği, ayrılmak istemediği otellerden biri.”
Collegio Alla Querce, Auberge Collection’da misafirleri neler bekliyor
Bina, özgün karakteri korunarak çağdaş bir otele dönüştürülmesi için mimarlık ofisi Esteva i Esteva’ya emanet edildi ve her odada yapının geçmişine göndermeler bulunuyor.
El boyaması freskler restore edilmiş, mekânın tamamında kasetli ahşap tavanlar kullanılmış. Eski müdür odasında yer alan otel barı ise, kimyadan yararlanarak özgün karışımlar hazırlayan kokteylleriyle okulun müfredatına selam çakıyor.
Tesisin diğer restoranları arasında, mevsimsel İtalyan klasiklerine odaklanan La Gamella ile havuz kenarındaki Café Focolare yer alıyor; burada pizzalar, makarnalar ve elbette Floransa’nın en ünlü sandviçine getirilen özgün yorumlar sunuluyor.
Konuklar, zeytin ve Sicilya’da yetişen bitkilerden üretilen Furtuna Skin ürünlerinin kullanıldığı otel spası Aelia’da rahatlayabiliyor.
Avrupa’nın en iyi yeni otelleri
Collegio Alla Querce’nin yanı sıra, listedeki 43 otelin 13’ü Avrupa’da bulunuyor; Londra, Paris, Barselona ve Floransa’nın her birinde ikişer otel yer alıyor.
Birleşik Krallık başkentine gidenler, Earl’s Court’taki sakin konumuyla övgü alan Templeton Garden’a ve Fitzrovia’daki The Newman’a göz atmak isteyebilir; The Newman “hem şehir karmaşasından mükemmel bir kaçış noktası hem de kenti iyi tanıyanlar için ideal bir çıkış üssü” olarak tanımlanıyor.
Paris cephesinde, Experimental Marais kentin en trend semtinde yer alırken, Japon minimalizmi ile Fransız modernizmini harmanlayan tasarımı sayesinde La Fondation mutlaka konaklanması gereken adresler arasında gösteriliyor.
Barselona’da, eski Gran Hotel La Florida, bugünkü adıyla Mett Barcelona, “hem bir destinasyon oteli hem de şehir içi resort niteliğinde” olarak niteleniyor; SLS ise etrafında dinlenebileceğiniz dört ayrı havuza sahip.
İngiliz otel zinciri The Hoxton’un Floransa’daki ilk açılışı büyük ses getirirken, Zefiro Rooftop’tan Duomo manzarası sunan W Florence da aynı şekilde beğeni topladı.