Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor
Fransa'nın güneyinde Port-la-Nouvelle'de balıkçıların avladığı deniz canlılarından bir kare.
Fransa'nın güneyinde Port-la-Nouvelle'de balıkçıların avladığı deniz canlılarından bir kare.   -   ©  AFP

'Mavi gıda' nedir? Mavi gıda devrimi çevreyi kirletmeden Dünya'daki yiyecek sorununu çözebilir mi?

Dünya'da küresel ısınma ve çevre kirliliğinin sebep olduğu hastalıklar sonucu her sene milyonlarca insan hayatını kaybediyor.

Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO-DSÖ) göre dünyada her 10 kişiden 9'u kirli hava soluyor ve her sene 7 milyonu aşkın kişi hava kirliliği sebebiyle yaşamını yitiriyor.

Havanın kirlendiği gerçeğini herkes kabul etse de, insan sağlığını etkileyen en önemli sorunların başında toprak ve deniz kirliliği geliyor. Zira yiyip içtiğimiz tüm gıdaları, topraktan ya da deniz ve okyanuslardan elde ediyoruz.

ABD'nin prestijli üniversitelerinden Stanford ve İsveç'teki Stockholm Üniversitesi çerçevesindeki 25 kurum ve 100 bilim insanının yaptığı 5 farklı araştırmaya göre, Dünya'daki sağlıklı ve temiz gıda sorununu çözmek ilaçsız tarımla birlikte, doğal deniz ürünlerine bağlı.

İngilizce "Blue Food" tabiri dilimize en basit haliyle "mavi gıda" şeklinde çevrilebilir. Mavi gıda aslında deniz ve okyanuslardan elde edilen balık, yosun bazlı ürünler, ahtapot ve kabuklu deniz canlılarına verilen genel bir ad.

Mavi Gıda Değerlendirme Kurumu (Blue Food Assessment- BFA) 100 bilim insanıyla yaptığı söz konusu araştırmalarla dünyadaki iklim değişikliği ile yetersiz ve sağlıksız beslenme sorununu ortadan kaldırmak için su kaynaklarının korunması gerektiğinin altını çiziyor.

Akademik tıp dergisi The Nature'da yayımlanan çalışmaya Stockholm merkezli kar amacı gütmeyen start-up şirket EAT de destek verdi. EAT, bilimsel veriler kullanılarak yaptığı çalışmalarla dünyada tüketilen besinleri ve besin zincirini daha sağlıklı hale getirmeyi amaçlıyor.

Pixabay
Alabalıktaki omega-3 oranı tavuktan 19 kat daha fazla.Pixabay

Mavi gıda, 166 milyon yetersiz beslenme vakasını ortadan kaldırabilir

EAT'in verilerine göre şu anda tüketilen mavi gıdalara olan talep (deniz canlıları) 2050 yılına kadar 2 kat artacak. Bu da, sürdürülebilir bir gıda zinciri için geleneksel avlanma yöntemlerinden ziyade, balık çiftliklerinin geliştirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Yapılan 5 farklı bilimsel araştırmaya göre, su ürünleri yetiştiriciliği alanında kullanılan geliştirildiği taktirde, yıllık mavi gıda üretimi yüzde 8 oranında artırılabilir. Bu da, 13.6 milyon ton mavi gıdanın sofralarımıza gelmesi anlamına geliyor.

Bilim insanları mavi gıda üretiminde gerekli yatırımlar yapıldığı taktirde dünya genelindeki toplumlarda özellikle de düşük gelir grubunda görülen 166 milyon besin eksikliği vakasının azalacağını ifade ediyor.

Alabalık, tavuğa kıyasla 19 kat omega-3 yağ asidi içeriyor. İstiridye ve midyeyse yine beyaz ete kıyasla B-12 bakımından 76 kat daha zengin.

Kaliforniya Üniversitesi Santa Barbara Çevre Bilim Yönetimi Deniz Ekoloğü Ben Halpern, söz konusu çalışmalarıyla deniz canlılarıyla alakalı daha önce yapılan yüzlerce araştırma verilerini bir araya getirdiklerini ifade ediyor.

Halpern, mavi gıda üretiminin topraklı tarıma kıyasla iyi bir noktada olduğunu belirterek, deniz canlılarının besin değerleriyle alakalı ezber bozan bazı verilere dikkati çekiyor.

Alabalıktaki omega-3 oranı tavuktan 19 kat fazla

Araştırmalara göre, alabalık tavuğa kıyasla 19 kat omega-3 yağ asidi içeriyor. Temiz sularda yetişen istiridye ve midyeyse yine beyaz ete kıyasla B-12 bakımından 76 kat, ve demir bakımından 5 kat daha zengin. Sazan balığında bulunan kalsiyum oranıysa tavuğa kıyasla 9 kat daha fazla.

Halpern'e göre mavi gıda üretiminde maliyet düşürülüp dünya genelinde daha yaygın hale getirilirse, kırmızı et, tavuk eti ve diğer süt ve süt ürünlerinden deniz ürünlerine büyük bir geçiş yaşanabilir.

"Mavi gıdanın dünyadaki yetersiz beslenme sorununu çözebilecek potansiyele sahip olduğunu anladık. Bunu ilk kez kapsamlı bir araştırmayla ispatladık ve bu çok heyecan verici bir gelişme."

Canva
Dünya genelinde 100 milyon kişi balıkçılıkla uğraşıyor ve 1 milyar insan bu sayede karnını doyuruyor.Canva

Dünya genelinde balıkçıların yüzde 32'si aşırı avlanıyor

Sağlıklı mavi gıda üretimi gelecekte daha fazla önem kazanacağa benziyor ancak Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) okyanus ve denizlerde yapılan aşırı avlanmanın su altındaki vahşi hayatı tehdit ettiği konusunda uyarıda bulunuyor.

WWF yaptığı açıklamada, deniz canlılarının avlanmasında bir sorun olmadığını ancak birçok dev balıkçılık firmasının, balıkların kendi nüfusunu yenilemeden aşırı avlanmaya kaçtığını ifade ediyor.

2020 yılı Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre dünyadaki balıkçılık sektörü yüzde 32 oranda aşırı avlanma gerçekleştiriyor. Bunun yanında iklim değişikliği, mavi gıda üretimi ve daha çok mavi gıda tüketen bölgelerde yaşayan kişilerin hayatları için risk oluşturuyor.

Mavi gıda yetiştiriciliği karada yapılan besiciliğe kıyasla daha az sera gazı yayar, daha az su kirliliği yaratır ve daha az toprak ve su kaynağı kullanır.
Dr. Richard Newton

Dünya genelinde yaklaşık 100 milyon insan geçimini mavi gıda yetiştiriciliğinden kazanıyor. Bu kişiler yaklaşık 2 bin 500 farklı tür balık, kabuklu deniz ürünü, deniz bitkisi ve algleri yakalıyor ya da yetiştiriyor. Dünyada 1 milyarı aşkın insan, bu sektör sayesinde karnını doyuruyor. Bunun yanında küresel ısınmaya karşı en savunmasız insanlar, mavi gıda üreten kesim.

Somon ve sazan balığı yetiştiriciliğinin doğaya bıraktığı izler çok az

BFA'nın çalışmasında dikkat çeken ayrıntılardan biri de somon, tilapya (tilapia), yayın balığı ve sazan gibi deniz canlılarını yetiştirmek, tıpkı tavuk yetiştiriciliği gibi karada doğaya en az zarar veren hayvansal üretimlerden biri olduğunu gösteriyor.

Çalışmada yer alan araştırmacılardan Dr. Richard Newton, "Mavi gıda yetiştiriciliği karada yapılan besiciliğe kıyasla daha az sera gazı yayar, daha az su kirliliği yaratır ve daha az toprak ve su kaynağı kullanır." diyor.

Dr. Newton ekliyor, "Mavi gıdanın doğada yol açacağı olumsuz etkileri azaltmak mümkün. Beslenmemizi değiştirip daha az kirliliğe sebep olan türleri tüketmeye yönelebiliriz."