Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Nehirlerdeki antibiyotik kirliliği yeni bir salgına neden olabilir | Araştırma

Yeni bir araştırmaya göre nehirlerdeki ilaç kirliliği çevre ve insan sağlığı için tehlikeli boyutlara ulaştı
Yeni bir araştırmaya göre nehirlerdeki ilaç kirliliği çevre ve insan sağlığı için tehlikeli boyutlara ulaştı   -   ©  Ron Harris/Copyright 2022 The Associated Press. All rights reserved.
 Euronews

Yeni bir araştırma dünyadaki her dört nehirden birinde çevre ve insan sağlığını tehdit eden boyutlarda ilaç kirliliği yaşandığını ortaya koydu. Uzmanlar özellikle sulara karışan antibiyotiklerin insan sağlığına büyük tehlike oluşturabileceğine dikkat çekiyor.

Araştırma bu alanda yapılan ilk gerçek anlamda küresel çalışma olarak kabul ediliyor. Çalışmada bilim insanları bütün kıtalardan toplam 104 ülkede 258 nehir üzerindeki binlerce alanda 61 aktif ilaç maddesinin yoğunluğunu ölçtü.

PNAS'ta yayımlanan çalşmaya göre dünya üzerinde yalnızca iki yerde; İzlanda'da ve Venezuela'da ilaç kullanmayan yerlilerin yaşadığı Yanomami köyünün yakınlarındaki su kaynaklarında ilaç kirliliğine rastlanmadı.

Yaklaşık 20 yıldır ilaçların bir şekilde sulara karıştığını ve bunun yaşayan organizmaların biyolojisine etki edebileceğini bildiklerini belirten araştırma ekibinin başındaki Dr John Wilkinson önceki çalışmalardaki verilerin daha çok Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Çin'e odaklanmasından dolayı sorunun küresel boyutu hakkında bu çalışmaya kadar yeterince bilgi sahibi olmadıklarına dikkat çekiyor.

En kirli nehirler hangi şehirlerden geçiyor?

Araştırmaya göre aktif ilaç maddesi açısından en yoğun kümülatif kirlilik Pakistan'ın Lahor kentinde gözlendi. İkinci sırada Bolivya'nın La Paz, üçüncü sırada ise Etiyopya'nın Addis Ababa kenti yer aldı. La Paz'dan geçen Seke nehri hem arıtılmamış kanalizasyon atığı hem de nehir yatağının çevresine bırakılan çöpler sonucu kirlilik oranı en yüksek çalışma alanı olarak tespit edildi.

Avrupa'daki ise en yoğun kümülatif kirlilik Madrid'de ölçüldü. Madrid küresel sıralamada da ilk yüzde 10 içinde yer aldı. İskoçya'nın Glasgow kenti de küresel sıralamada listenin ilk yüzde 20'lik bölümüne yerleşti.

Çalışmada ülkenin sosyoekonomik durumu ile nehirlerindeki yüksek ilaç kirliliği arasında güçlü bir bağ olduğu ortaya çıktı. Bu açıdan en kötü etkilenen ülkeler Hindistan ve Nijerya gibi düşük e orta gelirli ülkeler oldu. Araştırmacılar bu durumun sebebinin bu ülkelerde halkın ilaç satın alma gücü olmasına rağmen ilaçları filtreleyebilecek pahalı kanalizasyon sistemlerinin olmamamasından kaynaklandığını düşünüyor.

Araştırmada kirliliği sebebi olarak tespit edilen bir başka durum da ilaç fabrikalarının kimyasal maddelerin nehirlere sızması. Örneğin Bangladeş'te bir ilaç fabrikasından geçen nehrin aşağı kesiminden alınan numunelerde antibiyotik metronidazol oranının güvenli kabul edilen seviyenin 300 kat üzerinde olduğu tespit edildi. Bu, çalışmada tespit edilen en büyük güvenlik ihlali.

Antibiyotik kirliliği yeni bir salgını tetikleyebilir

Geçen ay yayımlanan kapsamlı bir çalışmada 2019 yılında 1 milyon 270 binden fazla kişinin doğrudan antibiyotik direncine bağlı bakteriyel enfeksiyonlar sonucu hayatını kaybettiğini ortaya koymuştu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Birleşmiş Milletler'e göre su yollarına sızan antibiyotikler bakterilerin antimikrobiyal direnç kazanmasına sebep olabiliyor.

Antimikrobiyal direnç durumunda kullanılan antibiyotik içerikli ilaçlar hastalığa neden olan bakterilere karşı etkisiz kalıyor ve hastanın iyileşmesinin önüne engel oluşturabiliyor. Uzmanlar kısaca AMD olarak bilinen antimikrobiyal direncin gelecekte yeni bir salgına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Çalışmaya göre yüksek ilaç kirliliği gözlenen Güney Asya ve Sahra altı Afrika ülkelerinde antimikrobiyal direncin de yüksek olması dikkat çekiyor.

En çok hangi ilaçlar bulundu?

Araştırmada en fazla tespit edilen aktif ilaç maddelerinin başında karbamazepin geliyor. Bazı epilepsi türlerinin tedavisinde kullanılan ilacın çözünmesi zaman alıyor. Bu ilacı bir diyabet ilacı olan metformin ve kafein izliyor. Araştırmacılara göre nehirlere bulunan kafein içeceklerden olduğu kadar ilaçlardan da geliyor. Bu üç ilacın araştırma sahalarının yarısından fazlasında göüldüğü belirtiliyor.

Bir aktif ilaç maddesinin yoğunluğunun yüzde 25.7'yi aşması halinde sdaki hayat için tehlikeli olmaya başlıyor. Biyolojik olarak aktif bu bileşenler erkek balıkları dişiye çevirebiliyor, üremeyi bozuyor ve hayvanların kalp atışını bile değiştirebiliyor.

Tespit edilen bir diğer tehlikeli yoğunluk da beta bloklayıcı propranolol ve alerjilere karşı kullanılan loratadin adlı antihistamin. Ayrıca citalopram ve venflafaksin gibi antidepresanlar da Antarktika dışındaki bütün kıtalarda bulunudu.

Araştırmacılar çevredeki ilaç ve kimyasalların daha dikkatliincelenmesiyle bu kiletenlerin yaratabileceği olumsuz etkilerin azaltılması için stratejiler geliştirilmesini umuyor.