Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Uzmandan uyarı: 'Asperger' hakkında en yaygın yanlış inanış ne?

Asperger
Asperger ©  AP
© AP
By Buse Keskin
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Koç Üniversitesi Hastanesi'nden Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Doktor Herdem Aslan Genç, eski tanımlamanın kullanılmaya devam etmesi ve otizme ilişkin yanlış inanışların doğru tanıyı geciktirebildiğini söylüyor.

Toplumda uzun yıllardır "Asperger sendromu" olarak bilinen durum, günümüzde bağımsız bir tanı olarak kabul edilmiyor. Buna rağmen eski tanımlamanın kullanılmaya devam etmesi ve otizme ilişkin yaygın yanlış inanışlar, birçok çocuk ve yetişkinin doğru zamanda tanı almasını geciktirebiliyor.

REKLAM
REKLAM

Koç Üniversitesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Doktor Herdem Aslan Genç, güncel tıbbi yaklaşımın bireyleri "otizm spektrum bozukluğu" kapsamında değerlendirdiğini belirterek, yanlış algıların eğitimden iş hayatına kadar birçok alanda olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade ediyor.

Genç, Asperger sendromunun 2013'te DSM-5, 2019'da ise ICD-11 sınıflandırmalarıyla bağımsız bir tanı kategorisi olmaktan çıkarıldığını hatırlatıyor.

'Yüksek işlevli' ifadesi yanıltıcı olabilir

Uzmanlara göre toplumdaki en yaygın yanlış inanışlardan biri de "yüksek işlevli" veya "hafif otizm" tanımlamaları.

Genç, zekâ düzeyinin tek başına günlük yaşam becerilerini belirlemediğini vurgulayarak, akademik açıdan başarılı görünen birçok kişinin sosyal ilişkilerde, bağımsız yaşamda ve günlük işlevlerini yerine getirmede ciddi güçlükler yaşayabildiğini söylüyor.

Belirtiler çocuklukta gözden kaçabiliyor

Bu gruptaki çocuklarda dil gelişimi çoğu zaman normal, hatta akranlarının ilerisinde olabiliyor. Bu nedenle aileler gelişimsel farklılıkları erken dönemde fark etmeyebiliyor.

Ancak güçlük, konuşmanın kendisinden çok sosyal iletişimde ortaya çıkıyor. İmaları anlamakta zorlanma, karşılıklı sohbeti sürdürememe, tek yönlü konuşmalar, rutin değişikliklerine aşırı tepki verme ve belirli ilgi alanlarına yoğunlaşma öne çıkan belirtiler arasında yer alıyor.

Etiketli kıyafetlerden rahatsız olma, yüksek seslere aşırı tepki verme veya belirli yiyecek dokularını reddetme gibi duyusal hassasiyetler de erken dönemde görülebiliyor.

Yetişkin tanıları neden artıyor?

Genç'e göre yetişkinlikte otizm spektrum bozukluğu tanısı alan kişi sayısındaki artış, hastalığın daha yaygın hale gelmesinden değil, farkındalığın yükselmesinden kaynaklanıyor.

Çocukluk döneminde tanı alamayan birçok kişi yıllarca depresyon, kaygı bozukluğu veya tükenmişlik gibi farklı tanılarla takip edilebiliyor.

Bazı bireyler ise çocuklarına tanı konulmasının ardından kendi çocukluk öykülerini yeniden değerlendirerek tanı sürecine başvuruyor. Genç, doğru tanının kişinin kendisini anlaması ve uygun desteğe ulaşması açısından önemli olduğunu belirtiyor.

Kadınlarda tanı almak daha güç olabiliyor

Son yıllarda kadınlarda otizmin farklı belirtiler gösterdiğinin daha iyi anlaşılmaya başlandığını söyleyen Genç, kız çocuklarının sosyal davranışları taklit ederek belirtileri uzun süre gizleyebildiğini ifade ediyor.

"Maskeleme" olarak tanımlanan bu davranışın zamanla yoğun yorgunluk, tükenmişlik, kimlik karmaşası ve ruh sağlığı sorunlarına yol açabileceğini belirten Genç, bu nedenle kadınlarda otizmin depresyon, kaygı bozukluğu veya yeme bozukluğu gibi farklı tanılarla karıştırılabildiğini söylüyor.

'Kişilik özelliği' sanılan davranışlara dikkat

Genç, ailelerin, öğretmenlerin ve işverenlerin bazı davranışları yalnızca "utangaçlık", "inatçılık" ya da "asosyallik" olarak değerlendirmemesi gerektiğini vurguluyor.

Sosyal ipuçlarını anlamakta zorlanma, tek yönlü iletişim kurma, ani değişikliklere yoğun tepki verme ve duyusal hassasiyetlerin uzmanlar tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Genç, iş hayatında yazılı ve açık talimatlar, öngörülebilir çalışma düzeni ve uygun çalışma ortamı gibi küçük düzenlemelerin önemli fark yaratabileceğini ifade ediyor.

Tanı klinik değerlendirmeyle konuluyor

Otizm spektrum bozukluğu kan testi veya görüntüleme yöntemleriyle teşhis edilemiyor.

Genç, tanının ayrıntılı gelişim öyküsü, klinik değerlendirme ve farklı kaynaklardan elde edilen bilgiler doğrultusunda konulduğunu belirtiyor.

Tanı sürecinde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), sosyal kaygı bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ve bazı kişilik bozukluklarıyla ayırıcı tanının dikkatle yapılması gerektiğini de ekliyor.

Erken destek yaşam kalitesini artırıyor

Genç'e göre erken tanı alan ve uygun şekilde desteklenen bireylerde akademik başarı artıyor, ruh sağlığı güçleniyor ve sosyal yaşama katılım belirgin biçimde iyileşiyor.

Uzmanlar, amacın bireyi değiştirmek değil; güçlü yönlerini destekleyerek eğitim, sosyal yaşam ve çalışma koşullarını ihtiyaçlarına uygun hale getirmek olduğunu vurguluyor. Bu nedenle ailelerin ve eğitimcilerin erken belirtileri fark ederek vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesine başvurması öneriliyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Aşırı sıcaklar evcil hayvanlar için de tehlikeli: Nelere dikkat edilmeli?

Araştırma: İnsan ömrü uzadı ama sağlık durumu aynı oranda düzelmedi

Sıcak havada rahat uyumanın 8 bilimsel yolu