Paris’te kamusal alanda kalıcı eseri bulunan tek Türk sanatçı olan Sağbil, bu gelişmeyi 'bir sanatçı için en onurlu ve tatmin edici anlardan biri' olarak nitelendirdi.
Türk heykel sanatçısı Cem Sağbil’in “Hemera” ve “Ay Tutan Adam” adlı eserleri, üç yıllık geçici sergileme sürecinin ardından Paris 10. Bölge Belediyesi tarafından kentin kalıcı sanat koleksiyonuna dâhil edildi. Paris’te kamusal alanda kalıcı eseri bulunan tek Türk sanatçı olan Sağbil, bu gelişmeyi “bir sanatçı için en onurlu ve tatmin edici anlardan biri” olarak tanımlıyor.
Sağbil, Euronews Türkçe'ye yaptığı açıklamada, kamusal alanda kalıcı olmanın “bir eserin hem kabul gördüğünü hem de yaşamın bir parçası hâline geldiğini gösterdiğini” söyledi.
'Halkın ilgisi süreci kalıcılaştırdı'
Üç yıllık geçici sergilemenin ardından kalıcılığa giden süreç, Parislilerin eserlerle kurduğu bağla şekillenmiş. Sağbil, “O bölgede yaşayan insanların olumlu tepkileri bu kararı çok etkiledi,” diyor. Sanatçının aktardığına göre, kültür-sanat alanında önemli projelere imza atan Gaye Petek’in önerisiyle Paris 10. Bölge Belediye Başkanı Alexandra Cordebard bu projeyi kalıcı hâle getirdi.
Sanatçı, iki eserinin birbirine karşıt ama aynı zamanda tamamlayıcı bir diyalog kurduğunu söylüyor: “Bu heykeller arasında çatışmadan çok bir denge var. Yan yana geldiklerinde anlamlarını güçlendiriyorlar.”
Sağbil’in eserlerinde sıkça görülen kadın-erkek, gün-gece, yaşam-ölüm gibi zıtlıklar da bu yaklaşımın bir uzantısı. Sanatçı, “Doğada mutlak bir denge yok, harmoni var,” diyor. “Bu karşıtlıklardan biri olmazsa diğeri de anlamını yitiriyor. Sanırım bu temalar üzerinde her zaman çalışacağım.”
'Paris’in kültürel zenginliğine küçük bir katkı'
Paris’in sanat tarihinde kamusal heykellerle özdeşleştiğini hatırlatan Sağbil, eserlerinin bu kentin dokusuna yerleşmesini “çok değerli” buluyor. “Paris’in güçlü kültürel yapısına küçük de olsa bir katkı sunmak, bu zenginliğin parçası olmak benim için büyük mutluluk.”
Sanatçı, Paris’te kalıcı eseri bulunan tek Türk olarak bu durumu bir sorumluluk olarak görüyor. “Sanat, bir ülkenin dünyaya kendini tanıtma biçimlerinden biridir. Bu temsil görevini taşımaktan büyük memnuniyet duyuyorum.”
Paris’in göçmen ve çok kültürlü yapısına değinen Sağbil, eserlerinin bu ortamda duygularla mantığın bir arada var olduğu bir uyum yakaladığını söylüyor. “Bu çeşitliliğin içinde heykellerimin karşılık bulması benim için çok anlamlı.”
Türkiye ve Avrupa’daki kamusal alan sanatı anlayışını da değerlendiren Sağbil, kamusal heykellerin genellikle üretildikleri dönemin politik iklimini yansıttığını belirtiyor. “Avrupa’da politik dil artık daha yumuşak, bu da kamusal sanata doğrudan yansıyor.”
Paris’teki başarısının ardından başka kentlerde de kalıcı eserler üretme olasılığını değerlendiren Sağbil, “Konuştuğumuz dil aynı olursa, neden olmasın,” diyerek geleceğe açık bir mesaj veriyor.