Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Sahra Çölü'nde bulunan 7 bin yıllık mumyalar, bilinmeyen bir insan soyuna ait

Takarkori sığınağı.
Takarkori sığınağı. ©  Roma Sapienza Üniversitesi
© Roma Sapienza Üniversitesi
By Cagla Uren
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Yeni bir araştırma, Sahra Çölü'nde bulunan 7 bin yıllık iki mumyanın, insanlık soy ağacında daha önceden bilinmeyen bir dala ait olduğunu ortaya koydu.

Bugün dünyanın en kurak ve yaşaması en zor bölgelerinden biri olan Sahra Çölü’nün, binlerce yıl önce tam tersi bir yer olduğu uzun süredir biliniyor.

Yaklaşık 14 bin 800 ile 5 bin 500 yıl önce, “Afrika Nemli Dönemi” olarak bilinen süreçte Sahra Çölü bugünkü gibi bir kum denizi değildi. Aksine, göllerin, otlakların ve savanların bulunduğu; tarım ve hayvancılığa elverişli, insan yerleşimlerinin olduğu bir bölgeydi.

Yeni bir genetik araştırma ise bu “Yeşil Sahra” döneminde yaşamış gizemli bir topluluğun, Afrika tarihine dair yerleşik kabulleri sarsabileceğini düşündürüyor. Bu dönemde, bugünkü Libya’nın güneybatısında yaşayan bir topluluğun genetik yapısı, araştırmacılar için beklenmedik bir tablo sunuyor.

Araştırma, Sahra Çölü'ndeki Takarkori kaya sığınağında bulunan 7 bin yıllık iki mumyanın, insanlık soy ağacında daha önceden bilinmeyen bir dala ait olduğunu ortaya koydu.

Modern insana benzemiyor

Araştırmaya göre iki birey de kadın ve bilim insanlarının “hayalet popülasyon” olarak adlandırdığı bir topluluğa mensup. Bu terim, varlığı bugüne kadar yalnızca modern insanlarda görülen zayıf genetik izlerden tahmin edilen, ancak fiziksel kalıntıları hiç bulunmamış insan grupları için kullanılıyor.

Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nden arkeogenetikçi Nada Salem liderliğindeki ekip, Takarkori kaya sığınağında bulunan ve doğal yollarla korunmuş 7 bin yıllık iki Neolitik kadın çoban mumyasının DNA’sını inceledi. Kurak iklim nedeniyle Sahra’da genetik materyalin korunması oldukça zor olsa da, elde edilen parçalı DNA antik nüfuslara dair önemli ipuçları verdi.

Araştırmacılara göre Takarkori bireylerinin genetik kökeni, bugüne kadar bilinmeyen ve Sahra-altı Afrika topluluklarından çok erken bir dönemde ayrılmış Kuzey Afrika kökenli bir soy hattına dayanıyor. Analizler, Takarkori halkının atalarının, Sahra-altı Afrika’daki insan topluluklarından yaklaşık 50 bin yıl önce ayrıldığını gösteriyor. Bu dönem, modern insanların Afrika dışına yayılmaya başladığı zamanla örtüşüyor.

Saygın bilim dergisi Nature’da yayımlanan makale, Takarkori halkının Fas’taki Taforalt Mağarası’nda yaşamış 15 bin yıllık avcı-toplayıcılarla yakın akraba olduğunu da gösterdi. Her iki grubun Sahra-altı Afrika topluluklarına olan genetik mesafesi benzer. Bu durum, o dönemde Kuzey Afrika ile Sahra-altı Afrika arasında sınırlı genetik etkileşim yaşandığını düşündürüyor.

Neandertal genleri

İlginç olan bir diğer nokta ise Neandertal genleri. Taforalt insanlarının, Afrika dışındaki modern insanların yaklaşık yarısı kadar Neandertal DNA’sına sahip olduğu bilinirken, Takarkori bireylerinde bu oran 10 kat daha düşük. Buna rağmen, Takarkori halkı yine de aynı dönemde yaşamış Sahra-altı Afrikalı topluluklardan daha fazla Neandertal genetik izi taşıyor.

Araştırmacılar, Takarkori’nin Neandertallerle doğrudan temasının sınırlı olduğunu, ancak bölgedeki diğer gruplara kıyasla daha fazla dolaylı etkileşim yaşamış olabileceğini belirtiyor.

Ayrıca Levant’tan gelen çiftçilerle sınırlı bir genetik karışıma dair izler de tespit edildi. Bunun dışında Takarkori topluluğunun genetik açıdan büyük ölçüde izole kaldığı görülüyor.

Tarım ve hayvancılığın yayılışı

Bu bulgular, Yeşil Sahra döneminde tarım ve hayvancılığın yayılmasına dair yeni bir yorumu da beraberinde getiriyor. Uzun süre bu uygulamaların bölgeye insan göçleriyle taşındığı düşünülüyordu.

Ancak Salem ve ekibi, farklı bir senaryo öneriyor. Araştırmaya göre çobanlık ve tarım, büyük nüfus hareketlerinden ziyade kültürel etkileşim yoluyla yayıldı. Takarkori halkının ataları, hayvanların evcilleştirilmesinden önce yaşamış avcı-toplayıcı bir topluluktan geliyordu. Buna rağmen bu topluluk, çömlekçilik, sepet örme ve ahşap ile kemikten alet yapımı gibi alanlarda ileri beceriler geliştirmiş, aynı bölgede uzun süreli yerleşimler kurmuştu.

Bilim insanları, Takarkori’nin uzun süre izole kalmasının nedenlerinden birinin Yeşil Sahra’nın son derece çeşitli ekosistemleri olduğunu düşünüyor. Göller, sulak alanlar, ormanlar, savanlar ve dağlık bölgeler, insan toplulukları arasındaki etkileşimi doğal olarak sınırlamış olabilir.

Araştırmacılara göre Sahra’nın kumları altında, bu kayıp dünyaya dair daha pek çok mumya ve arkeolojik buluntu gizli olabilir. Bu kalıntılar, çöl kuruyup bugünkü halini almadan önce Sahra’da yaşamın nasıl olduğuna dair hikâyeyi tamamlayabilir.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Almanya'da bin yıllık haç keşfi: Hristiyanlık tarihi yeniden yazılıyor

İtalya'nın "Tutankamon'un mezarı": Arkeologlar, Vitruvius'a ait tek bazilikanın keşfini övüyor

Arkeologlar Budapeşte’de 1.700 yıllık Roma mezarı keşfetti