Yeni bir araştırmaya göre, Kuzey Afrika'da 'Neolitik Devrim' olarak bilinen dönüşüm, tek bir göç dalgası ya da basit bir kültürel aktarımın sonucu değil.
Kuzey Afrika’da tarımın nasıl ortaya çıktığına dair yıllardır süren tartışmalar, son genetik ve arkeolojik bulgularla yeniden şekilleniyor.
Saygın bilimsel dergi Nature'da yayımlanan bir araştırmaya göre, “Neolitik Devrim” olarak bilinen bu dönüşüm, tek bir göç dalgası ya da basit bir kültürel aktarımın sonucu değil.
Araştırma, MÖ 5500-4500 yılları arasında Mağrip bölgesinde tarımın yerel avcı-toplayıcılar, Avrupa’dan gelen ilk çiftçiler ve Doğu Sahra kökenli çoban topluluklar arasındaki uzun süreli etkileşimlerin sonucu olarak geliştiğini ortaya koyuyor.
Antik DNA, geçmişin izlerini ortaya çıkardı
Çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, Fas’taki üç arkeolojik alandan elde edilen antik DNA analizleri oldu. Tetouan’daki Kaf Taht el-Ghar mağarasında, yaklaşık 7 bin 400 yıl önce bölgeye ulaşan Avrupalı çiftçilerin torunlarına rastlandı.
Buna karşılık Khémisset yakınlarındaki Ifri n’Amr Ou Moussa alanında, birkaç yüzyıl sonra gömülen bireylerin tamamen yerel kökenli olduğu, ancak buna rağmen tarım ve seramik kullanımına geçtiği görüldü. Bu bulgu, yerel toplulukların dışarıdan gelen kültürel yenilikleri benimseyebildiğini, ancak tamamen yer değiştirmediğini gösteriyor.
Göç ve kültürel etkileşim
Rabat’ın güneyindeki Skhirat-Rouazi bölgesinde ise daha geç bir döneme ait kalıntılar, genetik olarak Bereketli Hilal kökenli çoban topluluklarla bağlantı kurdu. Bu durum, Sahra üzerinden gerçekleşen göçlerin Kuzey Afrika’daki kültürel dönüşümde önemli rol oynadığını destekliyor.
Araştırmaya göre, Mağrip bölgesi tarih boyunca izole bir coğrafya değildi. Cebelitarık Boğazı’nın iki yakasındaki topluluklar, Roma döneminden ve İslam’ın yayılmasından çok önce bile bilgi, teknoloji ve genetik miras alışverişinde bulunuyordu.
Tek bir 'Neolitik hikâye' yok
Araştırmacılar, Kuzey Afrika’da tarıma geçişin tek bir modelle açıklanamayacağını vurguluyor. Batı Mağrip’te göç ve genetik karışım daha belirleyici olurken, doğu bölgelerinde yerel topluluklar büyük ölçüde genetik sürekliliklerini koruyarak dışarıdan gelen fikirleri ve teknolojileri seçici biçimde benimsedi.
Bu da tarımın yayılmasının ne tamamen dışarıdan gelen bir “yer değiştirme” süreci ne de tamamen yerel bir icat olduğunu gösteriyor. Aksine, farklı bölgelerde farklı dinamiklerin etkili olduğu çok katmanlı bir dönüşüm süreci söz konusu.
Günümüz nüfuslarına uzanan etkiler
Çalışma, günümüz Kuzey Afrika halklarının genetik kökenlerinin de bu karmaşık süreçten etkilendiğini ortaya koyuyor. Özellikle Berberi topluluklarının atalarının yerel avcı-toplayıcılar, Avrupalı Neolitik çiftçiler ve Bereketli Hilal’den gelen çoban grupların karışımından oluştuğu belirtiliyor.
Bilim insanlarına göre bu bulgular, insanlık tarihindeki en büyük dönüşümlerden biri olan tarıma geçiş sürecinin, düşündüğümüzden çok daha çeşitli ve bölgesel farklılıklar içeren bir hikaye olduğunu gösteriyor.