Normandiya’daki mevsim dönüşümlerinden ve Bayeux Gobleni'nden esinlenen David Hockney’in 70 metrelik destansı eseri, Londra’daki yeni serginin yıldızı oldu.
2019’da Normandiya kırsalına taşınan İngiliz sanat ikonu David Hockney, kendini kısa sürede kırsal yaşamın ritmine bıraktı.
Meyve bahçeleri, kıvrımlı yollar ve sürekli değişen gökyüzüyle çevrili manzaralar arasında yaşayan sanatçı, aylar boyunca mevsimlerin dönüşümünü izledi; çoğu zaman "en plein air," yani açık havada çalıştı. Artık adeta imzası haline gelen Apple iPad’iyle donanan Hockney, evinin çevresindeki ışık, hava ve renklerdeki en ince değişimleri yakalayarak dışarıda eskizler yaptı, resimler üretti.
Bu günlük gözlemler zamanla birikerek sanatçının uzun kariyerinin en iddialı yapıtlarından birine dönüştü.
Normandiya’daki mevsim döngüsünden ve Orta Çağ’ın ünlü anlatı eseri Bayeux Gobleni'nden esinlenen 70 metre uzunluğundaki görkemli çalışma, Londra’daki Serpentine Gallery’de açılan yeni ve dönüm noktası niteliğindeki serginin yıldızı olarak öne çıkıyor.
Bayeux Gobleni'ne destansı bir saygı duruşu
'A Year in Normandie and Some Other Thoughts about Painting' başlıklı serginin küratörlüğünü Hans Ulrich Obrist üstleniyor. Obrist, Hockney'in "magnum opus"unu sanatçının kendi mahallesi Kensington'a geri getirmekten gurur duyuyor.
“'A Year in Normandie'yi Londra’da sergilemeyi hep istemişti; çünkü eser daha önce burada hiç gösterilmedi. Bu gerçek bir magnum opus, yani başyapıt. En önemli işlerinden biri,” diyor Obrist.
Orta Çağ’ın ünlü anlatı eseri Bayeux Gobleni'nin yakında Londra’daki British Museum’da sergilenecek olması da, bu tarihi yapıttan esinlenen bir çalışmanın aynı dönemde kente getirilmesini özellikle anlamlı kılıyor.
Duvar halısında olduğu gibi, David Hockney’in eseri de en iyi, galeri içinde karanlık mekânlar boyunca ilerleyerek deneyimleniyor. Ziyaretçiler, kışın yavaş yavaş bahara eridiği mevsimsel dönüşümü adım adım izleyebiliyor.
Pandemi döneminde üretilen ve 100’den fazla Apple iPad çiziminden oluşan seri ise sanatçının Fransa’daki bahçesinde dört mevsim boyunca ışığın ve havanın değişimini yakalıyor.
Sergide ayrıca, iPad yerine tuval üzerine akrilik boyayla yapılmış on özgün Hockney tablosu da yer alıyor. 88 yaşındaki sanatçı, bu eserlerde ailesini ve bakımını üstlenen kişileri resmetmiş.
Her bir parça, önden kurulan bir kompozisyon ve tekrar eden kareli masa örtüsü motifiyle birbirine bağlanıyor; bu da Hockney'in, düz bir yüzey üzerindeki tüm figüratif sanatın özünde soyut olduğuna dair inancını yansıtıyor.
'88 yaşında ama yenilik peşinde'
Sanat eleştirmeni Tabish Khan, "David Hockney için bir tür ulusal hazine demek bence yerinde olur" diyor ve ekliyor: "İnsanlar işlerine bayılıyor ve yalnızca adı bile yeni izleyiciler çekiyor. Ama bence hepimizin onda takdir ettiği şey, yaş aldıkça da yenilik yapmayı asla bırakmaması."
Khan, David Hockney’in mevsimlerin dönüşümü gibi temalara yeniden eğilmesini özellikle anlamlı buluyor: “Bir sanatçı yaş aldıkça, geriye dönüp yaslanabileceği sayısız anı ve ardında bıraktığı uzun bir kariyer birikiyor elbette. Ama Hockney aynı zamanda bugünü yaşamaya devam ediyor. Normandiya’da yaşaması, orada bir yıl geçirmesi ve mevsimlerin nasıl değiştiğini gözlemlemesi bunun bir parçası. Hâlâ doğadan besleniyor; bence bu gerçekten çok güzel ve etkileyici.”
Deneyimi galeri duvarlarının ötesine taşımak amacıyla, bahar manzaralı bir ağaç evi tasvir eden mekâna özgü dijital bir duvar resmi de Serpentine North’un bahçesine yerleştirildi. Böylece sergi, izleyiciyi yalnızca iç mekânda değil, açık havada da Hockney’in mevsimsel dünyasıyla buluşturuyor.
Ücretsiz gezilebilen 'A Year In Normandie and Some Other Thoughts about Painting' sergisi, 12 Mart - 23 Ağustos tarihleri arasında görülebilir.