Taşkent Uluslararası Caz Festivali, Avrupa, Amerika ve Orta Asya’dan sanatçıları ücretsiz açık hava konserleriyle buluşturdu. Organizatörlere göre hem izleyici sayısı hem de uluslararası ilgi giderek artıyor.
Taşkent’te Nisan ayının ılık bir akşamında, binlerce kişi Uluslararası Caz Festivali’nin açılış günleri için Uluslararası Forumlar Sarayı’nın önünde toplandı.
Kimileri sahnenin hemen önünde ayakta konseri izlerken, kimileri geniş alana yayılmış çimenlerde arkadaşları ve aileleriyle oturmayı tercih etti.
Sahneyi iki yandan çerçeveleyen dev ekranlarda, Stanley Clarke ve grubunun yakın plan görüntüleri, müzisyenlerin performansa tamamen odaklandığını yansıtıyordu.
Kalabalığın içinde uzun yıllardır caz dinleyenlerle bu türle ilk kez karşılaşanlar yan yana duruyor, farklı yaş ve deneyimlere rağmen aynı sahnenin ritmine ortak oluyordu.
Stanley Clarke’ın dört Grammy ödülü bulunuyor; yarım yüzyılı aşkın süredir kayıt yapıyor ve Miles Davis ile The Rolling Stones gibi önemli isimlerle çalıştı.
Clarke’ın konseri sırasında Muhitdin Jalolov, iki torunuyla birlikte çimenlere oturmuştu. “Onlara ruha hitap eden müziğin nasıl bir şey olduğunu göstermek istedim,” dedi.
Clarke ise bu duyguyu iyi anladığını belirtiyordu:
“19 yaşındayken benden büyük müzisyenlerle çalıyor, onlardan çok şey öğreniyordum,” dedi. “Şimdi yaşlı olan müzisyen benim ve davulcum 16 yaşından, piyanistim ise 18 yaşından beri benimle çalıyor. Müziğimiz zaman içinde böyle gelişiyor.”
Festival, UNESCO himayesinde Özbekistan Kültür ve Sanat Geliştirme Vakfı tarafından düzenleniyor.
Bu yılki programda Stanley Clarke, Incognito, GoGo Penguin, Tigran Hamasyan ve Kurt Elling gibi isimlerin yanı sıra Romanya ve İsrail büyükelçiliklerinin davet ettiği topluluklar da sahne aldı. Kapanış gecesi ise tamamen Özbek müzisyenlere ayrıldı, sahneye Mansur Tashmatov liderlik etti.
Yağmur altında bir gece
Gunhild Carling’in sahnede olduğu, Incognito konserinden bir önceki gece yağmur başladı. Seyircilerin arasında Bluey Maunick da vardı. Buna rağmen kimse alanı terk etmedi.
Maunick, bu anı şöyle yorumladı: “Dünyayı dolaştım ve önemli olan şeylerden biri, yaptığınız işle insanların bağ kurmasıdır. Kalabalığın yağmur altında dağılmadığını görünce, Taşkent’le aramızda bir bağ kurulacağını anladım.”
O akşam izleyiciler arasında, Özbekistan’ın tarihi şehirlerini gezen İsveçli turist Saga Almen de vardı. Seyahati planlarken festival hedefinde yoktu, ama deneyimin bir parçasına dönüştü.
“Taşkent’te caz festivali yapıldığını duyunca, gitmek istedim” dedi. “Çocukluğumdan beri hayranı olduğum Gunhild Carling’i dinleme şansına eriştim. İkimiz de İsveçliyiz ve burada, Taşkent’te karşılaşmış olmamız bana olağanüstü geliyor.”
Taşkent sahnede
Incognito’nun kurucusu Bluey Maunick için Taşkent’e bu ilk ziyaretti. Vokalist Tony Momrelle ise kente üçüncü kez geliyordu.
“Müzik yolculuğum beni dünyayı dolaştırdı, birçok güzel insan ve kültürle tanıştırdı” dedi Momrelle, Euronews’e konuşurken. “Ama bir şehri şehir yapan insanlarıdır ve Taşkent’te insanlar bize sadece sevgi gösterdi.”
Maunick prodüksiyon standartlarını da övdü.
“Ekip, ekipman, burada her şey birinci sınıf” dedi.
Performansın neden önemli olduğu konusunda da aynı açıklıkla konuştu.
“Dünyanın bir yerinde, her gün birilerinin müzikten alacağı enerjiye ihtiyacı oluyor. Bu kez sıra Taşkent’te” dedi. “Müzik eğlendirir, iyileştirir ve öğretir. Üretmeye devam etmek için yeni deneyimlere ihtiyaç var. Bizim için de bu, o deneyimlerden biri.”
Yeniden dönülen bir şehir
Festival alanının yakınında yaşayan emekli piyano öğretmeni Madina Azimova, etkinlik başladığından beri her edisyona katılıyor.
Sahneye yaklaşan kalabalığın ortasında, “İlk yıllarda tek başıma geliyordum, şimdi burada tanıştığım arkadaşlarımla geliyorum” diyor. “Artık bizim için bahar, caz festivaliyle özdeşleşti. Uluslararası sanatçıların çoğunu tanıyorum ama her yıl yeni yerel gruplar da keşfediyorum.”
Vakıf’a göre, izleyici ilgisi istikrarlı biçimde artıyor; katılım yükselirken yurtdışından gelen ziyaretçi sayısı da çoğalıyor.
Özbekistan’ın ötesinde
Uluslararası Caz Festivali, Özbekistan’ın turizm, diplomasi ve kültürde uluslararası etkileşime daha açık bir politika izlemeye başladığı 2016 yılında hayata geçti.
Özbekistan Kültür ve Sanat Geliştirme Vakfı, ücretsiz giriş, açık hava konserleri ve uluslararası kadro gibi unsurlarıyla festivalin formatının hem sanatçılar hem de izleyiciler için başlıca çekim unsuru olduğunu vurguluyor.
“Pek çok müzisyen için bu, çalışmalarını geniş ve farklı kesimlerden oluşan bir dinleyici kitlesine sunmak açısından benzersiz bir fırsat” diyor Vakıf.
“Zaman içinde sanatçılar, katılımlarını giderek yalnızca bir konser olarak değil, anlamlı bir kültürel etkinlik olarak görmeye başladı.”
Vakıf ayrıca, festivalin uluslararası itibarı arttıkça turizm üzerindeki etkisinin de büyüdüğünü belirtti.