Birleşik Krallık’taki yaşçılık karşıtı bir kampanya, son üç yılın en çok gişe yapan filmlerinde 60 yaş üstü kadın başrolden çok 'Chris' adlı erkek oyunculara ya da konuşan hayvanlara yer verildiğini ortaya koydu. Bu nasıl bir tablo?
Hollywood yıldızlarının ve gişe rekortmeni jönlerin orantısız biçimde büyük bir bölümünün adının Chris olduğunu hiç fark ettiniz mi?
Chris Evans, Chris Hemsworth, Chris Pine, Chris Pratt...
Sosyal medya kullanıcılarının en sevdikleri Chris'i sıraladığı bu durum, hatta ‘Chris'ler Savaşı’ diye anılır oldu.
İpucu: Kazanan pek Pratt olmuyor, aslında her zaman Walken olmalı. Bir de Pine'ın mavi gözlerine çok uzun süre dalmayın; nice denizci o okyanusta boğuldu.
Ancak “En iyi Chris hangi Chris?” sorusunun peşine düşmek, genetik açıdan ayrıcalıklı oyunculara söylenip durmaktan çok daha kaygı verici bir gerçeği gizliyor olabilir. İngiltere merkezli Ageing Better kuruluşunun Age Without Limits kampanyası (kaynak İngilizce) verilerine göre, beyazperdede başarıya ulaşmak istiyorsanız, 60 yaş üstü bir kadın olmaktansa adınız Chris olan bir erkek olmanız çok daha avantajlı.
Yaşçılığa meydan okuyan ve insanların yaşlanmaya bakışını değiştirmeyi amaçlayan kampanya, 2023, 2024 ve 2025'te Birleşik Krallık'ta gösterime giren ve en çok hasılat yapan 100 filmi inceledi. Son üç yılda en çok gişe yapan 100 filmden yalnızca beşinin başrolünde 60 yaş üstü bir kadın oyuncu vardı.
Buna karşılık, altı filmde başrolde Chris adlı bir erkek oyuncu yer aldı; bunların yarısında da Chris Pratt oynuyordu (The Super Mario Bros Movie; Guardians of the Galaxy Volume 3, The Garfield Movie).
Merak edenler için, son üç yılda başrolünde 60 yaş üstü bir kadın olan ve Birleşik Krallık'ta en çok hasılat yapan filmler şunlar: Jennifer Saunders'ın başrolünde olduğu Allelujah (2023); Nia Vardalos'ın oynadığı My Big Fat Greek Wedding 3 (2023); Diane Keaton'lı Book Club: The Next Chapter (2023); Demi Moore'un başrolünde yer aldığı The Substance (2024); ve Jamie Lee Curtis'li Freakier Friday (2025).
Haksızlık edildiğini düşünmeden önce: 2025'te Birleşik Krallık'ta en çok hasılat yapan ikinci film olan Bridget Jones: Mad About The Boy listede yer almıyor; çünkü Renée Zellweger'in 60 yaşını doldurmasına hâlâ üç yıl var.
Ve dahası da var. Age Without Limits'in araştırmasına göre, filmlerde başrolde konuşan bir hayvan olma ihtimali, 60 yaş üstü bir kadın oyuncuya göre dört kat daha yüksek.
Kung Fu Panda'nın Po'su ile Paddington'ın şu sıralar biraz mahcup hissetmesi işten bile değil.
Age Without Limits kampanyası şimdi film endüstrisine, sinemada yaşlı kadınların daha iyi temsil edilmesi çağrısında bulunuyor; bu çağrıya 67 yaşındaki Oscar ödüllü Britanyalı oyuncu Dame Emma Thompson da kulak vermiş durumda.
Thompson yaptığı açıklamada, “Kadınlar nüfusun yarısını oluşturuyor ve yaşlanıyoruz. Peki bizimle ilgili hikâyeler nerede? Yaşlandıkça daha da ilginçleşiyoruz. Yaş alan kadınları merkeze alan daha fazla film görmek istiyorum; biz etkileyici, ilişki kurulabilir ve sahnenin tam ortasını çoktan hak etmiş kadınlarız” dedi.
Şöyle devam etti: “Yaşlı kadınların ekranda var olmak için izne ihtiyacı yok. Zaten bu dünyada varız, sinemanın da artık buna ayak uydurması gerekiyor.”
Ageing Better'ın CEO'su ve Centre for Ageing Better'ın başkanı Dr Carole Easton OBE ise şunları söyledi: “Son yıllarda başrolde yaşlı bir kadının olduğu bu kadar az film çekilmiş olması tam anlamıyla akıl almaz. Birleşik Krallık'ta sinema seyircilerinin beşte birine kadarı 55 yaş ve üzerinde; bu yaş grubu her yıl sinemaya yüz milyonlarca sterlin harcıyor.”
Easton sözlerini şöyle sürdürdü: “Başlıca film rollerinde yaşlı oyuncuların temsili, sinemaya giden izleyici kitlesi içindeki yaşlı kadınların oranıyla kıyaslandığında son derece orantısız; temsil eksikliği, açıkçası, hakaret niteliğinde. Ne yazık ki bu durum yalnızca sinemaya özgü değil. Medyanın birçok türünde, farklı istihdam sektörlerinde ve kamusal yaşamın pek çok alanında, yaşlı kadınların katkısı küçümseniyor, marjinalleştiriliyor ve görmezden geliniyor.”
Dr Easton şöyle devam etti: “Yaşçılığa ve onun cinsiyetçilikle kesişmesine hep birlikte karşı durmalı, kültürel kapı bekçilerine, izlediğimiz, dinlediğimiz ve okuduğumuz yapımlarda hayatın tüm yönlerinin ve tüm evrelerinin temsil edilmesini istediğimizi söylemeliyiz.”
Centre for Ageing Better ayrıca Birleşik Krallık'tan 4 bin kişiyle anket yaparak, 60 yaş üstü kadınların başrolde olduğu hikâyelere yönelik seyirci iştahını ölçtü.
Her üç kişiden biri (%33), başrolünde 60 yaş üstü kadın oyuncuların yer aldığı film sayısının yeterli olmadığını söylerken, yaklaşık otuz kişiden sadece biri (%3), başrolünde 60 yaş üstü kadın oyuncu olan film sayısının fazla olduğunu düşünüyor.
Yalnızca kadınların yanıtları incelendiğinde, başrolde 60 yaş üstü kadın oyuncuların yer aldığı film sayısının yetersiz olduğunu düşünenlerin oranı neredeyse beşte ikiye (%39) yükseliyor.
West London Üniversitesi Film, Medya ve Tasarım Fakültesi'nden akademisyenlerin hazırladığı çalışma, son on yılda Britanya filmlerinde 65 yaş ve üzeri kadın karakterlerin, aynı yaştaki erkeklere kıyasla üç kattan fazla oranda daha az yer bulabildiğini ortaya koydu.
Araştırmada ayrıca 50 yaş üstü kadın karakterlerin, incelenen filmlerdeki yaşıt erkek karakterlere göre %14 daha az konuştuğu belirlendi.
Bilim insanları, güçlü, aktif ve çok boyutlu yaşlı kadın karakterlerin son derece nadir olduğunu; yaşlı kadınların çoğu zaman “pasif, acınası, yaşına uygun davranmadığı için alaya alınan ve çoğunlukla ana hikâyeyle ilgisiz” biçimde tasvir edildiğini de saptadı.
Age Without Limits kampanyasının eş lideri Harriet Bailiss şunları söyledi: “Film endüstrisi, yaşlı insanları ve özellikle de yaşlı kadınları doğru düzgün temsil etmeyerek, onları toplumun kenarına itme sürecine aktif biçimde katılıyor.”
“Günlük yaşamlarında etraflarını saran yaşçılığı içselleştirip kendi değerini sorgulamaya başlayan birçok yaşlı insan için bu temsil eksikliği, yaşlandıkça insanların öneminin azaldığı fikrini daha da pekiştiriyor. Popüler kültürde ya da reklamlarda kendilerini görmediklerinde, bu kadar çok kadının yaş aldıkça görünmez olduğunu hissetmesine şaşmamak gerek.”
Bailiss sözlerini şöyle tamamladı: “Yaşçılık en yaygın ayrımcılık biçimi ama hâlâ yeterince ciddiye alınmıyor. Yaşçılık; işi, sağlığı, ilişkileri, hedefleri, özgüveni ve nihayetinde de kimin hayatının yatırım yapmaya değer görüldüğünü sınırlıyor. Yaşçılık hepimizi etkiliyor ama onu ortadan kaldırmak için hepimiz üzerimize düşeni yapabiliriz. Sorgulamak ve meydan okumak, her birimizle başlıyor.”
Peki bu yıl şimdiye kadar bir ilerleme kaydedildi mi?
76 yaşındaki Meryl Streep'in The Devil Wears Prada devam filmi, dünya çapında 600 milyon dolar gişe barajını aşarak, 2026'nın öne çıkan hitlerinden biri konumunu pekiştirdi. Ancak hem Project Hail Mary hem de The Super Mario Galaxy Movie daha önde; bu filmlerin dünya çapındaki güncel gişe hasılatı sırasıyla 670 milyon ve 800 milyon dolar.
İlk filmde başrolde konuşan uzaylı bir kaya var. İkincisinde ise Chris Pratt.
Umarız işler değişir ve Hollywood artık Pratt'lik etmeyi bırakır.