Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Besteci Ludwig Göransson 'The Odyssey' için Antik Yunan çalgılarını yeniden canlandırdı

The Odyssey
The Odyssey ©  Universal Pictures
© Universal Pictures
By Burcu Basaran
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Christopher Nolan'ın 13. uzun metrajlı filmi "The Odyssey," lir tellerinden Sirenlerin büyülü çağrısına uzanan radikal ses tasarımı ile sinema dünyasında ezber bozdu. Yapım, lir, aulos ve bronz materyallerle Antik Yunan’ın atmosferini yeniden canlandırdı.

Homeros’un ölümsüz destanını beyazperdeye taşıyan "The Odyssey," izleyiciyi sadece görselliğiyle değil, Antik Yunan’a uzanan radikal müzik tercihleriyle de etkileyici bir yolculuğa çıkarıyor.

REKLAM
REKLAM

"Tenet" ve "Oppenheimer" projelerinden sonra Oscar ödüllü besteci Ludwig Göransson ile yeniden bir araya gelen Christopher Nolan, filmin müzikal anlatısı için oldukça net bir kural koydu: Film müziklerinde hiçbir şekilde orkestra kullanılmayacak.

Göransson, Time Magazine’e verdiği demeçte süreci şöyle anlatıyor: "O dönemde (Antik Yunan) orkestra diye bir şey yoktu. Bu durum bizim için hem büyük bir meydan okumaydı hem de sıradışı bir şey yaratmak adına harika bir kapı açtı."

Hurda metallerden antik çalgılara uzanan ses laboratuvarı

Filmin Bronz Çağı’nda geçmesinden yola çıkan Nolan, müziklerin ana temasının bronz materyaller olmasını önerdi. Bu doğrultuda farklı boyutlarda 35 adet bronz gong kiralayan İsveçli besteci Göransson, bunları synth'lerle kaydedip duvarlara, demir korkuluklara ve hurda metallere vurarak yeni ses tonları elde etti.

Göransson, müziğe derinlik katarken lir ve aulos gibi unutulmaya yüz tutmuş Antik Yunan çalgılarını da yeniden canlandırdı. Tarihte genellikle epik şiir anlatılarına eşlik eden U formundaki telli çalgı lir, filmde sadece ritim tutmakla kalmıyor, tellerin gergin tınısı doğrudan Odysseus’un yayından çıkan ok sesiyle özdeşleştiriliyor.

Kökeni MÖ 9. yüzyıla kadar uzanan lir, Yunan mitolojisinde tanrı Apollon ve Orpheus ile simgeleşmiştir.

"Sinners" filminin müzik dalında En İyi Orijinal Müzik ödülünü kazanan Ludwig Goransson, Los Angeles'ta düzenlenen törende ödülüyle poz veriyor, 15 Mart 2026.
"Sinners" filminin müzik dalında En İyi Orijinal Müzik ödülünü kazanan Ludwig Goransson, Los Angeles'ta düzenlenen törende ödülüyle poz veriyor, 15 Mart 2026. Photo by Jordan Strauss/Invision/AP

Filmdeki müzikal deneyin en dikkat çekici anlarından biri ise denizcileri ölüme çeken Sirenler sahnesinde yaşanıyor.

The New York Times’ta yer alan bir habere göre Göransson, Antik Yunan’ın obua benzeri çift borulu üflemeli çalgısı aulos’tan faydalandı.

Antik tiyatro oyunlarından dini tören alaylarına (pompeler), atletizm yarışmalarından askeri savaş danslarına (Pyrrhic) kadar dönemin ritmini belirleyen aulos, çalması son derece güç bir enstrüman. Batı müziğindeki standart nota aralıklarının dışına çıkan tiz ve mikrotonal yapısıyla bu enstrüman, dinleyicide doğrudan akustik bir oryantasyon kaybı yaratıyor ve Sirenlerin o hipnotize edici çağrısını kusursuz biçimde ekrana taşıyor.

Müzikal açıdan filmin en şaşırtıcı hamlelerinden biri de ünlü rapçi Travis Scott’ın bir ozan (bard) olarak rol alması oldu. Nolan bu tercihi, "Bu hikayenin kuşaktan kuşağa sözlü şiir olarak aktarıldığı fikrine göz kırpmak istedim, ki bu da günümüzdeki rap kültürüyle birebir örtüşüyor," sözleriyle açıkladı.

Matt Damon, Anne Hathaway, Tom Holland, Robert Pattinson, Zendaya ve Charlize Theron’un gibi dev bir oyuncu kadrosuna sahip filmin soundtrack albümünde, Travis Scott, James Blake, Göransson ve Nolan imzalı "When I’m Home" şarkısı da yer alıyor.

Filmin müziklerindeki bu radikal devrim, görsel taraftaki muazzam ve insani işçilikle tamamlandı.

Tamamı IMAX kameralarla çekilen ilk sinema filmi olarak tarihe geçen The Odyssey’de Nolan, dijital efektlerden (CGI) tamamen uzak durarak her sahneyi pratik yöntemlerle çözdü.

LA Times'a verdiği röportajda yaratım sürecinde Guillermo del Toro'nun rehberliğine güvendiğini belirten Nolan, altı başlı deniz canavarı Scylla'dan tepegöz Polyphemus'a kadar tüm canavarlara tıpkı birer karakter gibi yaklaştığını ifade etti.

Yakın zamanda Frankenstein ile Oscar’da Yapım Tasarımı, Kostüm ve Makyaj dallarında ödülleri silip süpüren Del Toro'nun yaklaşımını izleyen Nolan, tepegöz Polyphemus karakterinin özünü ise fiziksel performansına güvendiği pandomim sanatçısı ve oyuncu Bill Irwin’e emanet etti. Karakter; robotik sistemler, animatronikler ve kukla sanatının birleşimiyle hayata geçirildi.

Nolan, kuma gömülen oyunculardan Circe sahnelerine ve yeraltı dünyası tasvirlerine kadar her detayda organik yöntemleri tercih etti. Filmin en gerilimli ve vahşi orman savaşı sahneleri ise İskoçya’daki Culbin Ormanı’nda tam 7 adet IMAX kamerasıyla kaydedildi. Devasa boy farklarını dijital hileler olmadan yaratmak isteyen yönetmen, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinden hatırlanan zoraki perspektif (forced perspective) tekniğini kullandı. Devleri canlandırmak için 2.10 metrenin üzerindeki oyuncular tercih edilirken, Odysseus’un adamları için 1.50 metre civarındaki dublörler kamera karşısına geçirilerek aradaki ürpertici boyut farkı doğal yollarla beyazperdeye yansıtıldı.

Ek kaynaklar • TIME

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Homeros'un memleketi İzmir mi? Bornova'daki mağara yeniden gündemde

Yunanistan ve Türkiye arasındaki 'işkembe' savaşı; Homeros'un mirası mı yoksa Osmanlı hediyesi mi?

İthaka’da Homeros’un Okulu: Yeni kazılar kültürel mirası aydınlatıyor